Dersim'de gençler hâlâ Kirmancki konuşuyor mu?
Dersim (Rûdaw) – Kürt Alevi nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Dersim'de, 15 Mayıs Kürt Dili Bayramı kapsamında hazırlanan özel röportaj dosyasında Kirmancki'nin yeni kuşaklar arasındaki durumu ele alındı. Farklı yaş gruplarından yurttaşlarla yapılan görüşmelerde, günlük yaşamda hangi dilin kullanıldığı sorusuna yanıt arandı.
Dersim'de hem Kurmancî hem de Kirmancki (Zazaki) konuşuluyor. Uzun yıllar boyunca inançlarını, kültürlerini ve geleneklerini ana dilleriyle yaşatan bölgede, geçmişte uygulanan dil yasaklarının toplumsal hafızada derin izler bıraktığı belirtiliyor.
Özellikle 1993-94 yıllarında yaşanan köy boşaltmaları ve zorunlu göç süreciyle birlikte yalnızca yaşam alanlarının değil, ana dilin günlük kullanım alanlarının da zayıfladığı ifade ediliyor. Köy yaşamının dağılmasıyla aile içindeki dil aktarımının gerilediği, genç kuşakların ise Türkçeyle daha yoğun bir ilişki kurduğu aktarılıyor.
Röportaj, ana dilinin yasaklı olduğu dönemleri yaşayan yaşlı bir yurttaşın sözleriyle başladı. Yıllarca kendi dilini konuşmanın baskı ve çekince yarattığını anlatan yurttaş, tüm zorluklara rağmen Kirmancki'yi bırakmadıklarını söyledi.
Dosyada, "Gençler hâlâ ana dillerini konuşuyor mu, yoksa günlük yaşamın dili giderek Türkçeye mi dönüşüyor?" sorusu öne çıktı.
Anlıyorlar ama konuşamıyorlar
Gençlerle yapılan görüşmelerde, evde çoğunlukla Kirmancki konuşulduğu ancak okulda, sosyal çevrede ve kamusal alanlarda Türkçenin daha baskın olduğu ifade edildi. Birçok genç, Kirmancki'yi anlayabildiğini ancak okuma ve yazma konusunda Türkçeyi daha rahat kullandığını belirtti.
Telefon mesajları ve sosyal medya kullanımının da dil tercihlerinde etkili olduğu vurgulandı. Gençlerin büyük bölümünün dijital iletişimde Türkçeyi tercih ettiği, bunun da ana dilin günlük kullanım alanını daralttığı görüşü dile getirildi.
Röportajda konuşan yurttaşlar, Kirmancki'nin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını; tarih, kimlik ve kültürel hafızanın önemli bir parçası olduğunu söyledi. Özellikle yaşlı kuşak, dilin korunmasının artık yeni neslin sorumluluğunda olduğunu ifade etti.
15 Mayıs Kürt Dili Bayramı vesilesiyle hazırlanan çalışma, Dersim'de Kirmancki'nin geleceğine dair kaygıları ve aynı zamanda dili yaşatma çabasını yeniden gündeme taşıdı.
Dersim'in kayıp klamlarını ortaya çıkarmak amacıyla 44 yıldır çalışmalar yürüten Munzur Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Müzik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Daimi Cengiz, hem akademik araştırmaları hem de konser faaliyetleriyle bölgenin sözlü kültür mirasını yaşatmaya devam ediyor.
"Gençler ve çocuklar bu dili konuşmazsa dil kaybolabilir”
Cengiz, Rûdaw'a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Gençler ve çocuklar bu dili konuşmazsa dil kaybolabilir. Evde konuşulması gerekiyor. Kurmancî'de durum böyle değil. Diyarbakırlı arkadaşlarıma soruyorum; çocuklarıyla evde Kürtçe konuşuyorlar. Dersim'de ise bu mesele yeterince konuşulmuyor. Bunun nedeni toplumun çok ağır travmalar yaşamış olmasıdır. Bu travmalar nedeniyle toplum hâlâ kendisini toparlayabilmiş değil."
Nüfusunun büyük bölümü Alevi inancına sahip olan Dersim'de uzun yıllar boyunca inanç ve cenaze hizmetleri Kurmanci ve Kirmancki dillerinde yürütülürken, asimilasyon politikalarıyla birlikte birçok ritüelin yerini Türkçe aldı.
“Herkes Kürtçe konuşurdu”
Cemevi dedelerinden Mehmet Halis ise geçmişte köylerde cemlerin tamamen Kürtçe yapıldığını anlatarak şöyle konuştu:
"Ben okula başladığımda Türkçe bilmiyordum. Yaşlılarımız da Türkçe bilmezdi, herkes Kürtçe konuşurdu. Sonra okullar açıldı, gençler üniversiteye gitti, öğretmenler ve memurlar geldi. Eğitim dili Türkçe oldu. Göçlerle birlikte insanlar dillerinden uzaklaştı. Artık cenaze hizmetlerini ve ibadetlerimizi de Türkçe yapıyoruz. Dilimiz çok zayıfladı. Aileler çocuklarına kendi dilini öğretsin."
Sanatçı Doğan Çelik ise kurumların Kürtçeye ve Kürt sanatçılara yeterli desteği vermediğini belirterek eleştirilerde bulundu:
"Kürt siyaseti bile çoğu zaman Türkçe yapılıyor. Kürtçe bir selam veriliyor ama sonra konuşma Türkçe devam ediyor. Neden bu dil için daha fazla çalışma yapılmıyor? Neden Kürtçe üreten sanatçılara sahip çıkılmıyor?"
Günlük yaşamda Kirmanckî kullanan yurttaşlar da özellikle genç kuşakların Kürtçe konuşmayı bıraktığını ve Türkçenin giderek daha baskın hale geldiğini söyledi.
Almanya'dan Dersim'e gelen Aygül Aras, yaşadığı şaşkınlığı şu sözlerle anlattı:
"Almanya'da kendi dilimizi unutmamak için sürekli Kürtçe konuşuyorduk. Dersim'e geldim, insanlar önce Kürtçe selamlaşıyor sonra hemen Türkçeye dönüyor. Bu durum beni çok üzüyor. Bu dilin kurtarılması gerekiyor."
"Dersim'de artık daha çok Türkçe konuşuluyor”
İsmail Yel ise şöyle konuştu:
"Dersim'de artık daha çok Türkçe konuşuluyor. Eskiden yaşlılar Kürtçe konuşurdu, şimdi gençler bilmiyor. Çünkü anne babalar öğretmiyor."
Mehmet Dankzo da çocukların ana dillerini unutmaması gerektiğini belirterek:
"Dilimizi konuşuyoruz, klamlar söylüyoruz. Çocuklarımız dillerini unutmasın, herkes kendi dilini öğrensin" dedi.
Sultan Oduncu ise ailelere çağrıda bulunarak:
"Anne babalar çocuklarına doğru yolu göstersin, kendi dillerini öğretsin" ifadelerini kullandı.
Seydali Kızılboğa da dilin inançla olan bağına dikkat çekerek şunları söyledi:
"Bizim dilimiz bizim dinimizdir. Biz dualarımızı bu dille ediyoruz. Pirimize, rayberimize bu dille sesleniyoruz. Bu dil asla unutulmamalı."
Barış Engin ise günlük yaşamında hâlâ Kürtçe konuştuğunu belirterek:
"Annemle telefonda Kürtçe konuşuyorum. Arkadaşlarımla da Kürtçe konuşuyoruz" dedi.