Dersim (Rûdaw) – Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etti. Sanat Sokağı’nda düzenlenen basın açıklamasında, saldırıların derhal durdurulması çağrısı yapıldı. Platform adına açıklamayı Özcan Ateş okudu.
Açıklamada, “Rojava’da kadınların öncülüğünde halkın direnişiyle oluşturulan demokratik, eşitlikçi ve özerk yönetimin hedef alındığı” belirtilerek, “bu saldırıların Suriye’nin geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu” ifade edildi. Son günlerde artan saldırıların “sivilleri doğrudan hedef aldığı, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere çok sayıda kişinin yaşam hakkının ihlal edildiği” vurgulandı.
"Şam hükümetine bağlı güçlerin yürüttüğü askeri faaliyetlerin yalnızca Kürt halkına yönelik olmadığı, aynı zamanda Suriye’de halkların eşitliği ve bir arada yaşam temelinde inşa edilmeye çalışılan demokratik çözüm arayışlarını hedef aldığı" kaydedildi.
“Kürtlerle kurulacak ilişkilerde tarihsel bir kırılma niteliği de taşıyacaktır”
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Şam Geçici Hükümeti’ne bağlı güçlerin yürüttüğü bu saldırılar, yalnızca Kürt halkına karşı bir şiddet politikası değil; aynı zamanda Suriye’de halkların eşitliği ve bir arada yaşama iradesi temelinde inşa edilmeye çalışılan demokratik çözüm arayışlarına, halkların ortak mücadelesiyle şekillenen Rojava’daki demokratik özerk yönetim deneyimine yönelik bir saldırıdır. Kürtleri hedef alan bu saldırılar, yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerdir. Bu nedenle Şam yönetimi açısından yaşananlar, Kürtlerle kurulacak ilişkilerde tarihsel bir kırılma niteliği de taşıyacaktır.
Paris’te Suriye’nin geleceği ve toprak bütünlüğü adı altında yapılan; Fransa, ABD, İsrail, Türkiye ve Birleşik Krallığın direkt ya da dolaylı olarak dâhil olduğu görüşmeler, Kürt halkına yönelik saldırılardan bağımsız değildir. Suriye’deki halkların birlikte yaşam iradesi masada temsil edilmezken, yaşadıkları coğrafyalar pazarlık konusu yapılmaktadır. Paris’te yürütülen diplomasi, Kürtlerin eşit yaşama iradesinin hâlâ pazarlık konusu olduğunu, zorla yerinden edilmenin fiili bir tasfiye yöntemi olarak kabul gördüğünü ve demokratik yerel modellerin küresel güçlerin güvenlikçi öncelikleriyle çeliştiği ölçüde hedef alındığını bir kez daha göstermiştir.
İktidarın Türkiye’ye yönelik terör tehdidi bahanesiyle Suriye’nin toprak bütünlüğü savunduğunu iddia ederek Suriye’deki azınlıkların haklarını yok sayan, geçici Şam hükümetini ve cihadist çeteleri desteklemesi kabul edilebilir bir durum değildir. Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunduğunu iddia edenler Golan tepelerinin İsrail tarafından işgal edilmesini toprak bütünlüğüne saldırı olarak görmemesi meselenin Suriye’nin toprak bütünlüğü ile ilgili bir durum olmadığının açık göstergesidir. Bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiğini vurguluyoruz.”
Kordu'dan açıklama
Açıklamada söz alan DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu ise şunları söyledi:
“Şunu hep söyledik: Demokrasi tek ve biricik yoldur; demokratik yaşam ise vazgeçilmezdir. Rojava, büyük bedeller ödeyerek Ortadoğu’da tüm halkların bir arada, eşit ve özgür biçimde yaşayabileceğini kanıtlamış; bunu bütün dünyaya göstermiş bir coğrafyadır. Dolayısıyla bugün gerçekleştirilen saldırılar; HTŞ ve IŞİD eliyle yürütülen, aynı zamanda hegemonik güçlerin de içinde yer aldığı bir komplo politikasının ürünüdür.”
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın