Kendisine ‘fosil siyasetçi’ diyen MHP'li Yalçın'a Bülent Arınç'tan sert yanıt

Haber Merkezi – AK Parti’nin kurucularından eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, KHK'lılara dair çıkışına "fosil siyasetçi" şeklinde sert tepki gösteren MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'a "Bu insan artık bunlara son vermelidir. Aksi takdirde kendisini bizzat Sayın Bahçeli'ye şikâyet edecek ve kendisinin yardımcısı sıfatını taşıyan bu kişinin hakaretlerine son vermesini isteyeceğim. Bu hakaretlere karşı artık sesimi kısmak niyetinde değilim" dedi.

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın arasındaki polemik büyüdü.

Arınç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Yalçın’ın kendisine yönelik kullandığı, "Fosil siyasetçi, FETÖ’ye kuryelik ve aracılık ettiği günlerde elde ettiği politik(!) kazanımların karşılığını vermeye çabalıyor. Arınç, KHK’lılarla ilgili yanlış adrese gönderme yapıyor. Baltayı taşa vurmakla kalmıyor, kendi ayağına kurşun sıkıyor" ifadelerine yanıt verdi.

Arınç, Yalçın’ın iki yıldır kendisi hakkında yazdıklarını okuduğunu ancak bugüne kadar cevap verme ihtiyacı hissetmediğini belirtti.

Bunun nedenlerinden birinin bu tür polemiklere karşılık verildiğinde hakaret dozunun daha da artması olduğunu söyleyen Arınç, asıl gerekçesinin ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye duyduğu saygı olduğunu ifade etti.

Arınç, Yalçın'a şu ifadelerle yanıt verdi:

"Anadolu’da insanlar evlatlarına isim koyarken “adıyla yaşasın” diye dua ederler ki çocuklar onlara verilen isimlerin anlamı gibi bir karaktere sahip olsun.

Sana da edep sahibi olasın diye Edip; cömert ve hoşgörü sahibi olasın diye de Semih adını vermişler lâkin heyhat! Olamamışsın…

Her eline kalemi aldığında kime yakası açılmadık hangi hakareti etsem diye düşünen isminin anlamlarından uzak bu kişinin iki yıldır hakkımda yazdıklarını okuyor lâkin cevap verme ihtiyacı hissetmiyordum. Bunun iki nedeni var. Birincisi bu gibi isimlere karşılık verdiğinizde gemi azıya alırlar ve daha da hakaretamiz ifadelere sarılırlar. İkincisi ve daha önemli olan ise MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye karşı olan saygımdı. Sayın Bahçeli bana karşı olan eleştirilerinde çoğu zaman sert olmuştur ama 12 Eylül Darbesi’nin ardından ülkücülerin davalarını üstlenmem sebebiyle bütün ülkücülerin bana karşı sevgi ve saygısı olduğunu, kendisinin de bunu çok iyi bildiğini ifade etmiştir.

Lâkin geldiğimiz noktada had aşıldı, sabır taşı çatladı…

Geçtiğimiz cumartesi günü yaptığım bir konuşmada ifade ettiğim fikirler üzerine senin o irin damlayan kaleminden bana doğru akıttığın ifadeler bende tutmaz. 40 yıldır siyasetin içindeyim, tek rehberim de vicdan ve ahlâk oldu. Bugüne kadar bana karşı çemkirdiğin tüm ifadeleri temerrüt faizi ile sana iade ediyorum.

“Bu hakaretlere karşı artık sesimi kısmak niyetinde değilim”

Senin için 'kimdir bu?' diye sorduğumda ne diyorlar biliyor musun?

'Şaribül leyli ven nehar'

 

 

Tarih alanında profesörmüşsün, sen anlarsın ne demektir bu…

Seninle ortak bir acımız var; evlat acısı. Dünyanın en büyük acısıdır yalnız onu yaşayanlar bilir derler. İnan benim bir gecede saçlarım kırardı. Böylesine bir acıyı yaşayan insanlarda gözlemlediğim bir şey var. İnsanın vicdan terazisi hassaslaşır, merhamet kapıları ve gönül gözü ardına kadar açılır. Senin ise merhamet kapılarına zincir vurulmuş, vicdan terazin tartmaz gönül gözün kör olmuş.

Ezcümle diyeceğim şudur. Bu insan artık bunlara son vermelidir. Aksi takdirde kendisini bizzat Sayın Bahçeliye şikâyet edecek ve kendisinin yardımcısı sıfatını taşıyan bu kişinin hakaretlerine son vermesini isteyeceğim. Bu hakaretlere karşı artık sesimi kısmak niyetinde değilim."