KYB’nin politik zekası
Süleymaniye halkı, bölgede oluşturdukları siyasi atmosferden ötürü Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP) karşı oldukça tepkili.
Süleymaniyeliler, bölgesel ve uluslararası gelişmeler konusunda bile Kürdistan Bölgesi yönetimini eleştiriyor.
Ancak tepkiler hep kısa bir ömür yaşayarak Süleymaniye’deki yönetim tarafından kontrol altına alınıyor.
Süleymaniye’deki halkın aykırı sesinin KYB tarafından kontrol edilmesi, partinin politik ve güvenlik zekasıyla birlikte bazı başka faktörlerden kaynaklanıyor.
Bu yazıda, KYB’nin her dönemde Süleymaniye’deki karşıt sesleri kontrol etmesinin perde arkasını görmeye çalışacağız.
Bir: Kürdistan’daki tepkiler radikal bir biçimde ortaya çıkmıyor ve yönetimin bütün kurumlarını değiştirmeyi asla amaçlamıyor. Tepkilerin temel amacı halkın yöneticilere karşı kızgınlığını dile getirmek, onları uyarmak ve reforma zorlamaktır. Bu yüzden tepkiler her zaman sınırlı kalmıştır ve sonuç vermemiştir.
İki: KYB ile KDP yönetiminin halk arasından çıktığı ve Kürt toplumuyla içli dışlı olduğu kanaati oldukça yaygın. Halk, bu partilerin kökünün toplumun derinliklerine dayandığı görüşünde. İşte bu başlı başına KYB ile KDP’nin devamı için ciddi bir destek sayılır
Bundan dolayı KDP ile KYB’nin ortadan kaldırılması amacıyla yapılan halk direnişlerin tahmin edilemeyen felakatlere yol açmasından ciddi endişe ediliyor.
Bu açıdan çoğu benzer görüşe sahip Kürt siyasi yetkilileri de bundan ötürü halk hareketlenmesine karşı çıkacak riski göze almıyor.
Zaten, siyasi güçler halkın sokağa dökülerek değil, uzun vadeli bir reformla ve kamu kurumları aracılığıyla haklarını elde etmesini arzu ediyor.
Organize edilmemiş tepkileri başarılı bir şekilde ele alabilen KYB, bunların sadece bir kızgınlıktan ibaret olduğunun farkında.
KYB, başta ortaya çıkmasına izin verdiği bu tepkilere, tükenme noktasına gelene kadar destekliyor, gerçek motivasyon kayıbolunca sınırlı güvenlik tedbirleri alarak sonlandırıyor.
62 gün hiçbir değişime neden olamadan devam eden 17 Şubat 2011 yılındaki gösterilerin sonunda aktivistler de sıkılmıştı. Süleymaniye yetkililerinin sabırılı davranışları karışında aktivistler köklü değişim yapılamayacağı anlamıştı.
Memurların Süleymaniye’de gerçekleştirdiği son boykotlar da aynı gerçeğe işaret ediyor.
Tepkinin bir parçası olmak
KYB her zaman doğrudan veya dolaylı bir şekilde tepkilerin bir parçası olarak, medyasında yer vermiştir. KYB mesupları bu tepkiler içinde yer alarak, kısmen halkı yönelendirmıştır.
KYB, uyguladığı bu politikayla bazen tepkilerin sözcüsü oluyor. 2016’nın başında, partinin üst düzey yetkilileri açk bir şekilde tepkileri destekledi. Politbüro seviyesinde yetkililer yolsuzluğa karşı ayaklanma için halka çağrı yaptı.
Genel olarak KYB hiçbir halkla arasına mesafe girmesine izin vermedi.
Tepkileri KDP’ye yönlendirmek
KYB, tepkilerin büyük bir bölümünü KDP ile Erbil’e yönelendiryor.
Başkanlık ile Başbakanlık makamlarıyla birlikte petrol süreci de KDP tarafından yönetildiğinden, KYB hükümetteki sorunlarla eksiklikler konusunda kendisini sorumlu görmüyor.
Süleymaniye bölgesinde KDP ile hükümeti eleştirmek özgürlük olarak algılanıyor. KYB de Erbil’e karşı tepkilere göz yumarak hem ifade özgürlüğüne izin vermesiyle adını duyuruyor, hem de sorumluluktan kaçıyor.
Bunu anlamamız için, 17 Şubat gösterilerinin neden KDP’nin Süleymaniye binası önünden başladığını düşünmemiz yeterli.
Ayrıca Süleymaniye’deki yazar ve gazetecilerin bir bölümünün de KDP’yi kalemlerinin hedefine koymaları da dikkatlerden kaçmıyor.