Bakırhan Van Newrozu'nda konuştu: Kürtler sayın Öcalan’ın statüsünün netleşmesini istiyor

Erbil (Rûdaw) –Van ilinde yüzbinlerce kişinin katılımıyla Newroz kutlamaları büyük bir coşkuyla başladı.

Bu yılki etkinlik, Van Kalesi’nin yanındaki Newroz düzenleniyor.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da katılımcılar arasında yer aldı. Koma Agırê Jiyan sahne alacak.

Gerginlik çıktı

Kutlamanın başlangıcında polis GBT araması yapmak isteyince , DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu üyesi Derya Aslan ve siyasetçi Veysi Aktaş ile polis arasında gerginlik yaşandı. Tuncer Bakırhan’ın araya girmesi ve yapılan görüşmeler ardından gerginlik son buldu.

Öcalan’ın mesajı okundu

Etkinlikte PKK lideri Abdullah Öcalan Newroz mesajı da okundu.

Siyasetçi Veysi Aktaş da konuşmasında Abdullah Öcalan’ın tecritte tutulduğunu savunarak, devletin demokratik müzakereler için Öcalan’ın koşullarını uygun hale getirmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın bulunduğu yerin statüsü belirlenmelidir. Devlet ve yetkililer hızlı adım atmalıdır.”

Newroz ateşinin yakılmasından sonra konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "2026 yılının Newrozu başka bir Newroz'dur. Bu Newroz isyandan inşaya geçişin Newrozu'dur. Bu Newroz, kurucu bir Newroz'dur. Yeni bir dönemin Newrozu'dur. Biz yeni bir dönem diyoruz; ama Van'daki kolluk kuvvetlerinin yeni dönemden haberleri yok. Onlar eski dönemden kalmış. Onlar değişmemiş. Onlar hala Wan halkının üzerinde baskı kurarak Newroz'unu kutlayamayacağını düşünüyorlar. Buradan bugün arama noktalarında halkımıza eziyet yapanları kınıyorum. Ve onlara diyorum ki biz yeni bir dönem başlattık. Çatışmaların olmadığı, şiddetin olmadığı Kürt meselesinin demokratik yollarla çözüldüğü bir yaşamı inşa etmeye çalışıyoruz. İnşallah Ankara'da esen barış rüzgarları Van'a da uğrar. Van halkına karşı antidemokratik uygulamalarda bulunanlar da bu süreçten haberdar olur" diye konuştu. 

'Ne emperyalist müdahale ne baskıcı molla rejimi'

Ortadoğu'nun yangın yeri olduğunu söyleyen Bakırhan, "Neredeyse Ortadoğu'nun bütün başkentine bombalar yağıyor. Sınırlar yara bere içerisinde. Bunun tek bir sebebi var. Demokrasisi olmayan, ülkesinde özgürlük olmayan hiçbir ülkede huzur yok. Demokratik değerleri benimsemeyen ülkeler, hegemonik güçlerin, emperyal güçlerin müdahalelerine zemin hazırlıyor. Bakın hemen yanı başımızda İran var. İran yıllarca Şah rejiminin zulmünü gördü. 40-50 yıldır da molla rejiminin zulmünü görüyor. İran'da demokrasi olmadığı için Kürtlerin, Belucların, Azerilerin, kadınların, farklı yaşam biçimi olan insanların demokratik hakları dikkate alınmadığı için İran yıkımı yaşıyor. İran hegemonik emperyalist güçlerin müdahalesini yaşıyor. Bizim İran'daki savaşa ilişkin tavrımız nettir. Biz ne emperyalist müdahaleyi ne de baskıcı idam sefası kuran molla rejimini destekliyoruz. Bizler; Kürtlerin, 'Jin, jiyan, azadî' diyen kadınların, gençlerin oradaki onurlu mücadelesini destekliyoruz. İran'ın çıkış yolu nedir biliyor musunuz? Kimliklerin özgür olduğu bir yaşamla ancak İran huzur bulabilir. İran'da çözüm halkların yönetim ve kimlik haklarının tanınmasıdır. Kürtlerin, Belucların, Azerilerin ve diğer halkların yönetim ve kimlik haklarının tanınması İran'ın tek çıkış yoludur. Kimliklerin özgür olduğu bir yaşamla ancak İran huzur bulabilir. Çözüm halkların yönetim ve kimlik haklarının tanınmasıdır İran'da" şeklinde konuştu. 

'Kürtler sayın Öcalan’ın statüsünün netleşmesini istiyor'

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne değinen Bakırhan, "27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın çağrısına hep beraber gördük. Aslında Sayın Öcalan bu emperyal müdahaleleri öngörerek böyle bir süreç başlattı. Sayın Öcalan'ın amacı İran'ın da, bölge ülkelerinin de emperyal müdahalelere uğramaması için kendi ülkelerinde, halkların ve inançların demokratik haklarının tanınması içindi. Ama İran bunu okumadı. Ama İran bunu anlamadı. Bugün kendi halkına bir kırım ve zulüm getirdi. Bir an önce oradaki emperyalist müdahale bitmeli. Bir an önce oradaki rejim demokratikleşmeli, dönüşmeli ve İran halklarının ve orada yaşayan inançların demokratik haklarını tanımalıdır diyoruz. 27 Şubat Ortadoğu'daki karanlığa bir ışıktı, bir aydınlıktı. Onun için 27 Şubat deyip küçümsememek lazım. Çok önemli bir şeydi. Sadece Türkiye için değil, bölge ülkeleri bölge ülkelerinin demokrasi, refahı, huzuru ve geleceği için yapılmış bir çağrıydı. Hala bize diyorlar ki: Kürtler ne istiyor? Kürtler kimliklerinin tanınmasını istiyor. Kürtler, eşit yurttaşlık istiyor. Kürtler anadilinde eğitim istiyor. Kürtler yerel demokrasi istiyor. Vanlılar kayyımı gitmesini istiyor. Öyle mi? Vanlılar Neslihan Başkan'la Abdullah Başkan'ın belediyeyi yönetmesini istiyor. Kürtler özgürce siyaset yapmak istiyor. Kürtler özgürce örgütlenmek istiyor. Kürtler kendi bayramlarını kutlarken kapılarda engellenmek istemiyor. Kürtler inkar değil, tanınma istiyor. Kürtler Sayın Öcalan'ın statüsünün netleşmesini istiyor. Fiili değil, resmi bir statü olmasını istiyor" diye belirtti. 

'Demokrasi sadece Kürtler için değil, herkes içindir'

Sürecin sadece Kürtlerin süreci değil, 86 milyonun süreci olduğunu ifade eden Bakırhan, "Bu süreç 86 milyon içindir. Demokrasi sadece Kürtler için değil, Türkiye'de yaşayan herkes içindir. Herkes müsterih olsun. Bu süreç Türkiye'yi bölen bir süreç değil, aksine birleştiren, kardeşleştiren, eşitleştiren bir süreç olacaktır. Onun için Karadenizlinin, Trakya'nın, Türkiye'de yaşayan bütün yurttaşlarımızın bu sürece katkı sunmasını istiyoruz. Bir çağrım da Kürtlere; biz biriz. Kobanê ji bo me çi be Wan ew e. Urmiye ji bo Kurdan çi be Silêmanî û Hewler ew e.  Onun için Kürtler Orta Doğu'da halkların kaderi belirlenirken demokratik ulusal birliklerini kurmalıdır. Farklılıklarımız olabilir; ama kaderimizin belirlendiği bu süreçte hiçbir Kürt partisi, hiçbir Kürt kurumu birlikten kaçmamalıdır. Wan halkının ortaya koymuş olduğu bu duruşa layık demokratik bir birlik Kürtler arasında olmalıdır" diye konuştu. 

Bakırhan'ın ardından Koma Agirê Jiyan'ın sahne almasıyla Newroz programı devam ediyor.