Yeni Yol Grubu'ndan İran'a olası müdahale hakkında ortak tepki
Haber Merkezi - DEVA, Gelecek ve Saadet partilerinin kurduğu Yeni Yol Partisi’nin Meclis Grup Toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantıda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, İran'da yaşanan gelişmelere değinerek, tehdidin giderek Türkiye'ye yaklaştığını belirtti.
İran'ın, ABD, Çin ve Rusya rekabetinin, küresel güç hesaplarının "kurbanı yapılmak istendiğini" söyleyen Arıkan, "Hiçbir bölge ülkesi, emperyalizmin ve siyonizmin satranç tahtası değildir, olmayacaktır" dedi.
"Böl, parçala ve yönet" siyasetinin bugün yeniden devreye girdiğini belirten Arıkan, İran'da yaşananlara karşı suskun kalan ve alkışlayanların "sıradaki hedef" olduğunu söyledi. Arıkan, "İran'a rejim ihraç etmeye kalkışanlar, lider dayatmaya kalkışanlar, özgürlük, insan hakları ve demokrasi söylemiyle yeni müdahaleler planlayanlar şunu iyi bilsin ki yaşananlar İran'ın iç meselesidir. İran halkı ve devleti, kendi geleceğini tayin edecek iradeye, ferasete ve tarihsel tecrübeye sahiptir" değerlendirmesinde bulundu.
Gelecek Partisi lideri Davutoğlu:
— Rudaw Türkçe (@RudawTurkce) January 14, 2026
"Trump tek başına sanki dünyanın malikiymişcesine davranan, hiçbir kural ve ilke tanımayan bir diktatör.
Kim ki komşu ülkelerimizden birine (İran'a) yabancı bir müdahale yapmak isterse askeri ve fiili müdahalelerin hepsinin karşısında dimdik… pic.twitter.com/et7txkl4Wi
Emeklilerin aldığı maaşın "evde aç oturmaya bile yetmediğini" savunan Arıkan, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasına yönelik düzenlemeye ilişkin, "Yapmayı düşündükleri zammı açıkladılar, 1062 lira. Allah'tan korkun, demek lazım. Bu zamla güya emeklilerimiz rahat bir nefes alacakmış. Açıklanan zam, Mehmet Şimşek'in deyimiyle söylüyorum, çerez parası bile değil." sözlerini sarf etti.
"Emekli sizden sadaka istemiyor, hakkını istiyor"
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, emeklilerin halinin "perişan" olduğunu, geçinmekte zorlandığını söyledi.
En düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasına yönelik düzenlemeyi değerlendiren Babacan, "1062 lira zam. Hiç utanmadan, hiç sıkılmadan en düşük emekli maaşına yapacakları bu zammı müjde olarak sunuyorlar. Yahu arkadaş, emekli sizden sadaka istemiyor, lütuf istemiyor. Emekli hakkını istiyor, hakkını" diye konuştu.
Açlık sınırının ve 4 kişilik ailenin bir aylık fitre bedelinin asgari ücretten yüksek olduğunu anlatan Babacan, bu durumu eleştirdi.
Burs ve öğrenim kredisi tutarının "az olduğunu" söyleyen Babacan, "Bu ülke zamanında, öğrencilerin KYK burslarından artırdıkları paralarla Avrupa'da tatil yapabildikleri günleri gördü. Türkiye Cumhuriyeti pasaportunun itibarlı olduğu günleri yaşadı. Oysa şimdi, Türkiye yine, yeniden 'gidemeyenlerin ülkesi' oldu. Gençler böyle bir umutsuzluğu hak etmiyor. Bu iktidarın, her gence bir 'gençlik' borcu var. Bütün bu olanların tek bir sebebi var, kötü yönetim” ifadelerini kullandı.
Babacan, yurt dışındaki e-ticaret platformlarından gerçek kişiler adına gelen, kıymeti 30 avroya kadar eşyanın basitleştirilmiş gümrük beyannamesiyle ithalatının sonlandırılmasına tepki göstererek, "Kendi lükslerinden tasarruf etmeyenler, vatandaşlarımızın yurt dışından getirttiği küçük ürünlere gözünü dikti. Bir genç mühendisin veya girişimcinin ürün geliştirmek için ihtiyaç duyduğu çip, sensör veya küçük elektronik parçalar, gümrük süreçleri ve maliyetler yüzünden ulaşılamaz hale geldi. Üç kuruşluk vergi geliri için, yarının teknoloji devlerini daha filizlenmeden kurutuyorlar” şeklinde konuştu.
“Kimse Türkiye'yi uyaramaz"
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da ABD Başkanı Donald Trump'ın "dünyanın maliki gibi davranan, kural ve ilke tanımayan bir diktatör olduğunu" söyledi.
Bölgede yaşanan gelişmelere değinen Davutoğlu, "Kim ki komşu ülkelerimizden birine yabancı bir müdahale yapmak isterse, 2003 Irak Savaşı'nda şahsen de açık ve net bir şekilde karşı çıktığım gibi, komşu ülkelere yapılacak askeri ve fiili müdahalelerin hepsinin karşısında dimdik ayakta dururuz. Kime yapılırsa yapılsın, bölgemiz ancak bölge halklarının iradeleriyle şekillenir. Trump gibi bir gayrimenkul, bir petrol rantiyecisinin maceralarıyla şekillenmesine asla izin vermeyiz" sözlerini sarf etti.
Çözüm sürecine ilişkin de konuşan Davutoğlu, "Gördüğüm tablo şu: Komisyon raporu. Doktora tezi mi yazıyorsunuz? Nedir bu? Benim önümde öğrenci olsalar hepsini sınıfta bırakırım. Bu kadar süre tanınmaz” dedi.
Sürecin uzadığını savunan Davutoğlu, "Dün Grup toplantılarında sertleşen dillere geldik. Hiç kimseden çekinmedim, doğru bildiğimi söylerim. Hangi vasıf ve kimlikle olursa olsun kimse Türkiye'yi uyaramaz. Ama kimse de Suriye'deki Kürt kardeşlerimizi düşman gibi göremez. Ne yapacağız, dengeyi nasıl sağlayacağız? Ortada sertleşen bir dil var. Bahçeli'nin dilinin bile sertleşmekte olduğunu görüyorum” ifadelerini kullandı.
“Kürt vatandaşlarımız hiçbir tereddüde kapılmasın”
Davutoğlu, "toplumsal bölünmenin tahrik olduğunu" dile getirerek, "Türkiye'deki Kürt vatandaşlarımız hiçbir tereddüde kapılmasın. Suriye'deki Kürt kardeşlerimiz bizim akrabalarımız, soydaşlarımızdır. Onların hukukuna halel gelmesine asla izin vermeyiz ve Türkiye'deki geniş toplum kesimleri, 'İsrail bize sınır mı olacak' diye kaygı duyanlar. İsrail'i değil Türkiye sınırına, Türkiye'nin havasının estiği hiçbir yere yaklaştırmayız, izin vermeyiz. Buna alet olan kim olursa onlarla da savaşırız” değerlendirmelerinde bulundu.