Irak petrol sektörü, modern tarihinin en büyük gerilemesini yaşıyor
Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin petrol üretimi ve ihracatı, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler ile ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın yarattığı belirsizlikler nedeniyle dalgalı bir seyir izliyor ve genel olarak düşüş eğilimini sürdürüyor.
2026 mayıs ayının ilk günlerinde ihracat miktarı günlük 330 bin ile 680 bin varil arasında değişirken, nisan ayında bu rakam günlük ortalama yaklaşık 310 bin varil seviyesindeydi.
Günlük üretim ise yaklaşık 1,6 milyon varile gerilemiş durumda. Bu rakam, savaş öncesinde 4 milyon varilin üzerindeydi.
ABD ile İran arasında sağlanan ateşkese rağmen, Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin petrol üretimi ve ihracatı henüz savaş öncesi seviyelere ulaşabilmiş değil. Irak’ın orta ve güney bölgelerinde üretimin tam olarak toparlanamamasında ihracat altyapısındaki sorunlar etkili olurken, Kürdistan Bölgesi’nde ise Iraklı silahlı grupların oluşturduğu güvenlik tehditleri belirleyici oluyor. Bu nedenle birçok yabancı şirket henüz üretime yeniden başlamış değil.
ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşa ilişkin belirsizliklerin sürmesi ve federal hükümetin Irak’taki silahlı gruplar üzerindeki kontrolünün sınırlı olması, petrol ve gaz sektöründe son yılların en ciddi gerilemesine yol açtı.
Bu süreçte, Irak’ın “Beşinci Tur Artı” ve “Altıncı” petrol ve gaz ihale turları kapsamında yerli ve yabancı şirketlere verilen sahalardaki çalışmaların yanı sıra, planlanan çok sayıda büyük yatırım projesi durduruldu.
Kürdistan Bölgesi’nin mayıs 2025’te Washington’da Miran ve Tophana gaz sahalarına yönelik imzaladığı yatırım anlaşmaları da bu duraksamadan etkilendi.
Petrol üretimi ve ihracatındaki mevcut durumun sürmesi halinde, etkilerin önümüzdeki dönemde daha belirgin hale gelmesi bekleniyor.
Aylık petrol gelirinin 1 milyar doların altına düşebileceği öngörülürken, kamu çalışanlarının maaşları, emekli aylıkları ve sosyal yardımlar için aylık yaklaşık 7,63 trilyon dinara (yaklaşık 5,8 milyar dolar) ihtiyaç duyuluyor.
Irak’ın 2026 mart ve nisan aylarındaki petrol ihracatı
Irak’ın 2026 Nisan ayındaki petrol üretimi ve ihracatı, 2004 Nisan ayının (Saddam rejimi sonrası ilk dönem) neredeyse yarısı kadardı.
"Iraq Oil" raporuna göre, 2026 Nisan ayında Irak’ın ortalama petrol ihracatı günlük 310 bin varile geriledi; oysa Baas rejiminin yıkılmasından sadece birkaç ay sonra, 2004 nisan ayında Irak geçici hükümeti petrol ihracatını günlük 1 milyon varilin üzerine çıkarmayı başarmıştı.
Irak Petrol Pazarlama Şirketi SOMO’nun verilerine göre, 2026 mart ayında ihraç edilen toplam petrol miktarı 18,6 milyon varil oldu ki bu günlük ortalama 599 bin varile tekabül etmektedir. Oysa bir önceki ay bu rakam günlük 3,6 milyon varilin üzerindeydi.
Üretim açısından, ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) istatistiklerine göre, 2026 Mart ayında Irak ve Kürdistan Bölgesi toplam 1,6 milyon varil petrol üretmiş ve bunun yaklaşık 599 bin varilini ihraç etmiştir.
İhraç edilen bu miktarın yaklaşık 41 bin varili Kerkük sahalarından, 89 bin varili ise Kürdistan Bölgesi sahalarindan çıkarıldı.
2026 mayıs ayının ilk günlerindeki ihracat verileri
Irak ve Kürdistan Bölgesi 1 Mayıs’ta 329 bin, 2 Mayıs’ta ise 683 bin varil petrol ihraç etti. Bu veriler, Irak’ın petrol ihracatının ateşkes döneminde, savaş döneminden bile daha az olduğunu gösteriyor; çünkü 8 Mart’tan sonra Irak petrolünü taşıyan gemilerin çok az bir kısmı Hürmüz Boğazı’ndan geçebildi.
Elde edilen bilgilere göre, 1 Mayıs 2026 itibarıyla Ceyhan Limanı üzerinden gerçekleştirilen petrol ihracatı günlük ortalama 165 bin varil olarak kaydedildi. Bu miktarın 154 bin varili Kerkük sahalarından, 11 bin varili ise Kürdistan Bölgesi sahalarından sağlandı.
Aynı zamanda Basra ile Irak’ın orta ve güney sahalarından ihraç edilen petrol miktarı ilk gün 164 bin varil olarak belirlendi.
Bu günlerde Irak ve Kürdistan Bölgesi’nde toplam üretim miktarı şu şekilde dağılıyor: Kürdistan Bölgesi’nde günlük 60–80 bin varil, Kerkük ile Irak’ın orta ve güney sahalarında ise günlük 1,52–1,62 milyon varil petrol üretiliyor.
Tehditlerin sürmesi ve tek ihracat kanalına bağımlılık riski
Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin ortalama petrol ihracatının bazı günlerde günlük yarım milyon varilin altına, hatta bunun da altına gerilemesi; altyapı eksiklikleri, taşıma kapasitesindeki yetersizlik ve tek bir ihracat kanalına (Hürmüz Boğazı) bağımlılık gerçeğini ortaya koyuyor.
Kürdistan-Türkiye boru hattı üzerinden yapılan ihracat ile Suriye’ye tankerlerle petrol sevkiyatı planları, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalardan kaynaklanan kayıpları telafi etmeye yeterli olmadı.
2 Mayıs 2026’da Irak Petrol Bakan Yardımcısı yaptığı açıklamada, Kürdistan Bölgesi petrol sektöründe faaliyet gösteren yabancı şirketlerin yeniden üretime başlaması halinde Ceyhan Limanı üzerinden günlük yaklaşık 500 bin varil ihracat yapılabileceğini belirtti.
Ancak mevcut koşullarda Kürdistan Bölgesi’nin savaş öncesi üretim seviyelerine kısa vadede ulaşmasının teknik olarak mümkün olmadığı ifade ediliyor. Silahlı grupların petrol sahalarına yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırıları nedeniyle, üretimin yeniden normale dönmesinin en az iki ay sürebileceği değerlendiriliyor.
Edinilen bilgilere göre, 3 Mart 2026’da iki insansız hava aracı (İHA) ile hedef alınan Sarsang petrol sahasında faaliyet gösteren şirket, savaş öncesinde günlük 20–23 bin varil olan üretim seviyesine Temmuz 2026’ya kadar yeniden ulaşamayacak.
Mart ayında günlük yaklaşık 600 bin varil petrol ihraç edilirken, nisan ayında bu miktar yarıya düşmüştür. Bu durum, Irak petrolünü Hürmüz Boğazı üzerinden taşıyan gemi sayısının da azaldığını ve nisan ayında yalnızca üç gemiyle sevkiyat yapıldığını göstermektedir.
Gelir açısından bakıldığında, bütçenin yaklaşık yüzde 90’ının petrol ihracatına dayandığı Irak’ta mart ayında petrol gelirleri 1,96 milyar dolar seviyesindeyken, nisan 2026’da bu rakamın 950 milyon dolara (yaklaşık 1,2 trilyon dinar) gerilemesi bekleniyor.
Öte yandan Irak’ın aylık genel gideri 8 ila 9 trilyon dinar arasında değişmektedir. Bu da mevcut gelir seviyesinin, devlet harcamalarının yalnızca yaklaşık sekizde birini karşılayabildiğini gösteriyor.
Tek bir gelir kaynağına ve tek bir ihracat kanalına bağımlılık, Irak’ın mevcut ekonomik tablosunu belirleyen temel etken olarak öne çıkıyor. Bu durum; projelerin durması, mali krizin derinleşmesi, ekonomik belirsizliğin artması, maaş ödemeleri için gerekli rezervlerin azalması ve gelir-gider dengesizliğinin büyümesi gibi sonuçlar doğuruyor.
Öte yandan bütçe açığının giderek artması, kamu maliyesi üzerindeki baskıyı daha da ağırlaştırıyor.
Gelecek hafta parlamentodan güvenoyu alması beklenen Ali Falih Zeydi başkanlığındaki yeni Irak kabinesi ise önemli bir sınavla karşı karşıya.
Kabinenin öncelikli gündemleri arasında petrol ihracatı için yeni kanalların oluşturulması, üretimin savaş öncesi seviyelere çıkarılması, gelirlerin artırılıp çeşitlendirilmesi ve kamu harcamalarının kontrol altına alınması yer alıyor.
Ancak son 20 yılda ve altıdan fazla başbakan döneminde izlenen politikaların, çoğunlukla bu hedeflerin tersine sonuçlar doğurduğu değerlendiriliyor.