HDP’li vekil: HDP’yi fiilen kapatmak istiyorlar

27-11-2019
Rûdaw
Etiketler HDP Batman Ayşe Acar Başaran
A+ A-

Haber Merkezi – HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, “HDP'yi fiilen kapatmak ve çalışamaz hale getirmek istiyorlar ama biz demirden leblebiyiz” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü ve Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, HDP Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Diyarbakır, Ağrı, Batman, Ankara ve İzmir başta olmak üzere birçok ilde eş zamanlı operasyonlarla onlarca kişinin gözaltına alındığını belirten Başaran, “Batman'da 20’den fazla kişi gözaltında alındı. Aralarında milletvekili adaylarımız, DTK delegeleri, HDP ve DTK yöneticilerimiz de bulunmaktadır” dedi.

“Her kesime yönelik operasyonlarla karşı karşıyayız”

Gözaltına alınanların arasında HDP’li eski milletvekili Behçet Yıldırım’ın da bulunduğunu hatırlatan Başaran, sözlerine şöyle devam ett:

“Yine İHD Ankara Şube Eşbaşkanı, DBP MYK üyesi, SES MYK üyelerinin de olduğu 17 kişi hakkında gözaltı kararı alındı, çoğu gözaltına alındı. Yine Diyarbakır’da 7 kişi gözaltına alındı. Ağrı’da elimize ulaşan bilgilere 3 kişi gözaltına alındı, İzmir'de elimize ulaşan bilgilere göre şu ana kadar 6 kişi gözaltına alındı. Bizler biliyoruz ki uzun bir süredir, adına gizli tanık ya da itirafçı dedikleri bir takım kişiler eliyle iftiralar, yalanlar ve düzmece kanıtlarla partimize ve diğer demokratik kitle örgütlerine, insan hakları savunucularına ve avukatlara karşı yoğun bir saldırı var.”

HDP’li Başaran, “İktidar bir süredir kendisini siyaset alanında var edemediği için; yürüttüğü savaş, nefret siyaseti ülkeyi gün be gün çöküşe götürürken, kendini var etmenin ayakta tutmanın bir yolu ve yöntemi olarak HDP’yi kriminalize etme ve HDP’yi tasfiye etme siyaseti yürütüyor. Maalesef adına hukuki operasyonlar denilen ama esasında HDP’ye karşı siyasi soykırım operasyonu olarak yürütülen, yargıyla, yargının ve medyanın ortaklaşa kurdukları kumpaslarla yaptığımız bütün çalışmalar illegalize ediliyor, terörize ediliyor” diye konuştu.

“Biz demirden leblebiyiz”

“İktidar bir tarafta demokratikleşme adımları attığını ileri sürerken, yargı reformlarıyla ülkeyi ileriye taşıdığını iddia ederken, bir taraftan da HDP’nin yürüttüğü parti çalışmalarını, anayasaya ve kanunlara aykırı bir biçimde engellenmekte ve partimizi fiili olarak kapatılmayla yüz yüze bırakmaktadır” diyen Ayşe Acar Başaran sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçen hafta hatırlarsanız Erdoğan, ‘Dişime göre bir muhalefet bulamadım’ dedi. Oysa bizler biliyoruz ki, demokratik koşullarda HDP bu ülkenin bırakın muhalefeti, iktidar partisi olabilecek kadar toplumsal karşılığı olan bir partidir. Yargı, medya, devletin bütün zor aygıtlarıyla bize saldırarak, bir muhalefetin ya da bir iktidarın oluşmasını engellemeye çalışarak, bizleri ezmeye çalıştıklarına tanıklık ediyoruz. Ama buradan da ifade edelim: Biz demirden leblebiyiz, yıllarca bütün iktidarlar bizi bu yöntemlerle ezmeye çalıştı. Tıpkı 2009 KCK operasyonları ve siyasi soykırım operasyonları gibi. Ama hiçbir iktidar bu saldırılardan sonuç olamadı. Bu iktidar da yargı eliyle bizleri çalışamaz duruma getirme siyasetinde başarılı olamayacak.”

“Yargı reformu HDP ve muhalefete uygulanmıyor”

Konuşmasının devamında yargı reformunun uygulanma biçimini eleştiren HDP’li vekil, “İktidar meydan meydan dolanıp yargı reformundan bahsediyor. Ama bu yargı reformunun HDP ve muhalefete uygulanmadığı örneklerini görüyoruz” dedi.

Başaran, “Bakın bugün AKP’nin yargı reformu dediği meselenin HDP’ye uygulanma biçimi bu örneklerle sabit” diye konuştu.

Bizimle sandıkta başa çıkamayacağını gören iktidar kayyım atıyor

HDP’li belediyelere atanan kayyumlara da değinen Ayşe Acar Başaran şöyle devam etti:

“Her sabah gözaltı ve kayyım haberleriyle uyandığımız, kendisine demokratik ülke diyen ama kabile devletlerinde görülmeyen uygulamaların yaşandığı bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bu süreç içerisinde 31 Mart seçiminde biz bir strateji belirledik. “AKP-MHP faşist iktidarına kaybettireceğiz, Kürdistan’da kazanacağız” stratejimizi başarılı bir şekilde hayata geçirdik Türkiye’de kaybettirdik, Kürdistan’da kazandık. Ama bunu hazmedemeyen, sandıkla bizi yenemeyeceğini, bizi sandıkla geriletemeyeceğini bilen iktidar yine kayyımlar eliyle 31 Mart’tan beri 3’ü büyükşehir belediyemiz olmak üzere 24 belediyemize kayyım atadı. Daha eşbaşkanlar gözaltında iken, kendileri ile ilgili somut bir suçlama yokken, suçlamayı kendileri bile bilmezken eşbaşkanlarımıza görevden uzaklaştırıldıklarına dair yazılar tebliğ edildi.”

“Tutuklanan 15 belediye eşbaşkanımızın 10’u kadın”

Başaran, “En son 3 eşbaşkanımız dün Mardin’de tutuklandı. Kendileri 12 gündür gözaltındaydı. Düşünün ki kayyım atayacak kadar ellerinde delil olduğunu iddia edenler, ifadeyi almak için 12 gün boyunca bekliyorlar. Bu da aslında sindirme siyasetinin, geri adım attırma siyasetinin bir parçasıdır. Bugüne kadar toplamda 15 belediye eşbaşkanımız tutuklandı. Burada çok önemli bir detay var. Tutuklanan 15 belediye eşbaşkanımızın 10’u kadın. Burada iktidarın Kürt düşmanlığının ve kadın düşmanlığının ne kadar yükseldiğini görüyoruz” diye konuştu.

Cezaevlerindeki duruma da değinen HDP’li Başaran, “Tabii ki dışarıda saldırılar devam ederken bir taraftan da cezaevleri toplama kamplarına dönmüş durumda. Daha gözaltına alınıp rehin alındıktan hemen sonra ring araçlarında başlayan işkenceler, saatlerce elleri kelepçeli ring araçlarıyla sevk edilen siyasetçiler, cezaevlerinde kendilerine kitaplar verilmeyerek, askeri nizamlarla -bu 80 darbesinin Diyarbakır Cezaevi pratiklerindendir- ayakta sayım yapılması, yine özellikle revire çıkarmamak, doktora götürmemek en ağır hastaların cenazelerinin cezaevinden çıkmasını bekleyen bir siyaset, bir yönelimle karşı karşıyayız. Dışarıda saldırı, içeride zapturapt altına alma ve itaat ettirme. Bu yüzden bizim el ilanlarımızdaki ‘itaat etmiyoruz’ lafı iktidar için korku ifadesidir” değerlendirmesinde bulundu.

"İtaat etmiyoruz diyen kadınlar ve Kürtler direnmeye devam ediyor”

HDP’li vekil sözlerine şunları ekledi:

“Yargı, kolluk, medya eliyle HDP’ye, toplumsal muhalefete saldırıyorlar ama karşılarında yüksek sesle ‘itaat etmiyoruz’ diyen kadınlar ve Kürtler bu faşist diktatöryal rejime karşı direnmeye devam ediyor. Bakın bunun başka bir adı yoktur. Bu ülke uzun bir süredir hukuk devleti olmaktan çıkmış, kanun devleti bile olmadığını göstermiştir. Bakın kanunların bile uygulanmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Yargı reformları ile ifade özgürlüğünün önünü açtığını söyleyenler en ufak bir demokratik etkinliği terörize ediyor. 25 Kasım'da bütün illerde yürüyen kadınlara karşı açık ya da kapalı saldırılarla karşı karşıya kaldığımızı biliyoruz.”

“Bununla HDP’ye, toplumsal muhalefete geri adım attıracaklarını zannediyorlar. Defalarca söyledik, sadece söylemekle kalmadık, pratiğimizle alanda olarak, halkın yanında el ele vererek direnerek iktidarın bu saldırı, siyasi soykırım itaat ettirme siyasetine boyun eğmeyeceğimizi defalarca kendilerine gösterdik” diyen Başaran, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi bugün HDP’ye saldırılara karşı sessiz kalanlara sesleniyoruz: Bugün en çok direnenler, en çok sesleri yükselenler saldırı altında ama HDP şahsında toplum zapturapt altına alınmaya çalışılıyor. HDP şahsında demokratik siyaset tasfiye edilmeye çalışıyor. Onun için tüm demokratik kesimlere sesleniyoruz, seslerini çıkartmayan siyasi partilere, demokratik kesimlere tüm topluma sesleniyoruz:

Bu saldırılara ortak cevap vermenin zamanı geldi geçiyor bile. Bugün HDP’ye yapılan saldırıya ses çıkarmak hepimizin ortak görevi olmalıdır. Bugün insan haklarına yapılan saldırılara ses çıkarmak hepimizin en asli görevi olmalıdır. Savunmanın, yargının en temel ayaklarından biri olan savunma mesleğini gerçekleştirdikleri için gözaltına alınan, müvekkilleri ile yaptıkları görüşmeler suç unsuru olarak dosyaya giren avukatlara yönelik saldırılara karşı ses yükseltmek hepimizin en asli görevi olmalıdır. Bugün Türkiye’deki yıkım siyasetine, dış siyasetteki bataklığa karşı barış siyaseti yürütmek hepimizin görevi olmalıdır. Bugün işkenceye karşı, cezaevlerinin toplama kampına dönmesine karşı, cezaevlerinin iktidarın muhalefeti terbiye ettiği kamplara dönmesine karşı ses yükseltmek hepimizin en temel görevi olmalıdır.”

 

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli