TBMM'de kritik haftaya girilirken 'umut hakkı' polemiği büyüyor: Ortak raporda olacak mı?
Haber Merkezi – Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ortak raporunda ‘umut hakkı’ gerilimi yaşanıyor. TBMM kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu nihai rapor için kritik aşamaya geldi. Ancak ortak metne son şekli verilmeden önce en hararetli tartışma şimdiden patlak verdi: “Umut hakkı” raporda yer alacak mı?
Taslak metinde “umut hakkı” ifadesinin açıkça bulunmadığı belirtilirken, MHP ve CHP’den gelen art arda açıklamalar polemiği büyüttü.
MHP: “Başlık olmayabilir ama içerikte olacak”
Komisyon toplantısı öncesi konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, umut hakkına kapıyı tamamen kapatmadı. “Umut hakkı raporda başlık olarak olmasa da AİHM kararları üzerinden içerik olarak olacaktır” diyen Yıldız, uzlaşı zemininin arandığını ancak oy birliğinin garanti olmadığını söyledi.
Yıldız ayrıca komisyonun “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, üniter yapısını ve anayasal ilkelerini değiştirme gibi bir misyonu olmadığını” vurgulayarak, yürütülen tartışmaların çerçevesini çizdi.
Bu açıklama, umut hakkının doğrudan yazılmasa bile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına atıf yoluyla metne girebileceği yorumlarına yol açtı.
CHP: “Kişiye ya da gruba özel düzenleme yok”
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise daha temkinli bir çizgi çizdi. Emir, demokratikleşme ve hukuk devleti başlıklarının raporda yer alacağını, infaz sistemi ve Terörle Mücadele Kanunu’na ilişkin düzenlemelerin tartışılacağını söyledi. Ancak net bir sınır koydu: “Burada bir kişi ya da bir grup için bir düzenleme söz konusu olmayacak.” Bu sözler, tartışmanın odağındaki isme işaret ettiği yönündeki yorumları güçlendirdi.
DEM Parti: “Tarihi ama sihirli değnek değil”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise komisyon raporunu “tarihi” olarak nitelendirdi ancak beklentiyi sınırladı: “100 yıllık Kürt sorununu bir dakikada çözmeyecek.”
DEM Parti cephesi raporu önemli bir adım olarak görürken, metnin içeriğinin belirleyici olacağını vurguluyor.
Edinilen bilgilere göre taslak raporda “umut hakkı” başlığı açık biçimde yer almıyor. Buna karşılık: Silah bırakacak örgüt mensupları için “müstakil ve geçici bir kanun” önerisi, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik tavsiyeleri, toplumsal bütünleşme ve eve dönüş mekanizmaları metinde çerçeve düzeyinde yer alıyor.
Bu durum, “isim yok ama zemin hazırlanıyor mu?” sorusunu beraberinde getirdi.
Umut hakkı nedir?
Ceza hukukunda “umut hakkı”, ağırlaştırılmış müebbet ya da ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilen kişilerin belirli koşullar altında özgürlüğe kavuşma ihtimalinin tamamen ortadan kaldırılmaması anlamına gelir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), tahliye umudu bulunmayan ve hiçbir gözden geçirme mekanizması içermeyen ömür boyu hapis cezalarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi (işkence ve kötü muamele yasağı) kapsamında ihlal oluşturabileceğine hükmetmiştir.
Türkiye’de ise özellikle: Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, terör suçları kapsamında verilen bazı ağırlaştırılmış müebbet cezalarında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmamaktadır. Bu durum, “umut hakkı” tartışmasının hukuki zeminini oluşturuyor.
Tartışma nasıl başladı?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te yaptığı konuşmada “Umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenleme yapılsın” çağrısı, süreci yeni bir aşamaya taşımıştı. Ardından MHP’li Feti Yıldız, komisyon çalışmalarında umut hakkı konusunda uzlaşı sağlandığını ve raporda AİHM kararlarına uyum tavsiye edileceğini söylemişti. Ancak taslakta doğrudan “umut hakkı” ifadesinin bulunmaması, yeni bir gerilim başlattı.
Başlıkta yoksa, satır aralarında mı?
Şimdi gözler ortak imzayla yayımlanacak nihai raporda. “Umut hakkı” açık bir başlık olarak mı yer alacak? Yoksa AİHM kararlarına atıf yapılarak dolaylı bir çerçeve mi çizilecek? Yoksa tamamen metin dışı mı bırakılacak? TBMM’de rapor yazımı sürerken, asıl polemik metnin kendisinden çok, metnin neyi ima edeceği üzerinden yürüyor. Yeni haftada verilecek son şekil, yalnızca bir komisyon raporunun değil, siyasetin yeni tartışma hattının da yönünü belirleyecek.