Suriye Alevileri Şam’a meydan okudu, Kürtleri örnek gösterdi
Haber Merkezi - Suriye ve Diyaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi, yayımladığı görüntülü deklarasyonla mevcut yönetime adeta meydan okudu. Konsey Başkanı Gazal Gazal, "Sırayla Kürtleri ve Şamlıları hedef alan bu yapı gerçek bir ortaklık kuramaz; haklarımızı pazarlıkla değil, hukukla alacağız" dedi.
Suriye’deki Alevi toplumunun en üst ruhani mercisi olan Suriye ve Diyaşpora Yüksek Alevi İslam Konseyi, ülke tarihindeki en sert ve net bildirilerinden birini yayımladı.
Konsey Başkanı Gazal Gazal tarafından okunan mesajda, Suriye'deki mevcut siyasi durum ve "ulusal uzlaşı" söylemleri ağır bir dille eleştirildi.
"Davamız adalet gelene kadar sürecek"
9 Şubat 2026 tarihinde paylaşılan bildiride, Alevilerin davasının kişisel bir mesele değil, bölünemez bir "halk davası" olduğu vurgulandı.
Gazal Gazal, "Bu dava haksız yere dökülen ilk kan damlasıyla başladı. Hak gasp edildiği ve adalet kaybolduğu sürece de devam edecektir. Bu topraklarda onurlu bir Alevi nefesi kaldığı müddetçe mücadelemiz sürecektir" ifadelerini kullandı.
"Önce Kürtler, sonra Şamlılar hedef alınıyor"
Mevcut otoritenin, Suriye’nin farklı toplumsal bileşenlerini sırayla hedef alarak ayakta kalmaya çalıştığını savunan Gazal, bildiride şu çarpıcı tespitlere yer verdi:
"Bu yapı, toplumu meşruiyet kaynağı olarak değil, bir pazarlık aracı olarak görüyor. Bileşenleri sırayla hedef alma mantığıyla çalışıyorlar. Bunun son örneği; önce Kürtlere saldırılması, ardından Şam’ın yerli halkına yönelik tacizlerdir. Bazen 'güvenlik', bazen 'bölünmeyi engelleme', bazen de 'kurtuluş' adı altında saldırıyorlar. Ancak sonuç hep aynı: Sayısız ihlal, katliam ve askıya alınmış haklar."
"Gerçek bir ortaklık yok, emrivaki bir yönetim var"
Suriye'de yürütülen güncel süreci "ulusal uzlaşı" olarak tanımlamayı reddeden Konsey Başkanı, sistemi "meşruiyet krizi yönetmekle" suçladı:
"Bugün yaşananlar ne bir ulusal uzlaşı ne de gerçek bir ortaklıktır. Bu, hiçbir Suriyeli bileşenle istikrarlı bir ilişki kurmayı başaramayan, zorla dayatılmış bir otoritenin kriz yönetimidir. İçerideki büyük başarısızlıklarını, dışarıda her ne pahasına olursa olsun tutunmaya çalışarak örtbas etmek istiyorlar."
"Kanımız üzerinden pazarlığa kapalıyız"
Alevi toplumu olarak gerilimden yana olmadıklarını ancak teslimiyetçi bir tutumu da reddettiklerini belirten Gazal, "Yarım çözümleri veya suçların 'reform' adı altında aklanmasını kabul etmiyoruz. Bir devlet inşa etmeyi başaramayan bu sistemin ne örtüsü, ne yakıtı, ne de rehinesi olacağız" dedi.
"Güvenlik bir lütuf değil, hukuki haktır"
Bildirinin sonunda, Suriye’deki tüm halklar için varlık ve güvenlik haklarının birilerinin lütfuyla değil, ancak hukuki ve siyasi yollarla teminat altına alınabileceği belirtildi:
"Varlık, güvenlik ve ortaklık; sadece ahlaki talepler değildir. Bunlar hukuki ve siyasi haklardır. Bu haklar pazarlıkla veya minnetle değil, eksiksiz bir şekilde geri alınacaktır. Bu sözümüz; dökülen kanlara ve unutulmayacak tarihimize olan sadakatimizdir."