KAFKASSAM Başkanı Oktay: Türkiye’nin 1924 tecrübesi İran için bir model olabilir
Ankara (Rûdaw) - KAFKASSAM Başkanı Hasan Oktay, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından İran’da 47 yıllık “Velayet-i Fakih” sisteminin tıkandığını belirtti. Oktay, "İran ya radikal bir isim seçip savaşı büyütecek ya da Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan üzerinden dünya ile uyumlu bir devlete dönüşecek" dedi.
Rûdaw bültenine katılan Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFKASSAM) Başkanı Hasan Oktay, Haziran 2025’te başlayan ilk gerilim dalgasının ardından bu son operasyonun İran’da bir sistem değişikliğini zorunlu kıldığını vurguladı.
Hasan Oktay, operasyonun zamanlamasına ve hedeflerine dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Haziran ayındaki ilk saldırıların ardından ABD’nin bölgeye yığdığı askeri güç, İran’da bir sistem değişikliğinin beklendiğini gösteriyordu. Nükleer müzakerelerin tıkanması üzerine ABD ve İsrail, bu işin müsebbibi olarak gördükleri Devrim Muhafızları ve Dini Lider Ali Hamaney’e yönelik bu operasyonu gerçekleştirdi. Hamaney’in ölümüyle birlikte İran’da büyük bir kargaşa yaşanıyor.”
"İran bir yol ayırımında"
İran Anayasası’na göre yeni bir liderin seçilmesi gerektiğini hatırlatan Oktay, tarihten çarpıcı bir örnek verdi:
“İran şu an bir yol ayrımında. Ya Hamaney’in yerine yine radikal bir dini lider seçecekler ve bu liderin fetvasıyla tüm dünyadaki ABD ve İsrail hedeflerine saldıracaklar, ya da 1924’te Türkiye’nin yaptığı gibi bir dönüşüm yaşayacaklar. Hatırlayın; Osmanlı’dan Cumhuriyete geçilirken hilafet bir yıl daha devam etmiş ancak sistemin yürümediği görülünce kaldırılmıştı. İran da Pezeşkiyan üzerinden ‘Dini Liderlik’ makamını sembolik hale getirip veya tamamen kaldırıp, dünya sistemiyle uyumlu modern bir devlete dönüşebilir. Eğer bu gerçekleşirse bölge nefes alır.”
"Hürmüz Boğazı ve sığınmacı krizi riski"
İran’ın askeri bir yanıt vermesi durumunda krizin küresel bir boyuta ulaşacağını belirten Oktay, Türkiye’nin endişelerine değindi.
Oktay, “İran’daki kaos sadece Tahran’ı değil; başta Irak, Azerbaycan ve Ermenistan olmak üzere tüm komşuları etkiler. Gerilim yükselirse Hürmüz Boğazı kapatılabilir, bu da dünya enerji krizine yol açar. Ayrıca Suriye iç savaşında olduğu gibi milyonlarca insanın Türkiye sınırına yığılması riski var. Ankara bu yüzden teyakkuzda” dedi.
"Erdoğan ve Fidan’ın diplomasi trafiği"
Türkiye’nin krizin başından beri aktif bir diplomasi yürüttüğünü kaydeden Oktay, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, hem Trump hem de bölge liderleriyle yoğun bir görüşme trafiği içinde. Türkiye’nin amacı, savaşın daha fazla yayılmasını engellemek ve İran’ın toprak bütünlüğünü koruyarak normalleşmesini sağlamaktır. Rusya ve Çin de şu an ABD’nin İran’da tam kontrol sağlamasından endişeli ve gelişmeleri yakından izliyorlar.”
"Önümüzdeki bir hafta çok kritik"
Hamaney’e bağlı güçlerin intikam almak isteyeceğini belirten Hasan Oktay, “Devrim Muhafızları’nın önceliği rejimi ve lideri korumaktı, bunu başaramamanın verdiği acıyla terör saldırılarına yönelebilirler. Bu da bölgedeki tansiyonu bir süre daha zirvede tutacaktır. Ancak nihai karar İran yönetiminin; ya dünyayla entegre olacaklar ya da çatışmayı seçip daha büyük bir yıkıma sürüklenecekler” diye konuştu.