Parlayan yıldız Rojava

04-02-2016
Selahattin Çelik
A+ A-

Suriye'de ABD ile Rusya'nın ortak okeyini alan tek güç Kürtler. İki ülkenin askeri misyonları Rojava'da adetta yarıştalar. Onların "Kürt aşkı" içten mi, yoksa "aferin asker!" gözüyle mi bakıyorlar? Hemen cevap bulmak zor, ama uyarmanın yeridir.

 

"DAIŞ'e karşı işbirliği" gerekçesi, ABD'yi Türkiye'nin sitemlerinden koruyor. Yine de Kürtlerin DAIŞ'in Türkiye'ye açılan koridorunu kapatmasını önlemeye devam ediyor.

 

Olay tam bir komedi ve bir o kadar da utanç verici. Çünkü DAIŞ'i yoketme koalisyonu içinde "yer alan" Türkiye, Kürt komşuluğunu önlemek için DAIŞ'i tampon olarak besliyor. Halbuki sözkonusu koridor kapatılırsa, DAIŞ'in can damarı kesilir.

 

Sınır tanımayan Kürt düşmanlığı

 

Türkiye, DAIŞ'i Kürtlere tercih ediyor. PKK, PYD, YPG isimlerine takılıp kalmamak gerekir. Onların yerinde ENKS de olsa Türkiye'nin tutumu aynı olurdu. Türkiye, güneyinde bir Kürt bölgesini, şekli önemli değil, iyice topallayan Kemalizm’in Kürt politikasına ölüm darbesi olarak görüyor.

 

Geçerken ENKS'nin şimdiki başkanından bir anı: Suriye iç savaşının başında, Özgür Suriye Ordusu’ndan silah talebinde bulunur. Aldığı cevap: "Yeteri kadar silahımız var. Ama Türk istihbaratının izni olmadan tek bir mermi bile veremeyiz". Başka söze gerek var mıdır?

 

Rusya'nın önemi

 

Rusya'nın kötü Kürt politikasını her vesileyle aktarıyorum. Aman dikkat!

 

Rusya, Şam rejimine oynuyor. Şam rejimi, Alevi ve kimi Sünni seküler çevrelerin iktidarı. Bölgeleri var ve Rusya oranın korumasını üstlenmiş.

 

Artık tüm Suriye üzerinde Şam egemenliğinin olanaksızlığı, aleni bir gerçek. Ama bir federal yapı mümkün. Rusya muhtemelen bu bakışla, alanını genişletmek istiyor. Türkiye'ye sınır bölgelerini karşıt güçlere ve Türkiye'ye kaptırmak istemiyor.

 

Neden kendi bölgesini Kürt bölgeleriyle birleştirmesin? Ya da bazı işlerini Kürtlere yaptırtmasın? Zaten Fırat'ın batısındaki YPG etkinliğini desteklemesi bu nedenle değil midir?

 

Rusya ile ABD danışıklı bir planın içindeler mi? Onu tam bilemeyiz, ama şunu emin olarak söyleyebiliriz: Suriye'yi birbirlerini üzecek değerde görmüyorlar.

 

Türkiye'nin bir telaş nedeni de bu. O da "pay" peşinde. Ama çok zorlanıyor, yapamıyor. Rusya'ya diş geçiremiyor. NATO "kefaletine" rağmen, Türkiye-Rusya gerginliğinin artmasını beklemek gerekir.

 

Cenevre 3, kaçırılmaması gereken tren mi?

 

Müzakere partilerinin gündemi açık değil. Ateşkes ve barışçıl bir süreçle görüşmeler ön planda olmasına rağmen, partilerin gizli gündemi var. Süreç işlerse, ancak o zaman gerçek dosyalar açılacaktır. Suriye'nin birliğinden dem vuracaklar, ama onun artık geçmiş bir vakaa olduğunu bilerek.

 

Arap milliyetçiliği, iki tarafın ortak duygusu olabilir mi? İmkansız düzeyinde zor. Çünkü Araplar arasında mezhep ve yaşam tarzı kimlikleri ön plana çıkmaktadır. Arap ve Müslüman olmayan etnik, dini ve kültürel kimlikler de, artık eski statükoyu kabul etmeyeceklerdir.

 

Demokrasi çare olabilir mi? Evet demokrasi, en fazla arzu edilen yaşam biçimidir. Ama savaş partilerinin demokrasi ile kasdettikleri, sadece seçimdir ve seçimde kaybedecek olanlar sekulerler, etnik, dinsel ve kültürel azınlıklar olacaktır. Olayımızda demokrasi, demokrasinin katili olmaktadır. Son yıllar bölgenin pek çok acı örneğinden bunu çok iyi biliyoruz. İşte eski uniter Suriye'nin imkansızlığının bir diğer nedeni.

 

PYD neden yok?

 

Şüphesiz ki asıl neden Türkiye engelidir. Konferans partilerinin tümü, "dayılarla" hareket ediyorlar. Kürtlerin henüz "dayısı" yok ve bu korkutuyor.

 

ABD, Türkiye'nin alınganlığı nedeniyle konferansın yolunu seküler toplum prensiblerine en yakın duran Kürtlere kapadı. Bu ciddi bir tehlikedir. Çünkü kendini sürekli tekrarlayabilir.

 

Aynı şey Rusya'nın tutumu için de geçerlidir. Ama acaba Rusya, "Şam bloku zaten Kürtleri de temsil ediyor" fikriyle mi hareket ediyor?

 

Konferansın geleceğini okumak için henüz erken olabilir. Ama eğer süreç işlerse, katılımcı partiler "resmiyet" kazanacaklardır. O zaman "meşruiyet sorunun" kimse tartışmayacaktır. Kürtler için katılamamanın ciddi bir tehlikesi bu.

 

PYD'nin istenmemesinin bir nedeni de, belki bir fenomen olarak Batı Kürdistan (Rojava) hareketinden duyulan korkudur. Çünkü Suriye'de Kürt olayı, bugünkü düzey ve özellikleriyle yeni bir gerçekliktir. Olabilir ki sadece Şam ya da muhalifi Arap milliyetçileri değil, bölge devletleri ve onların dayıları da, fenomene hazır değiller. Sanki onu nereye koyacaklarını bilmiyorlar. Kürt olayının zorluğu da bu değil midir? Çözme gayreti yerine, hep olduğu gibi onu kurban etmek daha kolay gelmeyecek midir?

 

ENKS, resmi değiştirebilir mi?

 

Tabii ki hayır. Ama bu "hayır" kelimesi, onların muhalif ekip içinde yer almasını mahkum etme ve rollerini küçümseme anlamına gelmez. Çünkü onların PYD'nin misyonunu boşa çıkarmak gibi bir rolleri yoktur. Ayrıca ENKS partilerinin, Kürt ulusal mentalitesi ve programına sahip olduklarını vurgulamak istiyorum. Ama şu çekinceyle: Bir yerde Türkiye (ve İran) parmağı varsa, oradan Kürtlere ekmek çıkmaz.

 

PYD ve ENKS'ye düşen yukarıdaki uyarıları dikkate alarak, birbirini tamamlayan gündemle hareket etmeleridir. Bu, pekala mümkündür. Ama her gecikme, görevi oldukça zorlaştırıyor.

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli