Haber Merkezi - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, barış ve çözüm sürecine ilişkin tartışmaların yasal bir zemine oturtulması gerektiğini belirterek, "Örgütün silah bırakma sürecini yönetecek yasal çerçeveyle ilgili henüz bir adım atılmadı" dedi. Doğan ayrıca, okullarda yaşanan şiddet olaylarını toplumsal ve politik iklimin bir yansıması olarak değerlendirdi.
DEM Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Ayşegül Doğan, Türkiye’nin içinden geçtiği tarihsel eşiğe ve toplumsal sorunlara dair mesajlar verdi.
"Yasal çerçeve için henüz bir adım atılmadı"
Çözüm süreci tartışmalarına değinen Doğan, Meclis bünyesinde kurulan komisyonun raporlarına atıfta bulunarak şunları söyledi:
"Barış meselesi artık ertelenemez bir noktaya gelmiştir. Komisyonun asıl görevi, örgütün silah bırakma süreci ile birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal çerçeveyi belirlemektir. Ancak hâlâ bu yasal çerçeveyle ilgili herhangi bir adım atılmış değil. Ortak uzlaşıyla belirlenmiş konulara dair bir takvimlendirme dahi yapılmadı. Siyasi partiler arasında bir genel anlayış birliği varken, sanki bunlar hiç yokmuş gibi yürütülen tartışmalar güveni zedeliyor ve kaygıları artırıyor."
"DEM Parti aba altından sopa gösterilecek bir parti değil"
Partisine yönelik dışarıdan gelen müdahalelere ve "ayar verme" çabalarına tepki gösteren Doğan, DEM Parti’nin demokratik siyasetteki yerini şu sözlerle vurguladı:
"DEM Parti; köşe yazılarıyla ya da aba altından gösterilen sopalarla yön verilecek bir parti değildir. Biz barış, demokrasi ve eşitlik mücadelesini büyüterek sürdürme kararlılığındayız. Temsil ettiğimiz gelenek, kurulduğu günden bu yana Kürt sorununun diyalog ve müzakereyle çözülmesini savundu. Kimseye tepeden bakmıyoruz ama bize dikey bir ilişki dayatılmasına da müsaade etmeyiz."
Okul saldırıları: "Toplumsal ve politik iklimin yansıması"
Urfa ve Maraş’taki okullarda meydana gelen ve can kayıplarıyla sonuçlanan saldırılara da değinen Sözcü Doğan, şiddetin Türkiye’nin her hücresine yayıldığını savundu:
"Üzgünüz ve öfkeliyiz. Siverek ve Maraş’taki saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Bu şiddet sarmalı tek bir nedenden kaynaklanmıyor. Yalnızca okullarda değil, her alanda bir dökülme hali var. Daha önce 'Yenidoğan Skandalı'nda da gördük; bugün yaşananlar toplumsal kutuplaşmanın, şiddetin normalleştirilmesinin ve antidemokratik uygulamaların bir sonucudur. Hukukun üstünlüğünden yoksun kalmış bir toplumsal gerçeklik, eğitim kurumlarını da böyle etkiliyor."
Doğan, yaşanan acıların son bulması için günübirlik açıklamaların ve komisyon raporlarının ötesine geçilerek, kısa, orta ve uzun vadeli kalıcı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın