Kandilli Rasathanesi’nden 6 Şubat raporu: İstanbul 1 santim kaydı
Haber Merkezi - Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Maraş merkezli depremlere ilişkin yürüttüğü kapsamlı bilimsel çalışmanın sonuçlarını yayımladı. Raporda, depremin oluş biçimiyle "en kötü senaryolardan biri" olarak kayıtlara geçtiği belirtilirken, sarsıntının etkilerinin İstanbul'a kadar uzandığı ve Anadolu levhasının hareketini kökten etkilediği vurgulandı.
"En kötü senaryo gerçekleşti"
Kandilli araştırmacıları, Mw 7.8 ve Mw 7.7 büyüklüğündeki depremlerin son derece karmaşık bir kırılma mekanizmasına sahip olduğunu belirledi.
Dinamik modellemeler, ilk büyük depremin Doğu Anadolu Fayı’nın ana kolunda değil, komşu Narlı Fayı’nda başladığını kanıtladı.
Bilim insanlarına göre; eğer deprem ana fay hattının kuzeydoğu segmentlerinde (Erkenek veya Pütürge) başlasaydı, yıkım daha sınırlı kalabilirdi.
Ancak depremin Narlı Fayı'ndan başlayıp çift yönlü ilerlemesi, Pazarcık ve Amanos bölgelerinde beklenmedik hızda bir kırılma ve devasa bir yıkıma yol açtı.
Uzmanlar, bu durumun bilimsel olarak "mümkün olan en yıkıcı ihtimalin gerçekleşmesi" anlamına geldiğini ifade etti.
İstanbul 1 santimetre kaydı
Uzay jeodezisi ölçümleri, depremin yarattığı deformasyonun sadece bölgeyle sınırlı kalmadığını, çok geniş bir alanı etkilediğini ortaya koydu.
Deprem merkezinden 800 kilometre uzaklıktaki istasyonlarda bile yer değiştirmeler kaydedilirken, İstanbul’da yaklaşık 1 santimetre mertebesinde yatay deformasyon (kayma) meydana geldiği tespit edildi.
Ayrıca, Anadolu levhasının her yıl batıya doğru gerçekleştirdiği yaklaşık 20 milimetrelik hareketin büyük bir kısmının, bu deprem çifti sırasında "ani" bir şekilde gerçekleştiği belirtildi.
Bu durumun Kuzey Anadolu Fayı, Ölüdeniz Fayı ve Kıbrıs Yayı gibi diğer hatlar üzerinde gerilimi artırdığı uyarısı yapıldı.
Faciadan 200 gün önce gelen sinyaller
Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, depremin tamamen sessiz sedasız gelmediğini kanıtlaması oldu. Veriler, depremin merkez üssü olan Narlı Havzası’nda, ana şoktan yaklaşık 200 gün önce sismik aktivitenin belirgin şekilde artmaya başladığını gösterdi.
200-300 metrelik dar bir koridorda yoğunlaşan bu mikro sismik aktivitenin, devasa kırılmanın bir "hazırlık evresi" olduğu değerlendiriliyor.
Gelecek için umut: Sındırgı örneği
Rapor, deprem teknolojilerindeki gelişmelere de ışık tutuyor. Analizler, 2023 depremleri sırasında Hatay'da kurulmuş etkin bir erken uyarı sistemi olması durumunda, yıkıcı dalgalar ulaşmadan 50 saniye önce haber verilebileceğini gösterdi.
Bu tecrübeyle Marmara Bölgesi için 40'tan fazla istasyonla kurulan yeni altyapı, meyvelerini vermeye başladı. Sistem, Ekim 2025’te gerçekleşen Sındırgı depreminde, sarsıntı İstanbul'a ulaşmadan 37 saniye önce kullanıcılara uyarı göndererek başarısını kanıtladı.
Altyapı için yeni teknoloji
Kandilli, deprem güvenliği için mühendislik çözümleri de geliştirdi.
Laboratuvarlarda test edilen "cam elyaf takviyeli kompozit (CTP)" borular için geliştirilen yeni bağlantı sisteminin, büyük depremlerde boru hatlarındaki hasarı en aza indireceği doğrulandı.
Ayrıca makine öğrenmesi destekli yeni yer hareketi tahmin modelleri sayesinde, olası depremlerin hasar potansiyelinin artık çok daha doğru hesaplanabildiği vurgulandı.
2023 Depremlerinin Ardından: Kandilli’de Çok Disiplinli Bilimsel Çalışmalar
— Kandilli Rasathanesi (@Kandilli_info) February 6, 2026
1) Depremlerin karmaşık kırılma süreçleri hesaplandı.
Çok ölçekli sismik ve uzay-jeodezik gözlemler ile çoklu faylara yönelik kinematik ters çözümlemeler ve dinamik kırılma modellemeleri bir araya… pic.twitter.com/gUWi2v4BOC