Erbil (Rûdaw) – Bugün Türkiye’de 19 milyon öğrenci ve 1 milyon 200 bin öğretmen uzun bir tatil sonrası yeniden sınıflara döndü. Ekonomik kriz nedeniyle yeni eğitim öğretim yılı çeşitli sorunlarla başladı. Ancak eğitim sisteminden kaynaklı sorunlar da mevcut.
Türkiye Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki yaklaşık 19 milyon öğrenci ve 1,2 milyon öğretmen için yaz tatili sonrası 2022-2023 eğitim öğretim yılı başladı.
Ancak okulların açılması ile çözülemeyen sorun ve engeller kamuoyunun gündemini teşkil etmeye devam ediyor. Bir yandan veliler okul masraflarını nasıl karşılayacaklarını düşünürken; öğretmenlerin de özlük hakları ile ilgili çözülemeyen sorunları kafalarda birçok soru işareti oluşturuyor.
Öte yandan Kürtçe anadilde eğitim önündeki engeller de Kürt ailelerin temel sorunlarından biri. Kürtçe’nin Kurmancî ve Zazakî lehçeleri “Yaşayan Dil ve Lehçeler” adı altında ortaokullarda seçmeli ders olarak okutulsa da, bu konuda yaşanan engeller hala aşılmış değil. Dolayısıyla aileler, anadilde eğitim alamayan çocuklarının asimilasyona maruz kaldığını düşünüyor.
“Evde tamamen Kürtçe, burada ise tamamen Türkçe konuşuyoruz”
Rûdaw’a görüş veren Mezopotamya Vakfı Koordinatörü, dilbilimci Mikail Bülbül şunları söyledi:
“Bilimsel olan ve açıkçası gönlümüzden geçen şey çocuğun kendi anadilinde eğitim görmesi. Çünkü 5-6 yaşına kadar bir dille büyüyorlar ve dünyayı bu dille tasavvur ediyorlar.
Hafızası bu dille oluşuyor. Okula gelince ise bu bağlantı kopuyor. Anadilde eğitim adına bir şey yok. Avrupa’ya bakıyorsunuz, 2-3 dil ile eğitim veriliyor ki bu pozitif bir şey. Burada ise Türkçe, Kürtçenin katili olarak yer ediniyor. Resmi bir politika olarak da gerek okullarda gerekse günlük hayatta Kürtçenin önü her türlü Türkçe ile kesiliyor.
Evde biz tamamen Kürtçe konuşuyoruz. Burada ise tamamen Türkçe.”
Öte yandan ekonomik kriz ve yüksek enflasyon da velilerin belini bükmüş durumda.
“Devlet okuluna giden bir öğrencinin bana masrafı 3 bin TL”
Rûdaw’a konuşan veli Müjde Yıldırım, “Destek istiyoruz. Mesela servis ücretleri. Bizimki en yakın mesade ve bizden bin 100 tl isteniyor. Söylüyoruz, anlatıyoruz ama hiçbir indirim yapmıyorlar. Yemekhanesi ve etüdü var. Devlet okuluna giden bir öğrencinin bana masrafı 3 bin TL. Özel okul gibi. Nasıl karşılayacağız, asgari ücretle geçiniyoruz diyelim. Nasıl vereceğiz” ifadeleriyle sitem etti.
“Din ağırlıklı olmasın”
Ayrıca Türkiye’de şu anda okullarda dini derslerin sayısı artarken ilmi ve bilimsel derslerin de sayısı azalmış durumda.
Konuyla ilgili görüşlerini belirten Mehmet Adsız, “Ben matematik, fen, Türkçe gibi derslerin artırılmasını isterim. Evet, dinini de bilsin ama din ağırlıklı olmasın. Karın doyuruyor mu? Karın doyurmuyor. Ama matematik doyurur. Bir bilim insanı Türkiye’yi kurtarır, dünyayı kurtarır” dedi.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın