Nefes yazarı Nuray Babacan’dan kulis: Süreç'te takvim netleşiyor, Öcalan ve üst düzey kadro kapsam dışı
Haber Merkezi - Çözüm süreci kapsamında atılacak adımlara ilişkin kulis bilgileri netleşmeye başladı. Gazeteci Nuray Babacan’ın aktardığı bilgilere göre, hükümetin atacağı yasal adımların takvimi belirlenerek ilgili taraflara iletildi. Ancak hazırlanan taslakta Abdullah Öcalan ve PKK’nin üst düzey yöneticilerine yönelik herhangi bir düzenlemenin yer almadığı belirtiliyor.
“Yasal düzenlemeler haziranda tamamlanacak”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül’ün koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, yasal sürecin haziran ayına kadar sonuçlandırılması hedefleniyor. Belirlenen takvime göre uygulama temmuz ayında başlayacak ve altı ay ile bir yıl arasında tamamlanacak. Tüm sürecin, olası bir erken seçimin konuşulduğu 2027 yılı baharına kadar bitirilmesi planlanıyor.
Kapsamda kimler var?
Edinilen bilgilere göre, hazırlanacak "süreli ve özel" yasalar şu kriterlere dayanacak:
Süreçten ilk olarak herhangi bir çatışmaya veya suça karışmamış örgüt üyeleri yararlanacak.
Silahların teslim edildiğine dair verilerin netleşmesinin ardından, cezaevindeki tutuklular için "şartlı salıverilme" gündeme gelecek.
Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan çıkışına dair bir düzenleme bulunmuyor; bölgedeki fiziki yapılaşmanın da bu durumu teyit ettiği aktarılıyor.
Hedef 2027 seçimleri ve Kürt seçmen
İktidarın, süreci hızlandırarak 2027 sonbaharında yapılması muhtemel bir erken seçim öncesinde sonuçlarını görmek istediği belirtiliyor. Ekonomik adımlarla birlikte Kürt seçmenin desteğini almayı amaçlayan hükümetin, "Türkü ürkütmeden, Kürdü oyalamadan" kesin sonuç odaklı bir strateji izleyeceği ifade ediliyor.
Bölgesel gelişmeler ve 'sabotaj' uyarıları
Haberde, Suriye ve İran hattındaki gelişmelerin sürece şimdilik engel teşkil etmediği, ancak iç hatlarda "sabotaj" olarak nitelendirilen gelişmelerin yaşandığı kaydediliyor.
Nuray Babacan’a göre Diyarbakır’da "Kürt Milli Platformu" toplantısında dile getirilen "resmi dil" ve "ulusal marş" gibi talepler, iktidar kanadında “süreci baltalamaya yönelik girişimler” olarak değerlendiriliyor. “DEM Parti’ye karşı pozisyon aldığı” iddia edilen bu grupların faaliyetlerinin yakından izlendiği belirtiliyor.