Halep'te kadın asayiş üyesinin cenazesini binadan atan kişi hakkında yeni iddia

Erbil (Rûdaw) – Halep'in Şeyh Maksud Mahallesi'nde İç Güvenlik Güçleri'nin kadın savaşçısının cenazesini bir binadan aşağı atılmasına ilişkin yeni bilgiler ortaya çıktı.

Görüntülerde, asayiş üyesi kadının cenazesini bir binadan aşağı atan silahlı gruptan birisinin Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) bünyesinde yer alan Mısır uyruklu Ahmed Hamad el-Mansur olduğu iddia edildi.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Şam geçiş hükümetine bağlı silahlı grupların, Şeyh Maksud Mahallesi’nde yaşamını yitiren bir kadın savaşçının cenazesine hakaret ettiği, “Allahu Ekber” sloganları eşliğinde cenazeyi bir binadan aşağı attığı görülüyor. Görüntüler, dünya ve Kürt kamuoyunda büyük öfke yarattı.

Mısır uyruklu HTŞ üyesi

ANHA’nın aktardığı bilgilere ve Mısırlı aktivistlerin paylaştığı bilgilere göre, cenazeyi binadan atan grupta yer alan silahlı kişinin Ahmed Hamad el-Mansur olduğu tespit edildi. El-Mansur’un Mısır’ın İskenderiye kentinde doğduğu, kökeninin Sohag vilayetine dayandığı ve El Ezher İlahiyat Üniversitesi'nde dini eğitim öğrenim gördüğü ifade ediliyor.

Ahmed el-Mansur, Mısır güvenlik güçleri tarafından “terör suçlamalarıyla aranan” isimler arasında yer alıyor. 2011 yılında Mısır’daki Tahrir Meydanı ve Rabia gösterilerine katıldığı, bu süreçte cihatçı gruplarla ilişki kurduğu, Müslüman Kardeşler iktidarının devrilmesinin ardından Suriye’ye geçtiği belirtiliyor. El-Mansur’un bilinçli olarak Suriye’yi seçtiği ve daha sonra HTŞ saflarına katıldığı aktarılıyor.

El-Mansur’un Suriye'den yaptığı sosyal medya yayınlarında Mısır’a yönelik tehditlerde bulunduğu ve Şam'ın yönetimi ile Kahire arasında diplomatik krize yol açtığı öğrenildi. Mısır'ın tepkisi üzerine Suriye geçiş hükümetince gözaltına alındı.   

İç Güvenlik Güçleri üyesi olduğu kesinleşti

Rojava kaynaklarından edinilen bilgilere göre, söz konusu kadın savaşçının İç Güvenlik Güçleri’nin üyesi olduğu netlik kazandı. Kadın savaşçı Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde Şam yönetimine bağlı güçlere karşı, yaşanan çatışmalarda uzun süre tek başına direndi. Elindeki suikast silahıyla karşısındaki güçlere karşı koyduğu, mühimmatı bitene kadar çatıştığı ve son ana kadar direnişi sürdürdüğü öğrenildi. Yakalanmamak için yaşamına kendisinin son verdiği belirtiliyor.

Çatışmaların ardından Asayiş güçlerinin bölgeden çekilmesiyle birlikte cenazesi olay yerinde kalan kadın savaşçının naaşı, daha sonra bölgeye giren Şam yönetimine bağlı silahlı gruplar tarafından bulundu. Şam gruplarının kendi sosyal medya kanallarından yayınladığı video görüntülerinde, cenazeye hakaret edilerek yıkık bir binanın üçüncü katından aşağı atıldığı, bu sırada çevredeki diğer silahlı kişilerin alkışladığı ve ‘Allah-u Ekber’ tezahüratında bulunduğu görülüyor.

“Savaş suçu” tepkisi

İnsan hakları savunucuları, kadın savaşçının cenazesine yönelik bu muameleyi savaş suçu ve ağır bir insan hakları ihlali olarak nitelendirdi. Aktivistler, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde sivillere, kadınlara ve çocuklara yönelik ihlaller karşısında uluslararası insan hakları örgütlerinin sessizliğini de sert sözlerle eleştirdi.

Kürt kadın savaşçının cenazesine yapılan hakaret, dünya ve Kürt kamuoyunda büyük tepki toplarken, genç kadın savaşçı Şeyh Maksud direnişinin sembol isimlerinden biri haline geldi.