Dersim’de katliam kararının üzerinden 88 yıl geçti, yeni belgeler ortaya çıktı
Dersim (Rûdaw) – 1937-1938 Dersim Katliamı’na ilişkin Bakanlar Kurulu kararının imzalandığı 4 Mayıs’ın üzerinden 88 yıl geçti. Katliamda yaşamını yitirenler, her yıl olduğu gibi bu yıl da anılıyor.
Aradan geçen uzun yıllara rağmen katliamda kaç kişinin hayatını kaybettiği ve kaç kişinin zorunlu iskâna tabi tutularak Türkiye’nin batısına sürgün edildiği hâlâ net olarak bilinmiyor.
23 Kasım 2011’de dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Dersim’de 13 bin 806 kişinin öldürüldüğünü açıklamıştı. Ancak Dersimliler, bu sayının çok daha yüksek olduğunu ifade ediyor.
Zorunlu iskâna tabi tutulanların sayısına ilişkin de kesin veriler bulunmuyor. SETKAV Başkanı ve araştırmacı yazar Mesut Özcan’ın ulaştığı belgelere göre, sürgüne gönderilenlerin sayısının 20 binin üzerinde olabileceği belirtiliyor. Özcan’ın çalışmaları, özellikle sürgünden geri dönüş taleplerine ilişkin önemli veriler içeriyor.
1954 yılı itibarıyla Dersim’e dönmek isteyenlerin sayısının yaklaşık 15 bin 990 olduğu belirtiliyor. Tunceli Valiliği’nin 10 Aralık 1954 tarihli yazısına göre, batı illerinden Dersim’e 1690 aileden 8421 kişi geri dönerken, bunlardan 77 aile yeniden gönderildikleri yerlere dönmek zorunda kaldı. Geriye kalan 1623 aile ise Dersim’de yaşamını sürdürdü.
3.198 aile başvurdu
Aynı dönemde Meclis’te yapılan görüşmelerde, 3.198 ailenin iskân haklarından yararlanmak için başvurduğu ifade edildi. Valilik verilerine göre her ailenin ortalama 5 kişiden oluştuğu dikkate alındığında, bu sayı yaklaşık 15 bin 990 kişiye karşılık geliyor. Başvuru yapamayanlar, durumdan haberdar olmayanlar ve sürgünde hayatını kaybedenler de eklendiğinde toplam sayının 20 bini aştığı değerlendiriliyor.
Katliamın bireysel tanıklıkları ise yaşananların boyutunu gözler önüne seriyor. 1950’li yıllarda sürgünden dönen Dersim’in Gündük köyünden Sultan Taşkın’a ait bir belgede, “1938 harekâtında annem, babam ve bütün yakın akrabalarım öldürüldü. Ben tek başıma kaldım” ifadeleri yer alıyor.
Seyit Rıza’nın torunu Ali Rıza Polat’a ait 1955 tarihli bir başka belgede ise aileye ait malların kaybedilmesi halinde yaşanacak mağduriyet dile getiriliyor.
Kayıp çocuklar ve evlatlık verilen kız çocukları
Katliamın bir diğer boyutunu ise kayıp çocuklar ve evlatlık verilen kız çocukları oluşturuyor. Bu konuda da net sayılar bulunmamakla birlikte, 1950’li yıllarda dahi Dersimli kız çocuklarının evlatlık verilmesine yönelik girişimlerin sürdüğü belgelere yansıyor. Özcan’ın ulaştığı 1952 tarihli bir belgede, bir albayın 9-10 yaşlarında bir Dersimli kız çocuğunu evlatlık almak istediğine dair ifadeler yer alıyor.
Sürgünden geri dönenlerin karşılaştığı koşullar da oldukça ağırdı. Köylerin yakıldığı, evlerin yıkıldığı ve insanların barınacak yer bulamadığı belirtilirken, bazı ailelerin mağaralarda ve ağaç kovuklarında yaşamak zorunda kaldığı ifade ediliyor. Bu duruma tepki olarak bir araya gelen yurttaşların “Mağaradan Meskene Derneği”ni kurduğu aktarılıyor.