Ankara (Rûdaw) - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı genel merkezinde ziyaret etti. Suriye’deki son gelişmeler, Rojava’daki insani kriz ve Türkiye’nin iç barış sürecinin ele alındığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, "diyalog", "insani koridor" ve "demokratik çözüm" vurguları öne çıktı.
Toplantıda ilk olarak söz alan Ali Babacan, görümede Suriye’deki gelişmeler olmak üzere, aynı zamanda Türkiye’deki iç süreci de pek çok boyutuyla ele aldıklarını söyledi.
Babacan, “Oldukça verimli bir görüş alışverişinde bulunduk. Bölgeden ve Kamışlı başta olmak üzere Suriye içinden yaptıkları ziyaretlerle ilgili önemli bilgileri, verileri bizlerle paylaştılar” dedi.
Hatimoğulları: DSG, Kürt-Arap savaşı olmasın diye çekildi
Ardından söz alan Tülay Hatimoğulları, Rojava’ya yaptıkları ziyaretlerdeki gözlemlerini paylaştı.
Hatimoğulları, “Suriye’de çok önemli gelişmeler var. Özellikle 6 Ocak’ta Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde provokasyonlarla başlayan saldırılar farklı bölgelere yayıldı. Kamışlo ziyaretimizde muhataplarla yaptığımız görüşmelerde net olarak şu ifade edildi: Uluslararası güçler ve bazı bölge ülkeleri bir 'Kürt-Arap savaşı' kurguluyor. Suriye tarihinde böyle bir savaş yaşanmamıştır. DSG, bu kumpasa alet olmamak ve çatışmayı derinleştirmemek için bu bölgelerden çekilmiştir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de belli bir kesimin “ateşkesi Kürt tarafı bozuyor” gibi yanlış bir algı yaratmaya çalıştığını kaydeden Hatimoğulları, “Oysa 10 Mart mutabakatı ve 4 Ocak Şam görüşmelerinde tam mutabakat sağlandığı halde, Şam yönetimi imzayı sonraya bıraktı. Kürt tarafı her zaman mutabakata riayet etti” dedi.
“Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarını açılmalı”
Kobani’nin ağır bir kuşatma altında olduğunu belirten Hatimoğulları, "Kobani’nin suyu, elektriği ve interneti kesilmiş durumda. Siviller açlık ve susuzlukla terbiye edilmeye çalışılıyor. Türkiye acilen Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarını açarak bir insani yardım koridoru oluşturmalıdır. Bu bir tercih değil, insanlık görevidir" dedi.
Ayrıca Rojava’dan gelen mesajı Türk halkına şu sözlerle iletti:
"Biz Türkiye’ye bir taş dahi atmış değiliz, güvenlik sorunu teşkil etmiyoruz. Kürt-Arap savaşına ne kadar karşıysak, Kürt-Türk savaşına da o kadar karşıyız."
Suriye’deki karmaşanın IŞİD’e alan açtığı uyarısında bulunan Tülay Hatimoğulları, uyuyan hücrelerin uyandığını ve bu tehdidin sadece bölgeyi değil, Türkiye ve Batı dünyasını da tehdit ettiğini hatırlattı.
Bakırhan: "Ankara Kürtlerin kazanımını tehdit mi görecek?"
Tuncer Bakırhan ise iktidarın Suriye politikasını sert eleştirdi.
Sınır kentlerinde yaptıkları incelemelerde Kürt halkının derin bir "duygu kırılması" yaşadığını gözlemlediklerini belirten Bakırhan, Ankara’ya iu soruyu yöneltti:
"Ankara, bu tarihi dönemeçte Kürtlerin kazanımlarını bir tehdit olarak mı kabul edecek, yoksa kendi kazanımı olarak mı görecek? Çözüm, kardeşliği bir taktik değil, ana strateji haline getirmekten geçer."
Bakırhan ayrıca, sokaklardaki protestolara yönelik müdahaleleri eleştirerek, kadınların kestiği saç örgülerinin "karanlığa karşı aydınlığın direnişi" olduğunu ve bu sembollerden korkulmaması gerektiğini söyledi.
Babacan’dan Şara yönetimine ve Ankara’ya çağrı
Ali Babacan, Suriye’deki yeni sistem inşa süreci ile Türkiye’nin iç barış sürecinin birbirini doğrudan etkilediğini belirtti.
Suriye’de kalıcı istikrarın ancak kucaklayıcı bir politika ve tüm azınlıkların haklarını koruyan bir anayasa ile mümkün olacağını vurgulayan Babacan, "Güven bir anda inşa edilmez, zaman alır. Şam yönetimi, ancak tüm kesimlerin güvenini kazanarak meşruiyetini sağlamlaştırabilir" dedi.
DEVA Partisi lideri, "Okyanus ötesinden gelenlerin bize katacağı bir şey yoktur. Bugün çıkarlarına gelir yardım ederler, yarın çıkarları değişir başka şey yaparlar. Biz bu coğrafyanın insanları olarak sorunlarımızı diyalog ve siyasi diplomasiyle kendimiz çözmek zorundayız" diye konuştu.
Babacan, Türkiye hükümetine de seslenerek; "Galip-mağlup veya zafer-hezimet dili yerine barışın ve hukukun kazanacağı bir dil kurulmalıdır. Suriye’de bir seçim takviminin açıklanması artık zorunluluktur" ifadelerini kullandı.
Meclis Komisyonuna "harekete geç" çağrısı
Görüşmede her iki lider de TBMM çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun pasif kalmasını eleştirdi.
Komisyonun Suriye’deki gelişmeleri beklemek yerine hemen harekete geçmesi gerektiğini belirten Babacan, "Komisyonun atacağı her olumlu adım, Suriye’nin iç dinamiklerini de olumlu etkileyecektir" dedi.
#CANLI...Tülay Hatimoğulları açıklamarda bulunuyor https://t.co/91rlbEAnul
— Rudaw Türkçe (@RudawTurkce) January 29, 2026
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın