Amedspor ve Çekdar Orhan’ın PFDK’ye sevki tepki topladı

Haber Merkezi - Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF), Amedspor Kulübü’nü ve takım kaptanı Çekdar Orhan’ı Rojava’ya destek amacıyla sembolik saç örme hareketi nedeniyle "ideolojik propaganda" iddiasıyla Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk etmesi, hem siyaset hem de hukuk çevrelerinde tepki ile karşılandı.

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Amedsporlu Hukukçular Derneği, federasyonun yaklaşımının ifade özgürlüğüne ve hukuka aykırı olduğunu vurguladı.

TFF, 1 Şubat 2026 tarihinde oynanan Amedspor - Adana Demirspor müsabakasında Çekdar Orhan’ın attığı gol sonrası yaptığı "saç örme" hareketini "ideolojik propaganda" kapsamında değerlendirerek disiplin süreci başlatmıştı.

Tanrıkulu: Saç örme eylemi IŞİD vahşetine karşı onurlu bir itirazdır

Konuyla ilgili X hesabından açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, söz konusu hareketin sembolik önemine dikkat çekti. Tanrıkulu, "Saç örme hareketi, rastgele ya da provokatif bir eylem değildir. Bu, Kobane’de küresel vahşet örgütü IŞİD tarafından katledilen ve örülü saçları kesilerek teşhir edilen bir kadının ardından, kadınlara yönelik vahşete karşı yükselen onurlu bir itirazın sembolü olarak ortaya çıkmıştır" dedi.

Bu eylemin cezalandırılmak istenmesini "tarihsel gerçekliğin inkarı" olarak nitelendiren Tanrıkulu, insani suçlara karşı gösterilen dayanışmanın kriminalize edilmesinin hukuki değil, ayrımcı bir refleks olduğunu belirtti.

Amedsporlu Hukukçular: Yaptırım uygulanması hukuksuzluktur

Amedsporlu Hukukçular Derneği ise yayımladığı açıklamada, TFF’nin sevk kararının hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguladı. Dernek, "ideolojik propaganda" suçlamasının yasal bir dayanağı olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Her şeyden önce, ‘ideolojik propaganda’ kavramının sınırları Talimat’ta açık, öngörülebilir ve denetlenebilir biçimde tanımlanmamıştır. Bu denli muğlak bir kavram üzerinden yaptırım tehdidi oluşturulması, hukuki belirlilik ve kanunilik ilkelerini açıkça ihlal etmektedir. Disiplin hukukunda yaptırımın muhatabı, hangi fiilin hangi yaptırımı doğuracağını önceden bilebilmelidir. Aksi hâlde keyfîliğe kapı aralanır; bu da adil yargılanma ve ifade özgürlüğü güvencelerini anlamsızlaştırır."

"Rojava hassasiyeti propaganda değil, vicdani duyarlılıktır"

Dernek açıklamasında, Amedspor taraftarlarının ve futbolcularının bölgedeki gelişmelere yönelik tutumunun insani bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi:

"Amedspor taraftarlarının Rojava hassasiyeti; ideolojik bir propaganda değil, bölgesel insani dramlar karşısında gösterilen vicdani ve insani bir duyarlılıktır. Spor alanlarının toplumsal vicdanı tümüyle susturan mekânlar hâline getirilmesi, sporun birleştirici ruhuna da aykırıdır. İnsani dayanışma çağrılarının disiplin tehdidiyle bastırılması kabul edilemez."

AİHM’in 'Deniz Naki' kararı hatırlatıldı

Hukukçular, TFF’ye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) geçmişteki bağlayıcı kararlarını da hatırlattı. Açıklamada, daha önce Amedsporlu futbolcu Deniz Naki hakkında verilen benzer bir kararın AİHM tarafından mahkum edildiği belirtilerek şunlar kaydedildi:

"Federasyonun geçmişte Deniz Naki hakkında verdiği benzer nitelikteki kararların, AİHM tarafından 48924/16 başvuru numaralı kararla hak ihlali olarak tespit edildiği ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğinin açıkça ortaya konduğu herkesin malumudur. Bu içtihat, yalnızca bireysel bir tespit değil; federasyonlar bakımından bağlayıcı bir hukuki uyarıdır. Aynı mahiyetteki uygulamaların sürdürülmesi, ihlallerin tekrarı anlamına gelir."

Amedsporlu Hukukçular Derneği, TFF’yi ve PFDK’yi söz konusu sevk kararını derhal geri almaya çağırırken; sporun itibarının muğlak cezalandırma süreçleriyle değil, adil ve özgürlükçü uygulamalarla korunabileceğini vurguladı.