DEM Parti Sözcüsü Doğan: Kobani düşmedi, düşmeyecek; kapıları açın

Haber Merkezi - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Kobani’nin IŞİD’den kurtuluşunun 11. yıl dönümünde düzenlediği basın toplantısında, Suriye’nin kuzeyindeki kuşatmanın yarılması için uluslararası topluma ve Ankara’ya acil çağrıda bulundu. Doğan, "Çocuklar donarak ölürken siyasetçiler olarak seyirci kalamayız" dedi.

Ayşegül Doğan, parti genel merkezinde düzenlediği toplantıda Rojava’daki insani kriz, süren kuşatmalar ve Türkiye’deki protestolara yönelik müdahaleleri değerlendirdi.

MYK bünyesinde kurulan "Kriz Koordinasyon Masası"nın 7/24 esasıyla çalıştığını belirten Doğan, siyasi ve insani çözüm için bir dizi temas başlatacaklarını duyurdu.

Koban,’nin 26 Ocak 2015’te IŞİD’den kurtarıldığını hatırlatan Doğan, kentin bugün Suriye hükümetine bağlı güçler tarafından yeniden kuşatıldığını söyledi.

Doğan, "Kobani o gün karanlığa karşı aydınlığın zaferiydi. Bugün yeniden kuşatma altında olması bir insanlık meselesidir. Kobani’nin özgürlüğü halkların özgürlüğüdür" ifadelerini kullandı.

Muhalefet partilerine Suriye ziyareti

DEM Parti’nin diplomatik faaliyetlerini yoğunlaştırdığını kaydeden Doğan, Eş Genel Başkanlar başkanlığındaki bir heyetin bu hafta muhalefet partilerini ziyaret edeceğini açıkladı.

Bu kapsamda yarın CHP ile görüşecek olan heyet; ilerleyen günlerde DEVA, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi ile de Suriye gündemli toplantılar gerçekleştirecek.

Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapıları açılsın

Bölgedeki insani krizin derinleştiğine dikkat çeken Ayşegül Doğan, acil yardım koridoru için somut bir adım atılmasını talep etti:

"Şu anda büyük bir insanlık krizi yaşanıyor; ilaç yok, gıda yok, internet yok. Mürşitpınar Sınır Kapısı derhal açılmalıdır. Aynı şekilde Nusaybin Sınır Kapısı da açılabilir. Çocukların bütün dünyanın gözü önünde donarak ölmesine seyirci kalınmamalıdır. Aktif bir pozisyon alarak tüm olanaklar insani yaşam koridorlarının açılması için değerlendirilmelidir."

"Kürtlüğün her türü suçmuş gibi davranılıyor"

Türkiye genelinde Rojava ile dayanışma eylemlerine yönelik polis müdahalelerini eleştiren Doğan, İstanbul Aksaray’daki müdahalede milletvekili Celal Fırat’ın darp edilerek hastaneye kaldırılmasına tepki gösterdi.

Tarsus’ta 24 yaşındaki Baran Abdi’nin hayatını kaybetmesiyle ilgili valilik açıklamasının "soruşturma yükümlülüğüne aykırı" olduğunu savunan Doğan, "Sokaklarda olması gereken gaz ve cop değil, hukuktur" dedi.

Kadınların kestiği saç örgülerine yönelik adli işlemlere de değinen Doğan, "Kürtlüğün her türü suçtur diyorsunuz. Mesaj Kürtlere böyle ulaşıyor. Saç örgüsünden korkuluyor çünkü o karanlığa karşı aydınlığın direnişidir" yorumunda bulundu.

Ankara’ya soru

Suriye’de demokratik bir rejimin inşası için Türkiye’nin yapıcı bir rol üstlenmesi gerektiğini belirten Doğan, Ankara’ya şu soruyu yöneltti:

"Ankara, Kürtlerin kazanımlarını tarihsel bir kırılma anında bir tehdit olarak mı kabul edecek, yoksa kendi kazanımı olarak mı görecek? Askeri bir zihniyetle Suriye’de istikrar sağlanamaz. 18 Ocak mutabakatına sadık kalınmalı, oyalama taktiklerinden vazgeçilmeli ve diyalog kanalları güçlendirilmelidir."

Doğan, toplanan yardımların ulaştırılabilmesi için yerel yönetimlerin ve sivil toplum platformlarının hazır olduğunu, tek engelinin kapalı sınır kapıları olduğunu yineleyerek konuşmasını tamamladı.