MSD: DSG ile Şam arasındaki anlaşma yeni bir sürecin başlangıcı
Erbil (Rûdaw) - Demokratik Suriye Meclisi (MSD), Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Suriye Geçici Hükümeti arasında sağlanan anlaşmaya ilişkin olarak, bu adımın yalnızca bir ateşkes değil, Suriye’de köklü bir siyasi çözüme giden yeni bir aşamanın başlangıcı olduğunu vurguladı.
MSD, Suriye’de taraflar arasında varılan mutabakata ilişkin değerlendirmelerini yayımladığı bir bildiriyle kamuoyuyla paylaştı.
“Köklü çözüm gerektiren bir aşama”
MSD, bildiride anlaşmanın stratejik niteliğine dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
“Bu anlaşma, yalnızca çatışmaların sonuçlarını yönetmeyi değil, köklü çözümler gerektiren yeni bir siyasi aşamaya zemin hazırlamayı amaçlayan karmaşık bir sürecin parçasıdır.”
Sivillerin korunması ve toplumsal barış vurgusu
Bildiride, her türlü siyasi ya da güvenlik mutabakatının belirli ilkelere bağlı olarak değerlendirileceği belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:
“Her türlü siyasi veya güvenlik mutabakatı; sivillerin fiilen korunması, sivil ve siyasi hakların güvence altına alınması, göçmenlerin onurlu bir şekilde geri dönüşü ve toplumsal barışın korunmasına olan bağlılık temelinde ele alınacaktır.”
MSD, siyasi anlaşmazlıkların çözümünde askeri yöntemlere karşı olduğunu vurgulayarak, Suriye’nin farklı bölgelerinde yaşanan askeri gerilimlere dikkat çekti.
Bildiride şu değerlendirmeye yer verildi:
“Suriye kıyılarında, Süveyda’da ve ardından Suriye’nin kuzey ve doğusunda yaşanan askeri gerilimler ve bunları izleyen geçici anlaşmalar, geçiş sürecini başarıya ulaştırma ve kapsayıcı bir ulusal yol haritası oluşturma konusundaki temel sorumluluktan kaçışın göstergesidir.”
“Bu bir dönüm noktasıdır”
Bildiride ayrıca, Suriye halkları arasındaki güvenin yeniden inşası ve Arap-Kürt ortaklığının önemine vurgu yapılarak, sivil ve siyasi güçlerin ülkenin birliğinin temel güvencesi olduğu ifade edildi.
MSD bildirisinde, Suriye’nin bugün tanık olduğu durumun yolun sonu olmadığı, aksine bu sürecin tüm demokratik güçlerin Suriyelilerin özgürlük, onur ve adalet taleplerini savunmak için saflarını sıklaştırmasını gerektiren tarihî bir dönüm noktası olduğu vurgulandı.