SAMER Araştırması: Türkiye’de ifade özgürlüğü algısı geriledi, oto-sansür yaygınlaştı
Haber Merkezi - Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER), Nisan 2026 tarihinde yayımladığı "İfade Özgürlüğü, Oto-Sansür Davranışları ve Risk Algısı Araştırması" ile Türkiye’deki mevcut düşünceyi ifade etme ortamına dair verileri kamuoyuyla paylaştı.
23 Mart - 10 Nisan 2026 tarihleri arasında 760 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışma, bireylerin ifade özgürlüğü konusundaki tutumlarını ve karşılaştıkları risklere dair algılarını içeriyor.
Düşünce açıklamaya yönelik hukuki yaptırım verileri
Araştırmaya katılanların yüzde 58,2’si, daha önce fikirlerini beyan ettikleri gerekçesiyle bizzat hukuki yaptırıma maruz kaldıklarını bildirdi.
Bu durumun toplumsal çevredeki yansıması ise daha yüksek bir orana ulaştı.
Katılımcıların yüzde 90,5’i, kendi sosyal çevrelerinde düşünceleri nedeniyle hukuki yaptırımla karşılaşan kişilerin bulunduğunu ifade etti.
Araştırma raporu, bu verilerin ifade özgürlüğüne yönelik yaptırım deneyimlerinin toplumsal alanda yaygın biçimde gözlemlendiğini ortaya koyduğunu belirtiyor.
Devleti ve hükümeti eleştirme algısı
Katılımcıların Türkiye’deki genel ifade özgürlüğü ortamına ilişkin puanlamaları 5 üzerinden değerlendirildi.
"Türkiye’de insanlar düşüncelerini özgürce ifade edebiliyor" önermesine verilen katılım ortalaması 1,6 olarak ölçüldü.
"Devleti eleştirmek güvenlidir" ifadesi 1,54, "Hükümeti eleştirmek güvenlidir" ifadesi ise 1,57 puan aldı. Toplumda farklı görüşlere tahammül edildiğine dair inanç ise 1,8 seviyesinde kaldı.
Öte yandan, katılımcıların "sonunda tehlikeye girecek olsa dahi herkesin görüşlerini beyan etmekle yükümlü olduğu" yönündeki görüşe 3,3 puanla katılım sağladığı saptandı.
Sosyal medya ve iletişimde oto-sansür eğilimleri
Araştırmanın sonuçları, bireylerin dijital platformlarda ve günlük iletişimde oto-sansür yöntemlerine başvurduğunu gösteriyor.
"Sosyal medyada siyasi paylaşım yapmadan önce birkaç kez düşünürüm" diyenlerin ortalaması 4,17 puan ile en yüksek seviyede yer aldı.
Katılımcıların yüzde 81,1’i, izlenme veya takip edilme ihtimaline karşı telefonda konuşurken konuşma biçimini değiştirdiğini belirtti.
Ayrıca, geçmişte yaşanan bazı olayların bugün daha temkinli davranılmasına yol açtığı yönündeki ifade 3,97 puan alırken, korku nedeniyle bazı düşüncelerin sosyal medyada paylaşılmaması 3,80 puan olarak kaydedildi.
İfade özgürlüğü önündeki temel engeller ve riskli gruplar
Raporda ifade özgürlüğü açısından en büyük sorunlar arasında yüzde 25 ile hukuki yaptırım korkusu, yüzde 20,1 ile iş kaybı ve yüzde 18,8 ile resmi veya gayriresmi gruplar tarafından tehdit edilme ihtimali ilk sıralarda yer aldı.
Görüşlerini ifade ederken en fazla risk altında olduğu düşünülen kesimler sorulduğunda ise yüzde 45,6 ile muhalifler, yüzde 24,9 ile etnik azınlıklar ve yüzde 11,8 ile gençler öne çıktı.
İfade özgürlüğünün geliştirilmesi için çözüm önerileri
Katılımcılara göre Türkiye’de ifade özgürlüğünün geliştirilmesi için atılması gereken öncelikli adımlar arasında yüzde 11,4 ile sınırlayıcı yasal düzenlemelerin yeniden ele alınması gösterildi.
Bunu yüzde 11,3 ile mahkemelerin siyasi baskıdan bağımsız ve hukuka dayalı karar vermesi, yüzde 11,1 ile uluslararası insan hakları sözleşmelerine uyumun artırılması takip etti.
Gazeteciler ve medya çalışanları üzerindeki baskıların azaltılması ile toplantı ve gösteri hakkına yönelik kısıtlamaların kaldırılması da çözüm önerileri arasında yer buldu.