Hürmüz çıkmazında yeni rota arayışları

Enerji nakil hatları haritası ve üreticiyi tüketiciye bağlayan rotalar büyük bir değişimden geçiyor. Dünya petrolünün dörtte birini üreten dünyanın en büyük üç üreticisi, önümüzdeki yıllarda petrol ihracatı için farklı planlar yapıyor.

 Irak’ın Basra-Hadise boru hattını inşa etmek için attığı somut adımlar, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) OPEC ve OPEC+’tan çekilmesi ve Suudi Arabistan’ın petrol ihracatı için mevcut "Petroline" hattına paralel yeni bir hat çekme planı bunun en net örnekleridir.

Tüm bunlar, ABD ve İsrail’in İran ile olan savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkan durumla doğrudan bağlantılıdır.

1 Mayıs 2026’da Irak Petrol Bakanlığı, "700 kilometre uzunluğunda, 56 inç çapında ve günlük 2,5 milyon varil taşıma kapasitesine sahip Basra-Hadise petrol boru hattı projesinde çalışmaların başladığını" duyurdu. İki yıl önce planlanan ancak hayata geçirilemeyen bu proje hakkında yapılan açıklamada, "projenin tamamlanmasının bir sonraki hükümet kabinesinin bütçe tahsisine bağlı olduğu" belirtildi.

28 Nisan 2026’da BAE, 1 Mayıs itibarıyla OPEC ve OPEC+’tan resmen çekildiğini açıkladı. OPEC içindeki üçüncü büyük ihracatçı ve dördüncü büyük üretici olan BAE, bu hamlesiyle tüm dikkatleri yeniden piyasadaki petrol arzına ve gelecekteki petrol fiyatlarına çevirdi.

Suudi Arabistan ise savaşın ilk günlerinden itibaren, petrol ihracatı için "Petroline" olarak bilinen Doğu-Batı stratejik boru hattını kullanmaya yöneldi. Bu sayede Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından doğan zararı büyük oranda telafi etmeyi başarsa da henüz ihracat kapasitesini tamamen normal seviyeye getirebilmiş değil.

Bu üç ülke, 2025 yılında OPEC içinde ilk üç sırada yer alıyordu ve günlük toplam 16,37 milyon varil petrol üretiyorlardı. Bu miktarın 12,57 milyon varili dünya piyasalarına ihraç ediliyordu. Dolayısıyla bu ülkelerdeki her değişim, enerji piyasalarında büyük sarsıntılara yol açmaktadır.

Basra-Hadise boru hattı projesinin fırsatları ve engelleri   

Basra-Hadise projesi, 2024 sonunda Irak Bakanlar Kurulu tarafından 5,97 trilyon dinar (4,6 milyar dolar) bütçeyle onaylanmıştı. Projenin bir Çinli şirket ile Petrol ve Sanayi Bakanlıkları ortaklığında yapılması planlanıyordu.

Ancak aradan yaklaşık iki yıl geçmesine ve Petrol Bakanlığı için 26,2 trilyon dinar harcanmasına rağmen proje hayata geçirilmedi.   

Nisan 2026’da Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılması ve Irak üzerindeki risklerin artması, o ayın sonunda Başbakan Muhammed Şiya Sudani başkanlığında geniş kapsamlı bir toplantı yapılmasına ve proje için 1,5 milyar dolar tahsis edilmesine yol açtı.

Petrol Bakanlığı’nın açıklamasına göre proje; Çin-Irak anlaşması çerçevesinde, Irak Petrol ve Ticaret Bakanlıkları ile devlete ait Demir-Çelik Genel Şirketi aracılığıyla inşa edilecek.

Basra-Hadise boru hattının maliyeti, Irak’ın son üç aylık geliri kadardır; zira petrol ihracat seviyesi o kadar düştü ki bu durumun "Petrol Karşılığı Gıda" programı yıllarının yarısı düzeyinde olduğu söylenebilir.

Ayrıca Basra petrol üretiminin Enbar vilayetinin batısına (Hadise) bağlanması, Irak’ın önünde üç farklı çıkış kapısı açacaktır: Suriye (Banyas), Ürdün (Akabe) ve Türkiye (Ceyhan). Eğer bu proje zamanında tamamlansaydı, başta 20-30 yıllık anlaşmasının bitmesine üç aydan az zaman kalan Türkiye olmak üzere, bu ülkelerle yapılacak petrol ihracat pazarlıklarında Irak’ın elinde büyük bir koz olacaktı.

Hürmüz Boğazı’nın alternatifleri için milyarlarca dolar   

ABD ve İsrail’in İran ile olan 39 günlük savaşından sonra ortaya çıkan bu süreci, "enerji haritasının değişim aşaması" olarak adlandırabiliriz. Bu dönemde petrol taşımacılığında boru hatlarına olan bağımlılık artıyor ve üretici ile tüketiciyi birbirine bağlayan çıkış noktaları çeşitlendiriliyor.

Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak; Basra Körfezi’ni boğaza ihtiyaç duymadan Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’e bağlayacak yeni su yolları gibi farklı projeler konuşuluyor. Ancak bu çapta bir projenin maliyeti on milyarlarca doları, tamamlanması ise onlarca yılı bulabilir.

Örneğin yeni bir kanal inşa etmenin maliyeti 60 ila 100 milyar dolar arasında olup 10-15 yıl sürmektedir. Buna karşılık, Suudi Arabistan’ın Petroline hattı veya BAE’nin Habşan-Fuceyre hattı gibi paralel boru hatları döşemenin maliyeti 10-15 milyar dolar civarındadır ve 4 ila 6 yıl sürmektedir.

Suudi Arabistan, 1200 kilometre uzunluğundaki Petroline hattını 1981 yılında, Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na ulaşacak şekilde inşa etmeye başlamıştı. İran ile olan savaşın başlangıcında bu hat üzerinden günde 1,9 milyon varil petrol taşırken, şu an Hürmüz Boğazı’na ihtiyaç duymadan taşıdığı miktar günlük 5,9 milyon varile ulaştı ve kapasiteyi artırmak için paralel bir hat çekme planı var.

80’li yıllarda Suudi Arabistan, İran-Irak savaşı ve tankerlerin hedef alınması nedeniyle Petroline hattına sığındıysa; bugün de İran ile yaşanan savaş nedeniyle herkes kara yolu yatırımlarına ve Hürmüz Boğazı’ndan kurtulmaya yöneliyor. BAE de başından beri Fuceyre Limanı’na odaklanarak ihracatının sıfırlanmamasını sağladı. BAE son dönemde petrol fiyatlarından ziyade üretim kapasitesini artırmaya odaklanmış durumda. Suudi Arabistan ile derinleşen anlaşmazlıkların yanı sıra, BAE’nin OPEC’ten çekilmesinin ana nedeni, Suudi Arabistan ve Rusya’nın üretim ve ihracat üzerindeki kısıtlamalarından kurtulma isteği olabilir.

Ayrıca Habşan-Fuceyre hattının genişletilmesi veya yeni boru hatları (Cebel Zenne-Fuceyre projesi gibi) gündemde. Bu, Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi’nin (ADNOC) ikinci stratejik projesi olup BAE’nin Hürmüz Boğazı'na bağımlılıktan kurtulma yönündeki ikinci büyük hamlesidir.

Eğer Katar ve Kuveyt, coğrafi konumları nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlikten kurtulma konusunda zayıf kalıyorsa; Irak, Basra-Hadise projesini hayata geçirerek bu zayıflığı aşabilir. Bu proje, ihracat yollarını çeşitlendirecek ve petrol miktarını Hürmüz Boğazı kapanmadan önceki seviyelerin bile üzerine çıkararak Asya, Avrupa ve ABD’ye ulaştıracaktır.

Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı’nın kapanması Irak için Körfez ülkelerinden daha farklı bir anlam taşıyor. Petrol ihraç kanallarının çeşitlendirilmesi, projenin maliyetiyle ilgili geçici zorluklardan çok daha büyük bir stratejik öneme sahiptir. Çünkü Basra-Hadise projesi; Irak’ın güney ve orta bölgeleri ile Kürdistan Bölgesi’ndeki enerji altyapısını birbirine bağlayabilir. Irak petrolünün Türkiye, Suriye ve Ürdün üzerinden dünyaya satılmasını sağlayarak hem ihracat anlaşmalarında hem de satış görüşmelerinde Irak’ın elini güçlendirecektir.

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)