İRAM Başkanı Afacan: PKK’nın çekilme kararı büyük rahatlama yarattı

İstanbul (Rûdaw) – İRAM Başkanı Serhan Afacan, PKK’nin son açıklamasının çözüm sürecinde önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. “İrade noktasında bu iş tamam” diyen Afacan, sürecin olgunlukla yürütüldüğünü ve geriye dönüş beklemediğini belirtti.

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı ve Marmara Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Serhan Afacan, Rawin Sterk’in sunduğu “Gel Anlat” programında PKK’nin Türkiye’den çekilme kararı ve bölgesel gelişmelerin Türkiye’ye yansımalarını değerlendirdi.

"Süreç sağlıklı ilerliyor”

Serhan Afacan, PKK’nin bugünkü açıklamasıyla birlikte sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlediğini ve bunun önemli bir kilometre taşı olduğunu vurguladı.

"Bu süreç, zaten irade noktasında bekleniyordu ancak son haftalarda yaşanan 'tıkanıklık' tartışmaları kamuoyunda soru işaretleri yaratmıştı" diyen Afacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın DEM Parti heyetini kabul edeceği açıklamasının öncesinde gelen bu adımın kamuoyunu rahatlattığını dile getirdi.

Afacan, "PKK'nın üzerine düşeni yaptığına ilişkin çok olumlu bir mesaj verdiğini düşünüyorum. Bu manada ben şahsen çok memnun oldum" ifadelerini kullandı.

“Çözüm sürecinden geri dönüş yok”

Çözüm sürecinden geri dönüş olup olmayacağı sorusuna ilişkin Afacan, önceki çözüm sürecinin "şeytanlaştırıldığını" ancak şu an çok farklı bir noktada olunduğunu belirtti.

"Ben buradan bir dönüş olacağını düşünmüyorum” diyen Afacan, tarafların süreci temkinli ama olgun bir şekilde yürüttüğünü, gereksiz beklentilerin yükseltilmediğini ve somut adımların karşılıklı atıldığını vurguladı.

Komisyon çalışmalarının başlamasının da sürece olumlu katkı sağladığını ifade eden Afacan, "Çok abes bir şey olması gerekir [geri dönüş için]. Abes bir şey olmasının önüne geçmek için de çok temkinli ama olgun şekilde süreç yönetiliyor” dedi.

"Kimsenin bir mağlubiyet hissine kapılmaması lazım”

Prof. Dr. Afacan, PKK meselesinin sona ermesinin Türkiye'ye getireceklerini değerlendirirken, "Kimsenin bir mağlubiyet hissine kapılmaması lazım” uyarısında bulundu.

Sürecin "kimin daha fazla kazanacağı" üzerinden değil, "nasıl olgunlaştığı" üzerinden yorumlanması gerektiğini belirtti.

1984'ten bu yana yaşanan çatışmaların Türkiye'de büyük acılara yol açtığını hatırlatan Afacan, "PKK'nın bu noktada 'ben çekildim' demesi, Türkiye'de müthiş bir rahatlamayı beraberinde getirdi” ifadelerini kullandı.

Afacan, bu adımın, vatan meselesi olarak gören ve huzurlu bir yaşam arzu eden herkes için büyük bir rahatlama olduğunu söyledi.

Devletin atması gereken adımlar: İnfaz yasası ve diaspora dönüşleri

Bundan sonra devletin atması gereken adımlara ilişkin Afacan, "Konunun kilit noktası bu” diyerek beklentilerin her iki tarafta da aynı olmadığını belirtti.

Bir infaz yasası düzenlemesinin olacağından kuşku duymadığını ifade eden Afacan, "Dağda olan PKK üyeleri, doğrudan bir suça karışmamış olanlar rehabilite edilecekler, gelecekler ülkeye yerleşecekler. Bununla alakalı bir tartışma olduğunu da görmüyorum” dedi.

Daha sonra diasporadaki önde gelen isimlerin ülkeye dönüş konusunun tartışılacağını, vatandaşlık ve ana dilde eğitim gibi konuların ise kendi olgunlaşma koşullarını bekleyeceğini ekledi.

Suriye laboratuvarı ve İran'ın tutumu

Serhan Afacan, Suriye'deki son 10-15 yıllık gelişmelerin çözüm sürecini hızlandırdığına inandığını belirtti.

"Suriye'nin bir laboratuvar olduğunu düşünüyorum” diyen Afacan, devletsizliğin, anarşinin ve dış müdahalelerin nelere yol açtığını Suriye'nin herkese gösterdiğini söyledi. Bu deneyimin, tarafların süreci daha sorumlulukla değerlendirmesini sağladığını kaydetti.

İran'ın bu tabloya tepkisi konusunda ise Afacan, İran hükümetinin durumdan memnun olmadığını düşündüğünü belirtti.

Önceki açılım sürecinde Kürt hareketini cesaretlendireceği düşüncesiyle olumlu yaklaşmadıklarını ve sürecin akamete uğramasından rahatsızlık duymadıklarını hatırlattı. Afacan, İran'ın şu an kendi gündemine boğulmuş durumda olduğunu ve Türkiye'deki bu meseleyi fazla gündeme taşımadığını ifade etti.

“İsrail zayıf devletler ister"

Prof. Dr. Afacan, PKK'nin Türkiye'den çekilmesinin İsrail açısından "çok net bir mağlubiyet" olduğunu söyledi.

ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın "İsrail zayıf devletler ister, bu coğrafyada güçlü devletler istemez" sözlerini hatırlatan Afacan, Suriye'nin kuzeyindeki durumun siyaseten çözülmesi halinde bunun İsrail için daha büyük bir mağlubiyete dönüşeceğini belirtti.

İsrail içinde dahi bu politikaların ülke lehine olmadığına dair tartışmalar olduğunu, Netanyahu ve radikal kesimlerin bu süreçten rahatsız olabileceğini ancak toplamda İsrail'in zarar edeceği bir süreç olmadığını, hatta süreci doğru yorumlarsa kendi açısından daha yararlı olacağını ifade etti.

Ortadoğu'nun geleceği ve Kürtlerin kaderi

Kürt siyasal hareketinin Ortadoğu'daki geleceği üzerine konuşan Afacan, "Kürtlerin kaderinin sadece Kürtlere bağlı olmadığını anladık” diyerek, kimsenin maksimalist hesaplarla bir dizayn yapamayacağını ve bunun sonu gelmeyen bir çözümsüzlük demek olduğunu vurguladı.

Suriye'deki Kürt hareketinin rejim karşıtı mücadelede vaziyet aldığını hatırlatan Afacan, güven inşa etmenin ve demografik hassasiyetleri gözetmenin önemine değindi. Türkiye'nin Suriye'ye ilişkin tedirginliklerinin bertaraf olmaya başladığını ve daha da bertaraf olacağını öngördü.

Prof. Dr. Afacan, Kürt sorununu çözmüş bir Türkiye'nin uluslararası arenada çok güçlü bir konuma geleceğini belirtti.

"84'ten beri Türkiye Cumhuriyeti devlete ayak bağı oldu, bölgeye çok büyük yıkımlar getirdi, toplumsal kolektif hafızayı mahvetti” diyen Afacan, Türkiye'nin bu süreçten çok güçlenerek çıkacağını ve Kürtlerin de çok kazanacağını düşündüğünü ifade etti. Toplumda çatışma isteyen bir kesimin olmadığını, meşrulaşmış bir Kürt hareketinin demokratik yollarla beklentilerini dile getirebileceğini söyledi.

Ekonomik bedellerin de ortadan kalkacağını belirten Afacan, "En azından bu yola girildi. Burada siyasetin hakim olduğu bir paradigma geldiğinde bence Türkiye'nin de Türkiye'de yaşayan bütün etnik grupların bütün unsurlarında lehine olacak” sözleriyle iyimserliğini dile getirdi.

Prof. Dr. Serhan Afacan, Kürdistan Bölgesi'ndeki olumlu gelişmelerin ve Rojava’da oluşacak sağlıklı bir statükonun Türkiye'nin tedirginliklerini ortadan kaldıracağını, çünkü Türkiye'nin bölgenin en zengin ve en fazla sunacağı şeyi olan devleti olduğunu sözlerine ekledi.