HÜDA PAR’lı Ramanlı’dan Şam ve DSG’ye uzlaşı çağrısı

2 saat önce
Etiketler Serkan Ramanlı HÜDA PAR Suriye Rojava
A+ A-

Erbil (Rûdaw) - HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, Suriye ve Rojava’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kobani’ye yönelik insani yardımların ulaştığını belirten Ramanlı, Suriye’nin geleceğinde özerklik veya federalizm dahil tüm seçeneklerin halkın iradesine bağlı olduğunu vurguladı.

Serkan Ramanlı, Rûdaw TV’de Hevidar Zana’nın sınduğu bültene konuk olarak bölgedeki sıcak gelişmeleri yorumladı.

Suriye’de Esad rejiminin ardından başlayan yeni süreçte Kürtlerin statüsü, insani kriz ve askeri entegrasyon konularında önemli mesajlar veren Ramanlı, siyasi uzlaşı ve "vicdani sınır" vurgusu yaptı.

Kobani’ye yardım koridoru: 24 tır ulaştı

Suriye’de bugün Kürtlerin kötü bir durumda olduğunu kaydeden Ramanlı, bu konuda siyasetin zayıf kaldığını söyledi.

Ramanlı, “Biz Suriye'deki kardeşlerimize, Kobani, Haseke, Kamışlo halkına, her nerede yardıma muhtaç insan varsa onlara ulaşmak istiyoruz. Bugün halk devlet ve örgütler arasındaki savaşın ortasında kalmıştır ve onları bu mağduriyetten çıkarmamız gerekir. Biz HÜDA PAR olarak ve Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

Rojava’da, özellikle Kobani’de yaşanan insani mağduriyete değinen Ramanlı, yardımların ulaştırılması noktasında yürütülen diplomasi trafiğinin sonuç verdiğini söyledi.

Ramanlı, "Şu an durum iç açıcı değil, ancak bir kapı aralandı. Birleşmiş Milletler (BM) ile koordineli bir şekilde Halep yolu üzerinden şu ana kadar 24 tır insani yardım Kobani’ye ulaştı. Temennimiz her gün yüzlerce tırın bölgeye girmesidir. Bu dondurucu kış şartlarında susuz ve elektriksiz kalan halkımıza el uzatmak, her siyasetçinin ve hayırseverin boynunun borcudur" ifadelerini kullandı.

Şam ve DSG’ye çağrı: Artık bu savaş bitsin

Suriye Arap Ordusu ve Şam destekli silahlı gruplar ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasında yaşanan çatışmalardan “büyük üzüntü duyduklarının” altını çizen Ramanlı, şöyle devam etti:

“Bugün Suriye, Esad zulmünden kurtulmuştur. Bugün birbirine namlu doğrultanlar, aslında kendileri de Esad’ın mağdurlarıdır. Bugün artık uzlaşmaları, bir ittifak kurmaları ve anlaşmaları gerekir ki; halk bu anlaşmazlıklardan, tartışmalardan ve çatışmalardan dolayı hak ve hukukundan mahrum kalmasın. Geçen bir hafta içinde birçok sivil özellikle Kürt şehirlerinin çevresinde katledildi. Bu ayrışma ve çatışma devam ederse daha çok insan mağdur olacaktır. Biz HÜDA PAR olarak tüm siyasi şahsiyetlere, tüm örgütlere ve hükümet yetkililerine çağrıda bulunuyoruz: Bir an önce uzlaşın. Temeli adalet olan bir Suriye'yi, huzurlu bir Suriye'yi kendi ellerinizle inşa edebilirsiniz. İç savaşın devam etmesine gerek yok. 14 yıl iç savaş sürdü, milyonlarca insan göç etti, öldürüldü, yerinden yurdundan oldu. Artık bu savaş, bu ölümler bitsin. Siyasi bir yolla, müzakereyle ve taraflar arasında arabuluculuk yapacak şahsiyetlerle bir yol açılmalı ki; artık milletimiz bu savaşları görmesin, bizi derinden üzen o katliam sahneleri bir daha karşımıza çıkmasın."

“İnsan hakları konusunda sesimizi yükselteceğiz”

Suriye’de yaşanan insan hakları ihlalleri konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ve sivil alanda seslerini yükselteceklerini kaydeden Serkan Ramanlı, “Bir devletin yönetimini talep edenlerin hukuk çerçevesinde hareket etmesi gerekir. Katliam yapanlar, suçlu olanlar hesap vermelidir; çünkü devlet bunun için vardır. Neden 'Suriye'de adalet temelli bir yapı oluşsun' diyoruz? Suriye'de bir an önce bir anayasa yazılmalı ve kabul edilmelidir. Öyle bir yapı olmalı ki; Kürt de Arap da Süryani de Alevi de Sünni de 'Suriye bizimdir' diyebilsin. Bu zor bir şey değildir. İnsanların kendileri için istediği şeydir; hepimiz insanız, herkesin devlette yaşama hakkı vardır. Onuruyla, ismiyle, diliyle, kimliğiyle ve statüsüyle yaşama hakkı vardır” dedi.

Şam’daki yeni yönetim ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasında varılan ancak uygulamada aksaklıklar yaşanan mutabakata da değinen Ramanlı, tarafları sözlerini tutmaya çağırdı.

Ramanlı, “Her durumda çağrımız şudur: Bir an önce bu savaş ve çatışma riskini ortadan kaldırın, uzlaşın. 10 Mart veya 18 Ocak; hangi tarihte bir anlaşma yaptıysanız sözünüzün arkasında durun. Sorumluluğunuzu yerine getirin. Artık yetsin; Suriye'de de artık güzellik, huzur ve barış hakim olsun” şeklinde konuştu.

"Sykes-Picot zihnimizin sınırı değildir"

Ortadoğu’daki yapay sınırların Kürt halkının gönül bağını koparamayacağını ifade eden Serkan Ramanlı, "Bugün devletlerin sınırları olabilir ama Sykes-Picot ile çizilen o sınırlar bizim vicdanımızın, zihnimizin veya kardeşliğimizin sınırı değildir. Biz biriz, tek bir vücut gibiyiz. Eğer Rojava’daki veya başka bir parçadaki kardeşimizin acısını hissetmiyorsak, insanlığımızdan ve Kürtlüğümüzden şüphe etmeliyiz" ifadelerini kullandı.

"İdare şekilleri kutsal metin değildir"

Kürtlerin Suriye’deki siyasi geleceği ve özerklik/federalizm taleplerine dair soruyu yanıtlayan Ramanlı, ideolojik katı tutumlar yerine pratik çözümlere odaklanılması gerektiğini vuguladı.

Ramanlı, şunları kaydetti:

"Başından beri şunu söylüyoruz: Suriye’nin nasıl yönetileceği kararı Suriye halkının elindedir; Arap, Kürt, Süryani, Alevi, Sünni fark etmeksizin. Kendi aranızda huzuru ve barışı nasıl sağlayacaksanız o karar sizin kararınızdır. Bizlerin, Türkiye halkının, Türkiye hükümetinin ve bölge devletlerinin görevi; adil ve huzurlu bir Suriye'nin yeniden inşası için yardımcı olmaktır. Bu savaş ve çatışma devam ettiğinde insanlar birbirinden uzaklaşıyor, kalpler soğuyor, halkın içine kin ve nefret giriyor. Buna hangi yolla olursa olsun engel olunmalıdır.

Yönetim şekilleri Allah'ın ayeti, değişmez hüküm değildir. Bazen merkezi bir hükümet gerekir, bazen otonomi, bazen Irak Kürdistanı gibi federalizm... Sizin için hangisi hayırlıysa, hangisiyle kendinizi birlikte idare edebilecekseniz ve bu sayede gücünüzü birleştirebilecekseniz o karar sizindir. Bize düşen, aradaki havayı yumuşatmak, tarafları birbirine yakınlaştırmak ve birlikte yaşayabilmeleri için güven tesis etmektir."

18 Ocak mutabakatı ve askeri entegrasyon

Ramanlı, "Entegrasyon meselesi onların elindedir. Mart 2025'te 'anlaştık' dediler, aradan bir yıl geçti ama ortada bir şey görmedik. Herkes muhatabını suçladı. Sonra gelip '18 Ocak'ta tekrar anlaştık' dediler. Halen bunun tartışması yapılıyor; acaba iki taraf neyi bekliyor?” dedi.

Suriye’de terör listeleri üzerinden yürütülen tartışmaları eleştiren Ramanlı, "Siyaset dinamiktir. Bugün birine terörist diyen devletler, yarın çıkarları gereği o grubu listeden çıkarabiliyor. Bizim önceliğimiz birbirimize düşman gözüyle bakmak değil, aynı toprağın paydaşları olarak hak ve hukuk temelinde buluşmaktır. 18 Ocak anlaşması bu anlamda hayata geçirilmelidir" dedi.

Serkan Ramanlı, “Biz birbirimize düşman gözüyle bakmamalıyız. Bu topraklar üzerinde yaşıyoruz, hepimizin hakkı var. Eğer birbirimizi muhatap almazsak, birbirimizin hak ve hukukunu gözetmezsek; ne bize ne de muhatabımıza huzur ve güzellik gelmez. Bu sadece Kürtler için değil; Araplar ve Türkler için de geçerlidir. Bu sebeple hangi renkte, hangi şekilde olursa olsun savaş, çatışma ve ölüm olmasın. Sivil halk bu anlaşmazlıklardan dolayı mağdur edilmesin, öldürülmesin. Onlar da hayatın tadına varsın ve Suriye'deki herkes kendi rengiyle, sesiyle, kimliğiyle ve statüsüyle yeni Suriye'de yerini alsın. Onlara çağrımız budur ve diyoruz ki; hakikatin ve adaletin sesi her zaman daha yüksektir” diye konuştu.

Kürt siyasetine "akılcı diplomasi" çağrısı

Ramanlı, Kürt siyasi hareketlerine ve liderlerine yönelik eleştiri ve tavsiyelerde bulunarak konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Kürt halkı sadece meydanlarda zılgıt çeken, slogan atan ya da savaşlarda ölen bir halk olarak kalmamalıdır. Artık siyasi bir olgunluk ve diplomasi kabiliyeti gösterme vaktidir. Kürt siyasetçiler, halkının kazanımlarını silahla değil; akılla, müzakereyle ve güçlü bir diplomasiyle korumalıdır. Savaşın yıkımından kaçmanın yolu, masada güçlü olmaktan geçer."

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli