Haber Merkezi – Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Suriye, ABD ve YPG görüşmeleri devam ediyor. ABD bu konuda ciddi bir arabuluculuk faaliyeti içerisinde. Kamuoyuna yansımayan çok fazla görüşme var" dedi.
Hakan Fidan, Türkiye'de yerleşik ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle İstanbul'daki otelde bir araya gelerek bilgilendirme toplantısı düzenledi.
Suriye'de rejim değişikliğinin ardından yaşanan durum hakkında uluslararası topluma entegrasyonunun 2025'in olumlu gelişmelerinden birini teşkil ettiğini belirten Fidan, "Suriye konusunda bölge ülkelerinin, Avrupalı devletlerin ve ABD'nin ortaya koyduğu yapıcı iradenin aynı kararlılıkla bu yolda devam etmesini temenni ediyoruz. SDG meselesi ise yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor. İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz” dedi.
Suriye, ABD ve YPG görüşmeleri
Fidan, Fidan, Suriye konusunda bölgedeki aktörler arasında yoğun bir trafik olduğunu vurguladı.
"Halihazırda Suriye, Amerika ve YPG görüşmeleri devam ediyor” diyen Fidan, “ABD bu konuda ciddi bir arabuluculuk faaliyeti içerisinde. Kamuoyuna yansımayan çok fazla görüşme var. YPG ile görüşüyor, Suriye hükümeti ile görüşüyor. Üçlü görüşmeler oluyor, YPG ile Suriye hükümetinin zaman zaman yetkililerin beraber görüştüğü görüşmeler oluyor. Şimdi burada, Ahmet Şara’nın beyanlarında da gördüğünüz gibi, bir niyet sorunu olduğu, bir irade sorunu olduğu görüşmeler yapıldıkça ortaya çıkıyor. YPG tarafındaki bu sorunlar süreci zora sokuyor” şeklinde konuştu.
"2+2 dört eder kadar net"
Batılı muhatapların omurgasını Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri (DSG/YPG’nin Kandil ile olan bağını "yeni keşfedilmiş bir bilgi" gibi karşıladığını belirten Fidan, "Bu 2+2 dört eder kadar net olan bir bilgi. Bizim zaten SDG ile en büyük problemimizin bu olduğunu baştan beri söyledik. Suriye Kürtlerinin kendi otantik bir araya gelip sorunları çözmeye yönelik bir hareketi olsa bu Suriye’nin iç meselesidir. Ancak dört ülkede iddiası, örgütlenmesi ve eylemi olan bir terör örgütünün uzantısı olduğu gerçeği ortada. SDG adına kim görüşmeye giderse gitsin, Kandil’den onay almadan hiçbir şeyin hayata geçmeyeceğinin herkes bilincinde" dedi.
"Diyalog bitirse güç kullanımı başlar"
Fidan, Şam yönetiminin “egemenlik haklarını koruma” noktasında sabrının tükendiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Görüşmelerin büyük bir iyi niyetle devam etmesi ama karşı taraftan bu irade çıkmadığı zaman hükümetin anayasal hakkı olan, egemenlik hakkı olan, yani kendi ülkesinde birliği ve düzeni sağlama hakkını kullanma yönünde adımlar atacağını öngörüyorum. Bakıyorsunuz, kim ne kadar mantıklı geliyor, kim ne kadar mantıksız geliyor... YPG’nin uzun yıllardır propaganda yoluyla ürettiği yalanın çok fazla bir gerçeklik tabanı olmadığını Amerikalılar da görmeye başladı. Dolayısıyla hükümetin gerektiği zamanda güç kullanımı artık başkaları için daha anormal bir durum olmuyor çünkü görüyorsunuz başka bir çare kalmıyor. Umarım o noktaya gelmez, diyalogla çözülür ama diyalog yoluyla çözülmediği zaman güç kullanımının da Suriye hükümeti adına bir opsiyon olduğunu buradan görüyorum."
Anayasal vatandaşlık ve azınlıkların temsili
Şam ile DSG arasında imzalanan 10 Mart Mutabakatı’nın henüz hayata geçirilmediğini hatırlatan Fidan, çözümün "ayrışmada değil, kapsayıcılıkta" olduğunu söyledi.
Fidan, şu ifadeleri kullandı:
"İnanç gruplarının, etnik azınlıkların anayasal vatandaşlık çerçevesinde yönetime dahil olmasıyla, kendilerine ayrı bir siyasal entite (yapı) formuna dönüşüp oradan yönetime dahil olması ayrı şeylerdir. Ülkeyi siyasal entitelerle bölmek, inanca ve etnisiteye göre adacıklar oluşturmak bölünmeye davetiye çıkartmaktır. Bizim istediğimiz, insanların kendi kimliklerini yaşarken aynı zamanda bir bayrak altında vatandaşı oldukları ülkenin bütün menfaatinden ve refahından yararlandıkları bir yapıdır. Suriye yönetiminin bunları hayata geçirmesi için aslında mutabakat maddelerine bile ihtiyacı yok; bu zaten onların programında olmalı."
İran’a askeri müdahale riski
İran’da yaşanan iç gelişmeleri ve ABD’nin olası müdahale senaryolarını da değerlendiren Fidan, Türkiye’nin tavrını şu sözlerle koydu:
"İran'a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız. İran'ın kendi içindeki otantik sorunlarını kendisinin çözmesi gerekiyor. Tabii ki bunun uluslararası ilişkilere bakan boyutu var; yaptırımlara tabiler. Biz kendilerine de söylüyoruz; bölge ülkeleriyle sorunlarını çözmeli ve küresel nükleer konuda diplomasi yoluyla fırsat kaybetmeden adım atmalıdır ki yapısal ekonomik problemler ortadan kalksın. İran’ın büyük ve sofistike bir nüfusu var. Biz burada bir müdahale olmasını istemiyoruz. Trump politikalarına baktığınız zaman, karadan güç kullanmayı şu ana kadar çok fazla tercih ettiğini de görmedik. İran’da olacak geniş çaplı bir istikrarsızlık, bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üstündedir."
Gazze planında ikinci aşama: Barış kurulu yolda
Gazze barış planına dair son durumu aktaran Fidan, Steve Witkoff’un ilanıyla artık ikinci aşamaya geçildiğini duyurdu.
Fidan, "Geçtiğimiz günlerde dört ülkenin online katılımıyla bir toplantı yaptık. İkinci aşamada Filistinli teknik komitenin Gazze’nin idaresini alması birinci önceliktir. Daha sonra Barış Kurulu ilan edilecek ve icraatı yürütecek bir yönetim kurulu belirlenecek. İsrail’in niyeti ortada, onlar Filistinlilerin Gazze’den çıkmasını istiyorlar. Netanyahu hükümeti barış planına çok taraftar değil ancak uluslararası toplum ve ABD’nin ağırlığını koyması süreci bu noktaya getirdi. Biz konteyner yardımları başta olmak üzere her türlü desteğe hazırız ama İsrail metal unsurların girişinde zorluk çıkarıyor” diye konuştu.
Ege ve Türk-Yunan ilişkileri: Erdoğan ve Miçotakis görüşebilir
Ege’deki sorunların çözümü için rasyonel bir zemin arandığını belirten Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Şubat ayı başında bir araya gelebileceğini sinyalini verdi:
"Sayın Miçotakis ile Paris’te ayaküstü görüştük, kendileri bunu Ramazan’dan önce yapmak istiyorlar. Biz sorunları kalıcı olarak çözmeye hazırız. Ancak Yunanistan iç politikasında Türkiye’nin tehdit olarak algılanması bir itici güç. Bir siyasi lider sorunları çözmekle siyasi kariyerini riske atmak arasında kalıyor. Biz artık belli bir siyasi olgunluğa ulaştık; gerginlik arttığında tepkimizi koyarız ama hedefimiz bu tarihi fırsatı heba etmeden Ege sorununu kalıcı olarak çözmektir."
Çin ile ilişkiler ve Zengezur Koridoru
Fidan, Türkiye’nin Çin ile olan 50 milyar dolarlık ticaret hacmindeki açığı kapatmak için Çinli yatırımcıları Türkiye’ye, özellikle elektrikli araç üretimine davet ettiklerini belirtti.
Ayrıca Çin vatandaşlarına vize muafiyeti getirilmesinin bu arzunun bir parçası olduğunu vurguladı.
Kafkasya’da ise Zengezur Koridoru ve Azerbaycan-Ermenistan arasındaki barış anlaşmasının imzalanması için yoğun mesai harcandığını, Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın yapıcı rolünü desteklediklerini ekledi.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın