Bin 381 isimden ortak 'Rojava' bildirisi: Kürt kardeşlerimize dokunmayın, bizi HTŞ ile komşu etmeyin
Haber Merkezi - Aralarında akademisyen, yazar, sanatçı ve hak savunucularının bulunduğu bin 381 kişi, yayımladıkları ortak bildiriyle Türkiye’nin Suriye politikasını eleştirdi. Bildiride, Rojava’ya yönelik saldırıların durdurulması ve Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) gibi yapıların desteklenmemesi çağrısı yapıldı.
İstanbul’daki Taxim Hill Otel’de düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulan bildiride; çok sayıda akademisyen, oyuncu, sanatçı ve insan hakları aktivisti imzacı olarak yer aldı. "Rojava’ya saldırmayın, Kürt kardeşlerimize dokunmayın, bizi HTŞ ile komşu etmeyin" başlığıyla yayımlanan metinde, Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’nin iç barışı ve güvenliği üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.
"HTŞ’yi desteklemek güvenlik sorunudur"
Bildiride, HTŞ’nin "selefi, cihatçı ve kadın düşmanı" bir yapı olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
"HTŞ iktidarına verilen destek, Türkiye’nin çok daha ağır bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya kalması demektir. Bölgesel savaşın gölgesinin üstümüze düşmesi demektir. Selefi, cihatçı, kadın düşmanı, seküler yaşam karşıtı HTŞ’yi ısrarla desteklemek; Suriye’nin Çerkesleri, Türkmenleri, Arapları, Ermenileri ve Hristiyanlarıyla toplumsal çeşitliliğinin yok edilmesine destek vermek demektir."
"Kürtler 13 yıldır güvenlik problemi oluşturmadı"
Rojava’daki (Kuzey ve Doğu Suriye) özerk yönetimin Türkiye için bir tehdit oluşturmadığı belirtilen açıklamada, Kürtlerin selefi yapılara karşı bir direnç odağı olduğu belirtildi:
"Halen uluslararası müdahaleyle statüsüzleştirilmek istenen Suriye Kürtleri, 13 yıllık özerklikleri boyunca Türkiye’ye en küçük bir güvenlik problemi oluşturmadı. Buna rağmen onları düşmanlaştırmak, Kürtlerin eşit yurttaş olabilme hakkını tanımamakta ısrarın sonucudur. Tasfiye edilmeye çalışılan Kürtler, Ortadoğu’yu selefi taassuba boğmaya çalışanlara karşı direnci temsil ediyor."
"İç barış ve dış politika bağı"
Suriye’deki çatışma ortamının Türkiye’deki Kürt ve Alevi sorununun çözümünü imkansız hale getirdiği ifade edilen bildiride, ekonomik kriz ile savaş bütçesi arasındaki ilişkiye de dikkat çekildi:
"Suriye’de Kürt yurttaşların akrabaları öldürülürken Türkiye’de barış nasıl olur? Barış birlikte iyileşme demektir."
Bildirinin sonuç bölümünde, demokratik ve çoğulcu bir politika çağrısı yapılarak şu ifadelere yer verildi:
"Eşit yurttaşlık, anadilinde yaşam, yerel ve yerinden demokrasiyi bu ülkede barışın teminatı olarak görüyoruz. İnanıyoruz ki 'Artık Yeter' ile 'Edi Bese' arasındaki mesafe yok denecek kadar az. Suriye’de hızla çoğulculuğu, barışı ve diyaloğu esas alan bir politikaya dönülmesini; sürecin evrensel haklar temelinde barışçıl bir çözümle sonuçlanmasını istiyoruz."