Haber Merkezi - ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni askeri harekat tehditleri ve "10-15 günlük" mühlet tanıması, Tahran sokaklarında korku ve belirsizliği tırmandırdı. Geçen yılki savaşın travmasını atlatamayan kent sakinleri; uykusuzluk, panik atak ve derin bir depresyonla karşı karşıya.
Emekli Hamid, aldığı uyku ilaçlarına rağmen geceleri gözüne uyku girmediğini anlatıyor.
Hamid gibi milyonlarca Tahranlı, ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamalarının ardından yeniden "savaş kabusuyla" uyandı.
Tahranlılar, geçen yılın 12-13 Haziran gecesi İsrail’in düzenlediği ve 12 gün süren yıkıcı savaşın bir benzerinin tekrarlanmasından endişe ediyor.
Trump’ın "15 günlük" mühleti tansiyonu yükseltti
İran ile ABD arasındaki nükleer program gerilimi, sekiz aydır bölgenin üzerinde kara bir bulut gibi dolaşmaya devam ediyor.
Trump’ın geçtiğimiz perşembe günü yaptığı, "yeni bir anlaşma veya askeri güç kullanımı" için verdiği 10 ila 15 günlük mühlet, Tahran'da sinirleri germiş durumda.
Trump cuma günü yaptığı açıklamada da İran’a yönelik yeni bir askeri saldırıyı "tartıştıklarını" duyurdu.
"Ölüm kabusları peşimi bırakmıyor"
IT sektöründe çalışan Mona Ahmadvand, durumu şu sözlerle özetliyor:
"Bence İran, ABD ve İsrail arasındaki bir savaştan kaçış yolu yok."
Bu karamsarlık, Tahran halkının büyük bir kısmında hakim. 31 yaşındaki Haniye ise yaşadığı psikolojik çöküntüyü şu sözlerle anlatıyor:
"Geceleri artık uyuyamıyorum. Ölüm kabusları peşimi bırakmıyor. Depresyona girdim."
Kentteki gerginlik o kadar yüksek ki, geçen hafta yağan yağmurdaki gök gürültüsü veya İslam Devrimi'nin 47. yıl dönümü kutlamalarındaki havai fişek sesleri, halkın büyük kesimi tarafından "savaş başladı" sanılarak paniğe yol açtı.
Kafe ve çayhanelerde tek gündem: Savaş mı, anlaşma mı?
Tahran sokaklarında, kafe ve çayhanelerde tek bir konu konuşuluyor: Savaş çıkacak mı? Dedikodular ve belirsizlik halkın kaygısını daha da artırıyor.
Bir Tahran sakini, "Bu insanların psikolojisiyle oynanan sonu gelmez bir oyun. Bir gün savaş, bir gün anlaşma deniyor. Her şey saat başı değişiyor" diyor.
Bölgedeki gerilimi tırmandıran bir diğer etken ise geçtiğimiz Ocak ayında rejim karşıtı gösterilerde binlerce kişinin hayatını kaybetmesi ve üç hafta süren internet kesintisi oldu. STK’lar güvenlik güçlerini suçlarken, İranlı yetkililer ölümlerden ABD ve İsrail destekli "teröristleri" sorumlu tutuyor.
Hazırlıklar başladı: Stok ve güvenlik önlemleri
Savaşın 10 gün içinde başlayacağına inanan Haniye, evinin pencerelerini sıkıca kapattığını ve bir haftalık erzak depoladığını söylüyor.
Mona Ahmadvand da benzer şekilde; bisküvi, su, hazır gıda ve pil stokladığını belirterek, "En kötü senaryoya hazırım. Savaş istemiyorum ama gerçekleri de görmezden gelemeyiz" ifadelerini kullanıyor.
Tahran’ın yoğun trafiği ve kalabalık caddeleri dışarıdan bakıldığında "normal" bir hayat görüntüsü verse de, binaların içinde ve insanların zihninde derin bir savaş korkusu hüküm sürüyor. İran, herhangi bir saldırı durumunda İsrail’i ve bölgedeki
ABD üslerini vuracağı yönündeki tehditlerini sürdürürken; Tahran halkı önümüzdeki 10 günün neler getireceğini dehşet içinde bekliyor.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın