Kuveyt'ten Irak'a 'yeni harita' tepkisi: Egemenlik haklarımız ihlal ediliyor
Haber Merkezi - Kuveyt hükümeti, Irak'ın Birleşmiş Milletler'e (BM) sunduğu yeni deniz sınırı haritalarına sert tepki göstererek, Bağdat'ı toprak ve karasuları egemenliğine müdahale etmekle suçladı.
Kuveyt Dışişleri Bakanlığından cumartesi günü (21 Şubat 2026) yapılan açıklamaya göre; Kuveyt Dışişleri Bakan Yardımcısı Vekili Aziz Rahim ed-Dihani, Irak'ın Kuveyt Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Dr. Zeyd Abbas Şenşul'u bakanlığa çağırarak kendisine resmi bir protesto notası verdi.
Kuveyt'in bu diplomatik adımı, Irak'ın deniz alanlarına ilişkin yeni bir koordinat listesi ve haritayı Birleşmiş Milletler'e sunmasının hemen ardından geldi. Kuveyt yönetimi, söz konusu haritaların "Kuveyt Devleti'nin deniz alanlarındaki egemenliğine yönelik açık bir müdahale" olduğunu bildirdi.
Bakanlık açıklamasında özellikle "Faşt el-Kayd" ve "Faşt el-Ayc" bölgelerine dikkat çekildi. Açıklamada, geçmişte üzerinde hiçbir anlaşmazlık bulunmayan bu alanların statüsünün Irak'ın yeni haritasında değiştirildiği ifade edildi.
Faşt el-Kayd ve Faşt el-Ayc; Kuveyt karasularında, Irak sınırları ile Hor Abdullah (Khor Abdullah) bölgesi yakınlarında yer alan ve suların çekilmesi (cezir) sırasında doğal olarak deniz seviyesinin üzerine çıkan kara parçaları olarak biliniyor.
"Tarihi İlişkilere ve uluslararası hukuka saygı duyun"
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, Bağdat yönetimine "iki ülke ve kardeş halklar arasındaki tarihi ilişkileri" göz önünde bulundurma ve meseleye karşı ciddi, sorumlu bir tavır sergileme çağrısında bulundu.
Açıklamada, Irak'ın uluslararası hukuk kurallarına ve 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne uyması gerektiği vurgulandı. Ayrıca sınırların ve bölgesel istikrarın korunması amacıyla geçmişte iki ülke arasında imzalanan mutabakat ve ikili anlaşmalara sadık kalınmasının zorunluluğu yinelendi.
Kronikleşen deniz sınırı anlaşmazlığı
Irak ile Kuveyt arasındaki deniz sınırları ve karasularının paylaşımı meselesi, iki ülke arasında zaman zaman diplomatik gerilimlere yol açan en önemli askıdaki dosyalardan biri olmaya devam ediyor. Bu tür anlaşmazlıkların çözümünde temel alınan 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi, 16 Kasım 1994'te yürürlüğe girmiş ve dünya denizlerinin adil kullanımı ile sınırların belirlenmesinde kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturmuştu.