Haber Merkezi - 21 Şubat Dünya Anadil Günü vesilesiyle Ankara’da Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) tarafından uluslararası bir sempozyum düzenlendi.
Sempozyuma dünyanın pek çok farklı ülkesinden akademisyen katıldı. Katılımcıların birçoğunun Kürt olmamasına ve Kürdistan’da yaşamamasına rağmen akıcı bir Kürtçe ile konuşmaları dikkat çekti.
Amsterdam Üniversitesi’nden akademisyen Michiel Leezenberg, Rûdaw’a yaptığı açıklamada, "Kürtçe, klasik ve modern edebiyatıyla oldukça kıymetli bir dildir" dedi.
Uluslararası sempozyum
Uluslararası sempozyumda Türkiye ve Avrupa ülkelerinden akademisyenler, araştırmacılar ve öğretmenler hazır bulundu. Eğitim Enternasyonali Genel Başkanı Mugwena Maluleke de sempozyuma bir mesaj göndererek destek verdi.
Eğitim-Sen Sekreteri Zülküf Güneş, programın amacına ilişkin şu bilgileri verdi:
“Bugün 21 Şubat Dünya Anadil Günü. Biz de Eğitim-Sen olarak bu vesileyle uluslararası bir sempozyum düzenliyoruz. Sempozyumda dünya çapında akademisyenler ve dil uzmanları sunumlar yapacak. Burada anadilini ve anadilinde eğitimi tartışacağız. Genel olarak anadilinin hayati önemine dikkat çekeceğiz."
"Dilsel federalizm" vurgusu
Sempozyumun ana tartışma konularını; anadilin pedagojik ve akademik boyutu, Türkiye’deki pratikler ile dünyadaki örnekler oluşturdu.
Akademisyen Mikail Bülbül, dünyadaki örnekler üzerinde duracaklarını belirterek şunları ifade etti:
"Dünyadaki anadil eğitimi tecrübeleri burada konuşulacak. Avrupa’da bu konuda ciddi bir birikim olduğunu biliyoruz. Ben şahsen Kürtlerin mevcut durumda en azından bir 'dilsel federalizm' modelini gündemlerine almaları gerektiğini düşünüyorum. Elbette bunun için ciddi bir mücadele ve çalışma gerekiyor. Sunumum da bu konu üzerinedir."
"Kürtçe bir medeniyet dilidir"
Amsterdam Üniversitesi’nden Michiel Leezenberg de sempozyumun en dikkat çeken katılımcılarından biriydi. İleri derecede Kürtçe bilen Leezenberg, anadilinde eğitimin önemi ve Avrupa deneyimine dair bir sunum gerçekleştirdi.
Kürtçenin zenginliğine dikkat çeken Leezenberg, şöyle konuştu:
“Araştırmalarım özellikle klasik Kürtçe üzerineydi. Ahmedî Xanî'nin Mem û Zîn’i hakkında epeyce araştırmalar yaptım. Oradan da görebiliyoruz ki Kürtçenin hem klasik edebi geleneği var hem de bilimsel bir geleneği var. Bunun Türkiye’deki Kürtlerin bilinci açısından çok önemli olduğuna inanıyorum. Kürtçenin sadece sözlü bir dil ya da bir 'köy dili' olmadığını, aynı zamanda bir medeniyet dili olduğunu bilmeleri gerekir."
Sempozyumda ayrıca Parlamento Komisyonu’nun son raporu, Türkiye’deki siyasi atmosfer ve Kürtçe üzerindeki kısıtlamalar da ayrıntılı olarak ele alındı.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın