Hürmüz'den Şam ve Ankara'ya: Bölge petrol ve gazı için yeni güzergahlar aranıyor
Yazan: Mahmud Baban
ABD ve İsrail’in İran ile girdiği savaş sonucunda Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla ortaya çıkan enerji krizi, Suriye ve Türkiye’yi bir kez daha küresel enerji tartışmalarının merkezine taşıdı. Bu kez iki ülke, Irak petrolü ve Katar gazı için yeni birer çıkış kapısı olarak görülüyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın sürmesi ve Babülmendep Boğazı üzerindeki riskler, Suriye ve Türkiye’yi yeni bir enerji nakil merkezi seviyesine ulaştırabilir; onları gelecekte petrol ve gazın üreticiden tüketiciye ulaştırılmasında çözümün ana parçası haline getirebilir.
30 Mart 2026 tarihinde, Suriye'nin Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Almanya’dan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Suriye, enerji tedarik zinciri için güvenli bir limandır; enerji kaynakları ve petrol altyapısı alanında yatırım yapmak için büyük bir fırsat söz konusudur."
Daha önce de Suriye’nin Birleşmiş Milletler temsilcisi, ülkesinin yeni bir enerji nakil yolu olmaya hazır olduğunu belirtmişti.
26 Mart 2026’da, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Atlantik Konseyi’nde düzenlenen Suriye-ABD Enerji Sempozyumu’nda şunları söyledi: "Türkiye ve Suriye, dünyanın önemli enerji dağıtım merkezleri olma potansiyeline sahiptir."
Barrack, bu vizyonu; Körfez, Hazar, Akdeniz ve Karadeniz’i birbirine bağlayan "Dört Deniz Projesi" ile ilişkilendirdi.
Savaşın ekonomik faturası ağırlaşıyor
ABD-İsrail-İran savaşı ikinci ayına girerken, küresel ekonomi üzerindeki etkileri her geçen gün artıyor. Irak, günlük petrol üretimini yüzde 75 oranında azaltarak 4,4 milyon varilden 1,3 milyon varile düşürdü.
Katar ise savaş nedeniyle 5 yıllık gaz üretiminin yüzde 17'sini kaybetti; bu da yıllık bazda yaklaşık 20 milyar dolar değerinde 12,8 milyon tonluk bir LNG (Sıvılaştırılmış Doğalgaz) kaybı anlamına geliyor.
Dünya genelinde günlük 104 milyon varil petrol tüketiliyor ve bunun yaklaşık 80 milyonu denizlerdeki sekiz kritik boğaz yoluyla taşınıyor. Eğer Babülmendep Boğazı da Hürmüz’ün ardından kapanırsa, dünya 1990 Körfez Savaşı’ndan bu yana görülmemiş bir enerji kriziyle karşı karşıya kalacak.
Türkiye ve Suriye devasa petrol ve gaz rezervlerine sahip olmasalar da, Irak petrolü ve Katar gazının naklini üstlenerek sadece ulaşım haritasını değiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda Asya ve Avrupa’ya enerji dağıtan küresel bir merkez haline gelecekler.
ITP anlaşmasının yenilenmesi: Türkiye’nin şartı, Irak’ın ihtiyacı
Türkiye, 27 Ağustos 1973’ten beri Irak petrolü için bir köprü olmayı hedefliyor. ITP (Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı) anlaşması o tarihte imzalanmış, 1985 ve 2010 yıllarında ise revize edilmişti.
1 Temmuz 2025’te Türkiye Cumhurbaşkanı anlaşmayı feshetmiş, ardından Kasım 2025’te yeniden müzakereler başlamıştı. 27 Temmuz 2026 tarihi ise nihai anlaşma için son mühlet olarak yaklaşıyor.
Irak, günlük 1,6 milyon varil kapasiteli bu hattın verimliliğini hiçbir zaman tam olarak kullanamadı. Buna karşılık Türkiye; ihracat miktarının artırılmasını, anlaşmanın gelecekte doğalgazı da kapsayacak şekilde genişletilmesini, Basra petrolünün Fişhabur üzerinden Ceyhan’a ulaştırılmasını ve gelecekte Suriye’deki Rimelan petrolü ile Türkiye’nin yerli üretiminin de bu sisteme dahil edilmesini talep ediyor.
Suriye: Irak petrolü için eski bir rota
Suriye, iç kısımdaki petrol sahalarını Akdeniz’deki Baniyas ve Tartus limanlarına bağlayan güçlü bir altyapıya sahip. Kerkük-Baniyas boru hattı 1952 yılında tamamlanmış olup 800 kilometre uzunluğa ve günlük 300 bin varil kapasiteye sahiptir.
Ancak bu hat; 1956 Süveyş Krizi, 1982-2000 İran-Irak Savaşı ve 2003 ABD’nin Irak işgali gibi siyasi nedenlerle onlarca yıldır kullanılmıyordu.
Aralık 2025’in ortalarında Suriye Enerji Bakan Yardımcısı, Bağdat ve Şam’ın günlük 1,5 milyon varil kapasiteli iki yeni boru hattı inşası ve petrolün Deyrizor üzerinden yeni bir rotayla sevk edilmesi planında ilerleme kaydettiğini açıkladı.
Eski hattın onarım maliyetinin 4,5 milyar dolar olduğu ve 36 ay süreceği öngörülüyor. Şu an ise petrolün tırlarla Kaim-Deyrizor-Baniyas hattı üzerinden ihraç edilmesi gündemde.
Katar gazı Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşır mı?
Katar gazının Avrupa’ya boru hattıyla taşınması fikri 17 yıl öncesine dayanıyor. 2009 yılında Katar ve Türkiye, dünyanın en büyük gaz sahası olan "Kuzey Sahası"ndan gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması için ön anlaşmaya varmıştı.
Ancak o dönem Beşar Esad, Rusya’nın çıkarlarını korumak ve Avrupa’ya alternatif gaz aranmasına engel olmak için bu projeyi reddetti. Esad’ın 2024 sonundaki düşüşüyle birlikte Türkiye bu konuyu yeniden gündeme getirdi.
Daha önce, Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, "Katar gazının Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması konusundaki görüşmelerimiz sürüyor; bu plan teknik ve mali değerlendirme aşamasındadır" demişti.
Eğer bu boru hattı hayata geçirilirse, yıllık 30 ila 40 milyar metreküp Katar gazı Avrupa pazarına ulaşabilir; bu da Katar’ın toplam ihracatının yaklaşık yüzde 33’üne denk gelmektedir.
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı için kısa vadeli alternatif yine diğer boğazlardır. Ancak uzun vadeli çözüm olan Suriye ve Türkiye üzerinden enerji nakli, önümüzdeki aylarda üretici ve tüketici ülkeler arasındaki görüşmeleri ısıtacaktır.
Çünkü bu, enerjiyi risk altındaki boğazların dışından dünyaya, özellikle de Avrupa’ya ulaştırmak için en önemli stratejik hamledir.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)