Erbil (Rûdaw) –ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih Güvenlik Konferansı'nda Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile görüşmek için Mazlum Abdi’nin de toplantıya katılması şartı koştuğu ortaya çıktı.
İddia Al-Monitor yazarı Ameberin Zaman’dan geldi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Münih Güvenlik Konferansı marjında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile yapılacak görüşme için DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin masada yer almasını şart koştuğu ortaya çıktı.
Al-Monitor’den Amberin Zaman’a konuşan kaynaklara göre bu hamle, Washington’un Kürtler konusunda radikal bir politika değişiminden çok Kongre’ye verilen bir mesajdı.
Görüşme öncesi müzakereler hakkında doğrudan bilgi sahibi kaynaklara göre Rubio, Abdi’nin Suriye heyetine dahil edilmemesi halinde görüşmenin gerçekleşmeyeceğini Şeybani’ye net biçimde iletti. Suriye’nin geçici cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara da bu şartı kabul etti. Yanında Suriyeli Kürtlerin fiili dışişleri bakanı olarak anılan İlham Ahmed bulunan Abdi, masada Şeybani’nin sağında ve Rubio’nun neredeyse tam karşısında yer aldı.
Rubio bunu neden yaptı?
Kaynaklar Rubio'nun bu hamlesindeki asıl amacın ABD politikasında DSG'ye yönelik köklü bir değişiklikten ziyade, ABD Kongresi'ni memnun etmek olduğunu belirtti.
Kongre, Ahmed Şara hükümetinin Alevi ve Dürziler gibi bileşenlere yönelik tutumu ve ordunun geçen ay Kürtlere yönelik saldırılarından büyük rahatsızlık duydu.
Uluslararası Dini Özgürlükler Yuvarlak Masası eş başkanı ve ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu eski başkanı Nadine Maenza, Pentagon’un Kürt müttefiklerine yönelik saldırıların “kırılma noktası” olduğunu söyledi. Maenza, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede, Kürt savaşçılara yönelik IŞİD tarzı infaz görüntülerinin Capitol Hill’de alarm zillerini çaldığını belirtti.
Çatışmaların Halep’te Kürt çoğunluklu mahallelerde başlaması ve DSG’nin kontrol ettiği alanların büyük bölümünü kaybetmesi, endişeleri artırdı. Maenza’ya göre IŞİD tutuklularının tutulduğu cezaevleri ve El-Hol kampının güvenliği de ciddi risk altında.
Kongre Kürtlerin arkasında
Al-Monitor’a konuşan DSG yetkilileri, ABD Merkez Komutanlığı’nın yeterince müdahil olmadığını savundu. Bunun üzerine Senatör Lindsey Graham öncülüğünde Kongre devreye girdi. Graham ve Demokrat Senatör Richard Blumenthal, “Kürtleri Kurtarma Yasası”nı sundu. Yasa, Suriye’ye yönelik ağır yaptırımların yeniden devreye sokulmasını öngörüyor.
Kaynaklara göre Graham, aynı günlerde CENTCOM Komutanı Brad Cooper ile Mazlum Abdi arasındaki görüşmede de yer aldı ve Kürtleri yeni anlaşmayı kabul etmeye çağırdı. 30 Ocak’ta duyurulan anlaşma, özerklik talebine yer vermese de DSG’nin dört tugayını muhafaza etmesine imkan tanıyor.
Baskı sürüyor
10 Şubat’ta Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde yapılan özel Suriye oturumunda Cumhuriyetçi Başkan Brian Mast, Şara’ya “açık çek” olmadığını söyledi. Maenza, oturumda iki partili nadir bir birlikteliğe tanık olduklarını aktardı.
Bölgesel bir yetkiliye göre Rubio’nun Abdi ile verdiği fotoğraf, Kongre’ye “sizi duyuyoruz”, Şam’a ise “sizi izliyoruz” mesajı taşıyordu. Ancak bu desteğin kalıcı olup olmayacağı belirsiz. ABD’nin Rojava ve kuzeydoğu Suriye’den çekilme ihtimali, Kürtler açısından en büyük endişe kaynağı olmayı sürdürüyor.
Center for American Progress kıdemli araştırmacısı Alan Makovsky, tam çekilmenin IŞİD’in yeniden canlanması ya da İran’ın silah kaçakçılığı gibi ciddi riskler doğuracağını belirtti.
Mazlum Abdi’nin 23 Şubat’ta PBS’e verdiği röportajda, anlaşmanın çökmesi halinde “sonuna kadar mücadele” vurgusu yapması da Washington’da dikkatle izleniyor. Uzmanlar, Kongre desteğinin değişken olabileceği uyarısında bulunarak Kürtlerin rehavete kapılmaması gerektiğini ifade ediyor.
Çatışmalar 6 Ocak'ta Halep'te başladı ve ardından hükümet güçleri, Rojava Kürdistanı'nda ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki diğer bölgelerde DSG kontrolündeki alanlara saldırdı.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın