SAMER Araştırma: Bölge halkının yüzde 55,7’si sürecin sağlıklı ilerlemediğini düşünüyor

Haber Merkezi - Türkiye’de barış ve müzakere sürecine ilişkin tartışmalar gündemdeki yerini korurken, SAMER Saha Araştırmaları Merkezi tarafından bölge illerinde gerçekleştirilen kapsamlı saha araştırması, toplumun bu sürece bakışındaki kritik noktaları gün yüzüne çıkardı.

16-19 Ocak 2026 tarihleri arasında 16 ilde 1507 kişiyle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırma, bölge illerindeki halkın hem ekonomik beklentilerini hem de siyasal çözüm önerilerini ortaya koydu.

Araştırmaya göre “Barış ve müzakere sürecinin sağlıklı ilerlediğini düşünüyor musunuz? sorusuna katılımcıların  %22,1’i evet, %55,7’si hayır ve %22,2’si kısmen yanıtlarını vermişlerdir

Araştırma grubuna yöneltilen “Yürüyen sürece duyduğunuz güveni 1’den 5’e kadar puanlamanızı istesek kaç puan verirsiniz?” sorusuna katılımcıların  %29,3’ü 1 (Hiç Güvenmiyorum), %25,6’sı 2 (Güvenmiyorum), %18,6’sı 3 (Az Güveniyorum), %21,8’i 4 (Güveniyorum) ve %4,7’si 5 (Çok Güveniyorum) yanıtlarını verdi.

Yine araştırma bulgularına göre, bölgedeki tüm toplumsal kesimler için ekonomik kriz ve işsizlik en can yakıcı sorun olarak ilk sırada yer alıyor. Ancak ekonomik sıkıntıların gölgesinde dahi Kürt sorunu, özellikle genç yaş grupları ve belirli seçmen kümeleri için güçlü bir siyasal öncelik olma vasfını koruyor. Mevcut barış ve müzakere süreciyle ilgili en dikkat çekici bulgu ise toplumsal inancın zayıflığı oldu. Katılımcıların sürece duyduğu güvenin sınırlı ve oldukça kırılgan bir zeminde ilerlediği saptanırken, sürecin başarıyla sonuçlanabilmesi için temel sorumluluğun ağırlıklı olarak hükümet ve Meclis’te olduğu görüşü öne çıktı.

Öte yandan, "Umut Hakkı"nın tanınmamasının, toplumun geniş bir kesimi tarafından süreci yavaşlatan ve sekteye uğratan temel engellerden biri olarak görüldüğü saptandı.

Çalışma, iç barış arayışlarının sınır ötesi gelişmelerden bağımsız olmadığını da somut verilerle ortaya koydu.

Bölge halkının Türkiye’nin Suriye politikası ile Rojava’ya yönelik tutumunu, iç barış süreciyle doğrudan ilişkilendirdiği görüldü.

Araştırma sonuçlarına göre, sınır ötesi politikalara yönelik olumsuz algı, iç barışa dair umutları zayıflatan bir etki yaratıyor.

Bu durum, toplumun dış politika adımlarını barışın içteki yansımasıyla bir bütün olarak okuduğunu gösteriyor.

Siyasal temsiliyet ve seçmen eğilimleri açısından da çarpıcı verilerin paylaşıldığı araştırmada, Kürt seçmen davranışında belirgin bir konsolidasyonun yaşandığı tespit edildi.

Siyasi partilerin oy oranları incelendiğinde, en dikkat çekici düşüşün 10,4 puanlık farkla AK Parti’de yaşandığı görülürken, kararsız ve oy vermeyeceğini beyan eden seçmen kitlesinin büyüklüğü de dikkat çekti.