Haber Merkezi - Diyarbakır Barosu Avukatlar Günü nedeniyle Diyarbakır Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.
Açıklamada bu yıl da Avukatlar Günü’nü; savunma hakkının, hak arama özgürlüğünün ve baroların kurumsal varlığının baskı altına alınmaya çalışıldığı, yargının bağımsızlığına yönelik kaygıların arttığı bir ortamda karşılanduğı ifade edildi.
Baro açıklamasında, “Savunmanın bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü için görevimizin başında, sorumluluğumuzun farkındayız” dedi.
Açıklamada avukatların hukukun üstünlüğünün, adil yargılanma hakkının ve demokratik toplum düzeninin de teminatı olduğu belirtilerek, “Ancak bugün, hukuk devleti ilkesinin aşındığı; yargı bağımsızlığının zedelendiği; savunma makamının sistematik baskılarla karşı karşıya bırakıldığı bir süreçten geçildiği” kaydedildi.
5 Nisan Avukatlar Günü vesilesiyle Diyarbakır Adliyesi önünde, meslektaşlarımızın katılımıyla basın açıklaması gerçekleştirildi.
— Diyarbakır Barosu (@Diyarbakirbaro) April 6, 2026
"Bugün burada bir kez daha ilan ediyoruz: Yargının bağımsızlığını ortadan kaldırmaya yönelik girişimlere, Baroların iradesine yapılan müdahalelere, ve… pic.twitter.com/Y4JhUR2Mbg
Baroların özerk yapısının demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğu ifade edilen açıklamada, “Son dönemde hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmayan uygulamaların artması; yargıya olan güveni derinden sarsmaktadır. Siyasi etkiler altında olduğu izlenimi doğuran kararlar, anayasal hakların ihlal edilmesi ve keyfi uygulamalar hukuk güvenliğini ortadan kaldırmaktadır” denildi.
Diyarbakır Barosu’nın sözkonusu açıklaması şöyle:
“Bu süreçte doğrudan siyasi sonuçlar doğuran işlemleri nedeniyle, yargının siyasi saiklerle hareket etmeye zorlandığı izlenimi doğuran; kişilerin ve avukatların ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı gibi anayasal haklarını açıkça ihlal eden gelişmeler yaşanmaktadır. Mahkemelerin, hukukun temel ilkelerine ve yerleşik içtihada aykırı şekilde verdiği kararlar, yurttaşların hukuka olan güvenini derinden sarsmaktadır.
Bu gelişmeler, yargının siyasi çatışma ve çekişmelerin etkisine açık hâle getirildiği, hukuk güvenliğinin ortadan kalktığı ve keyfî uygulamaların olağanlaştığı bir sürecin parçası olarak görülmektedir. Avukatlar olarak, hukuka aykırı süreçlere karşı hukukun üstünlüğünü, adil yargılanma hakkını ve savunma özgürlüğünü koruma mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz.
Biz avukatlar, bu tablo karşısında susmayacağız. Hukukun üstünlüğünü, savunma hakkını ve adil yargılanma ilkesini savunmaya devam edeceğiz.
Öte yandan meslektaşlarımız yalnızca hukuki baskılarla değil; ağır ekonomik ve sosyal koşullarla da mücadele etmektedir. Özellikle genç avukatlar, plansız şekilde açılan hukuk fakülteleri ve adaletsiz kaynak dağılımı nedeniyle ciddi bir geçim mücadelesi içindedir.
Özellikle mesleğin ilk yıllarında bulunan genç avukatlar, plansız ve öngörüsüz biçimde açılan hukuk fakültelerinin yarattığı yığılma ve kamu kaynaklarının adaletsiz dağılımı nedeniyle derin bir ekonomik çıkmazın içine sürüklenmektedir.
Stajyer avukatlar ekonomik güvenceden mahrum
Bugün; ekonomik güvenceden yoksun bırakılan stajyer avukatlar, ayrıcalık değil eşitlik talep eden kamu avukatları ve her kıdemden serbest çalışan meslektaşlarımız ciddi bir gelecek kaygısı yaşamaktadır. Bu tablo yalnızca avukatları değil, doğrudan savunma makamını zayıflatmakta; savunmanın zayıfladığı bir yerde ise adil yargılanma hakkı fiilen ortadan kalkmaktadır.
Her 5 Nisan’da savunmanın güçlendirilmesi gerektiğini dile getiriyoruz. Ancak ne yazık ki mevcut durum iyileşmemekte, aksine her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır.
Kontrolsüz şekilde açılan hukuk fakülteleri sonucu ortaya çıkan mesleki yığılma, angaryaya dönüşen zorunlu müdafiilik sistemi, hak edilen vekâlet ücretlerinin ödenmemesi ya da geciktirilmesi, ağır vergi yükü ve avukatlık mesleğinin alanına müdahale eden yapılar; meslektaşlarımızın ekonomik olarak ayakta kalmasını giderek zorlaştırmaktadır.
Tüm bunların yanı sıra avukatlar, mesleklerini icra ederken baskı ve tehditlerle de karşı karşıya kalmaktadır. Sırf görevlerini yaptıkları için hedef haline getirilen avukatlara yönelik saldırılar kabul edilemez.
“Avukatlara yönelik her türlü saldırı etkin şekilde soruşturulmalı”
Avukatı dosyanın tarafı gibi gören anlayış terk edilmeli; avukatlara yönelik her türlü saldırı etkin şekilde soruşturulmalı ve caydırıcı yaptırımlarla cezalandırılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki; bağımsız savunma yalnızca avukatların değil, toplumun tamamının güvencesidir.
Aradan geçen yıllara rağmen Tahir Elçi cinayetinin aydınlatılmamış olması, cezasızlık sorununu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu dosyanın karanlıkta kalmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.
Bugün burada bir kez daha ilan ediyoruz: Yargının bağımsızlığını ortadan kaldırmaya yönelik girişimlere, Baroların iradesine yapılan müdahalelere ve hukukun üstünlüğünü zedeleyen her türlü uygulamaya karşı durmaya devam edeceğiz.
Biz avukatlar; bağımsız savunmanın özgür temsilcileri olarak buradayız.
Görevimizin başında; sorumluluğumuzun farkındayız.Her koşulda hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve adaleti savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Daha adil, daha eşit ve daha özgür bir toplum için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın