Bakırhan: Gülistan 6 yıldır bu ülkenin vicdanına sorulan ve cevabı alınamayan bir sorudur
Haber Merkezi - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Gülistan Doku dosyasına değinerek, "Gülistan bir kişi değil, bir sorudur. 6 yıldır bu ülkenin vicdanına sorulan ve cevabı alınamayan bir sorudur" diye belirtti.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında gündeme dair konuştu. Bakırhan, Sêrt'te yaşanan sel felaketinden dolayı geçmiş olsun dileklerini iletti. Bakırhan, burada yaşanan sel felaketinde doğan zararların tespit edilip giderilmesi için ilgilileri göreve çağırdı.
'Madenciler bir an önce serbest bırakılmalı'
Bakırhan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem yapan madencilerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.
'Hepimize ödev yüklüyor'
Bakırhan, Siverek ve Maraş’ta meydana gelen ve çok sayıda can kaybına yol açan saldırılara ilişkin de konuştu. Yalnızca bir siyasetçi olarak değil, aynı zamanda bir baba olarak konuştuğunu belirten Bakırhan, “Sabah çocuklarını okula uğurlayan, akşam dönüşlerini bekleyen milyonlarca anne ve babadan biriyim. Beklemenin ne demek olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Ülke olarak çok üzgünüz, yastayız. Hayatını kaybeden çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin ailelerine başsağlığı diliyor, yaralılara acil şifalar temenni ediyorum. Yaşananlar yıllardır biriken bireysel ve toplumsal öfkenin, çaresizliğin, yalnızlaştırmanın duyarsızlaştırmanın bir sonucudur" dedi.
“Anadilde parasız bilimsel eğitim istiyoruz”
Bakırhan konuşmasının devamında şunları aktardı:
"Çocuklar eğitim sisteminin oyuncağına dönüştü. Her yıl yeni bir müfredat, her müfredat bir öncekinden fecaat. Eğitim sistemi eleştirel düşünmeyi bastırdı. İsimler değişti, müfredat değişti ama eğitimi toplumu biçimlendirme aracı olarak gören devlet aklı değişmedi. Eğitim ile toplumu biçimlendirmeye çalışıyor. İktidar artık eğitimi eğitim alanıyla oynayarak ideolojik hegemonya kurmaktan vazgeçmelidir. Biz DEM Parti olarak kaliteli kamusal eğitim istiyoruz. İdeolojik değil, ana dilinde parasız bilimsel eğitim istiyoruz ve bunu istemeye devam edeceğiz.
“Kaç milyon insanda silah var bilmiyoruz”
Yine başka bir sorunumuz da silahlanma; Türkiye'de ruhsatsız silah sayısı 10 ile 30 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. Evet, 10'la 30 milyon arasında büyük bir makas var. Çünkü resmî rakam yok. Kaç milyon insanda silah olduğunu biz bilmiyoruz. Toplum giderek daha silahlı, daha tehditte, daha güvensiz bir hale geldi. Bütün bu tablo karşısında. Rakamlar da konuşuyor, Adalet Bakanlığı verilerine göre; 2024'te silah ve bıçakla suç işleyen çocuk sayısı 11 bin. 2025'te bu sayı 13 binlere kadar çıkmış. Yani gittikçe artıyor.
“Bu tablonun sorumlusu iktidardır”
Bu tablonun birinci sorumlusu iktidardır. Bu ülkeyi 24 yıldır yönetenler sorumludur. Sorunların üstüne yatmakla sorunlar çözülmüyor. Dünyanın pek çok ülkesinde böylesi trajedilerin ardından sorumlular hesap verir. Bakın, 2023’te Sırbistan’da bir ilkokulda 8 öğrenci ve bir güvenlik görevlisi yaşamını yitirdi. Ne oldu? Sırbistan Millî Eğitim Müdürü istifa etti. Ürdün’de 2018’de bir okul gezisinde öğrenciler yaşamını yitirdiği için, beğenmediğimiz Ürdün’ün Millî Eğitim Bakanı da istifa etti.
Peki Türkiye’de ne oluyor? Depremde on binlerce insan yaşamını yitirdi, istifa eden yok. Her gün maden emekçilerinin bedeni toprağa karışıyor, istifa eden yok. Ruhsat verilmemesi gereken bir otele ruhsat verilmiş, onlarca insan yanarak yaşamını yitirmiş, istifa eden yok. Okullarda çocuklar ve öğretmenler katlediliyor, yine istifa eden yok.
Yusuf Tekin istifa etmeli
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tablonun sorumluluğunu üstlenmeli ve istifa etmelidir. İktidar da kendi payına düşeni görmeli ve gereğini yapmalıdır. Bu bir polemik değil, bir siyaset de değil; bu toplumun ve çocukların karşısında yerine getirilmesi gereken en asgari sorumluluğumuzdur. Şunu da unutmayalım; yani biz her zaman her meselede kendimizi de görerek hareket eden bir siyasi partiyiz. Muhalefet olarak biz de kendimize bakmak zorundayız. Bu ağır tabloyu yalnızca iktidarı eleştirerek aşamayız. Çocukların katledilmediği, güven içerisinde yaşadığı bir ülke için DEM Parti olarak daha fazla mücadele edeceğimiz sözünü veriyoruz huzurlarınızda.
“En ağır gerçeklerden biri kadın cinayetleridir”
Hepinizin bildiği üzere cezasızlık düzeninin en ağır işlediği zamanlardayız. Bugün karşımızdaki en ağır gerçeklerden biri de kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve zorla kaybedilen kadınlardır. Burada mesele yalnızca suç değil; suçu örten, faili koruyan ve adalet arayışını yıllarca oyalayan bir düzenle karşı karşıyayız. 2020’den beri kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyası 6 yıl sonra tekrar açıldı. Bu önemli bir gelişmedir. Gülistan bir kişi değil, bir sorudur. 6 yıldır bu ülkenin vicdanına sorulan ve cevabı alınamayan bir sorudur. Bu gelişme, ailenin, kadın örgütlerinin ve kamuoyunun ısrarlı baskısı, kararlı eylemleri ve adalet talebi sayesinde mümkün olmuştur. Gülistan’ı ve benzer kadın cinayetlerini gölgede bırakmak istemeyen, açığa çıkarmaya çalışan bu adalet arayışındaki ailelerimize ve dayanışma gösteren dostlarımıza da selam ve sevgilerimizi iletiyoruz.
“Adalet sisteminin işleyişine dair gösterge”
Gülistan Doku vakası, adalet sisteminin işleyişine dair ciddi bir göstergedir. Burada kayyım olan eski vali, yüksek bürokratlar, siyasetçiler ve kolluk güçleriyle bağlantılı kirli ağlar olduğu iddiaları ciddi bir şekilde masaya yatırılmalıdır. Adama bak; hem vali hem de kayyım çoklu maaş alıyor. Bir kentin gençlik merkezinde oğlun için özel oda da ayarla. Altına birisi de son model bir BMW çeksin, nasıl oluyor? Biz de yıllardır işçilik yapıyoruz. Bu kadar kolay mıdır bu tür şeylere ulaşmak? Yetmiyor, bir de milletin canıyla oynanıyor. Beyefendi gözaltına alınmış, 4 gün derslerinden kalmış. 7 yıldır okuyor, okulu geçememiş; 4 gün gözaltında kalmış, derslerinden olacak. Bağımsız, demokratik bir yargı inşallah işler de Gülistan’ın hesabı sorulur. Bu, Türkiye’nin her sokağının bir Susurluk olmasının önüne geçmekle ilgili tarihi bir görevdir.
Bu görev sadece Gülistan Doku ile kalmamalı; Rojin Kabaiş, Rojvelat Kızmaz, Rabia Naz, Nadira Kadirova ve Yeldana Karaman ile sürmelidir. Gülistan’ın annesi Rojin’in babasına diyor ki: “Derdê me yek e.” Biz de diyoruz, gözümüz kulağımız bu davada olacak ve benzer davalarda olacak.
“Demokratikleşme olmadan normalleşme olmaz”
Demokratikleşmeden normalleşme olmaz; normalleşmeden ise iyileşme olmaz. O yüzden diyoruz ki demokratik normalleşme toplumsal çöküşün de panzehiridir. Siyasi normalleşmenin sağlanması için mağdur edilen tüm kesimlerin sesine kulak vermek zorundayız. “Bizden değil, bizim mahalleden değil” dememeliyiz. DEM Parti bunu zaten hiçbir zaman söylemez. Bugün aramızda kursiyer teğmenlerin ve askeri öğrencilerin aileleri var. Çok açık söylüyoruz; arbenin hesabı amasız fakatsız sorulmalıdır. Ancak bu hesap, suçsuz insanların sırtına yüklenmemelidir.”