Prof.Dr. Çöpür: Türkiye’de psikolojik sorunlar daha fazla
İstanbul (Rûdaw) - Ruh sağlığı sorunlarının Türkiye’de kronikleşme ve uzama ihtimalinin daha fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Mazlum Çöpür, “Bizde tedavi daha çok ilaca yöneliktir. Aslında verilen ilaçlar sadece kişinin yoksulluk ve perişanlığa katlanma gücünü biraz arttırıyor” dedi.
Rûdaw TV İstanbul stüdyosunda Rawin Sterk’e konuk olan ruh sağlığı uzmanı Prof. Dr. Mazlum Çöpür, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de psikolojik ve fiziksel sorunların görüldüğünü ancak Türkiye’de tedavi imkanlarının daha sınırlı olduğunu söyledi.
Çöpür, “Psikolojik sorunların tedavisi fiziksel sorunlara göre hem daha uzun hem daha güçtür. İnsanlar genellikle doktora daha az giderler, imkanları daha azdır, bu sorunu kabul etmek istemezler. Ama aslında bizim yaşamımızı, mutluluğumuzu fiziksel sorunlardan faha çok etkilerler” dedi.
Dünyanın her yerinde psikolojik sorunlar yaşandığını ancak Türkiye gibi ülkelerde daha fazla olduğunu belirten Çöpür, bunun nedenlerini ise şöyle sıraladı:
“Çünkü psikolojik sorunların bir kısmı bizim genetik mizaç yapımıza bağlı, bir kısmı da çevresel şartlara bağlı. Çevresel şartlar da dediğimiz tabi ki olumsuz çevresel şartlar. Bunlar nedir, ekonomik sorunlar, işsizlik, sağlık sorunu, okul sorunu vs. Bunlar da Türkiye’de bol mikltarda var. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde, hatta İç Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgesinde yoksulluk, işsizlik ve başka bir takım sorunlar çok daha fazla olduğu için buralarda ruh sağlığı sorunları daha fazla. Ruh sağlığı sorunlarının Türkiye’de kronikleşme ve uzama ihtimali de daha fazla. Çünkü bunların tedavi imkanları daha az, tedavileri daha maliyetli, daha uzun süreli ve insanlarımızın çoğunun da daha uzun süreli, maliyetli tedavi imkanlarını karşılama durumları sözkonusu değil. Dolayısıyla biz de, insanlar pek kabul etmese de yada istatistiklere çok geçmese de ruh sağlığı sorunları gelişmiş ülkelere göre biraz daha fazla.”
Bu durumun toplum içerisinde nasıl sorunlara yol açtığını anlatan Prof. Dr. Mazlum Çöpür, “İnsanlar ufak tefek psikolojik sorunlar yaşar biz genelde bunları sorun olarak görmeyiz. Günlük strese, olaylara bağlıdır der geçeriz. Ama bu günlük küçük sorunlar bile birikirse, örneğin pandemi dönemindeki sorunlar, bür müddet sonra büyük bri stras kaynağı olur kişi de ve ruhsal sorunların da açığa çıkmasında en büyük etken stres” diye konuştu.
Prof. Dr. Mazlum Çöpür, toplumun bu yönlü sorunlarının çözümü için atılması gereken adımları ise şöyle izah etti:
“Stres uzun süreli ve kronikleşirse bir sürü ruhsal soruna yol açıyor. Anksiyete dediğimiz, uyku bozukluğu dediğimiz, çocuklarda uyum bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve yine de dünyanın her yerinde ve Türkiye’de de en sık görülen, çok çeşitli olumsuz sonuçlara yol açan depresyon yaşanır. Bunlara karşı bir geçici çözümler var. Deprasyona gireni tedavi edersiniz, geçici de olsa iyileşir. Bir de en önemlisi tabi devletin, kurumların sivil toplum kuruluşlarının yapacağı şey, bu ruhsal sorunlara yol açacak nedenleri ortadan kaldırmaktır. Nedir işte; işsizlik, yoksulluk siyasal baskılardır, bir takım bvaşka aile baskılarıdır, eğitim sorunlarıdır, sağlık sorunlarıdır, tedavi olamamadır. Bunları kökünden çözdüğünüz zaman ruhsal sorunları daha doğru çözmüş olursunuz.
Türkiye’de tedavi daha çok ilaca yöneliktir. Gidersiniz hastaneye doktor ilaç verir çözülsün dersiniz. Ama kişinin işsizlik, yoksulluk ve perişanlığı devam ediyor. Aslında verdiğiniz ilaçlar kişinin yoksulluk ve perişanlığa katlanma gücünü biraz arttırıyor.”
Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde yetişen öğrencilerin dahi yüzde 60’ının “gidebilirsem yurt dışına gideceğim” dediğini belirten Çöpür, “Yani bir umutsuzluk, geleceğe dair bir güvensizlik var. Hatta bazılarında, ‘okusam ne olacak umukasam ne, zaten okuyan da işsiz, okumayan da’ diyor. Umudunu kaybeden, geleceğe dönük bir umut beslemeyen insanlar pek çok şeyi boş vermeye, umursamamaya başlıyor. Boş vermek de bir müddet sonra başka ruhsal sorunlara yol açıyor. Çünkü boş verdiğiniz zaman sorunu çözmek için pek bir enerjiniz, zamanınız da kalmıyor, sorunun üzerine de gitmiyorsunuz ve sorununuz daha da büyüyor. Büyüyünce de anksiyeteniz artar, deprasyonlar artar, intaharlar, alkol bağımlılığı, uyuşturucu bağımlığı artar, hırsızlıklar artar, genel olarak suç işleme oranları artar” ifadelerini kullandı.