Belki yanlış bir başlıkla konuya giriş yapmaya çalışıyoruz. Kürt yazınında büyük oranda Kürt olmayan araştırmacıların kaynaklarından bahsediyoruz. Kürt tarihinda Kurdayeti yazar ve araştırmacılığı oldukça sınırlı ve belirleyici olmaktan uzak. Hem tarihsel veri bakımından, hem de araştırmacıların kullandığı kaynak bakımından bu durum böyle. Dışımızdaki araştırmacı ve referansları Kürdi yorum ve analiz dışında metod tartışmasına katmak tartışmayı farklı bir boyuta götürür.
Kuzey Kürt yazın alanı ve oluşturucuları büyük oranda, oryantalist ve egemen düşüncenin etkisinde oluşmuş. Oryantalizmi egemen düşüncenin de batısında, Orta Avrupa ve İskandinavya’dan bakmalarından kaynaklanıyor. Dönem dönem aşılıyor gibi görünse de temel olarak dönüp dolaşıp aynı üst bakışa takılıyor. Farklı bir psiko-entel yapı oluşmuş, aşılması ancak yerellikle mümkün. Durduğu yerde bakmayı metod sanıyor. Böylece sınırlı olan araştırma ve milli oluş duygusu gidip geliyor.
Şerefxan ve Muhammed Emin Zeki dışında kaynaklara ve ulusal, bölgesel gerekli referanslara dayanan bir Kürdi yazın yok gibi.
Bu iki kaynak dışındakilere bakılsın neredeyse geri batı bakışının sığ yorumu olmaktan çıkamıyor. Bu bakış yeni araştırmacılarda oluşturduğu tarz ise; analizi daha ileri götüremediği gibi, içinden çıkılması güç bir hale getiriyor. Alana giriş yapmak isteyen Kürt tarih araştırmacılarını yeni bir batı çıkmazına sürüklüyor. Birinci bakış ile baş edilememişken ikinci veya üçüncü yorum durumu daha da anlaşılmaz, özünden, Kürt Tarih anlayışı oluşturmasından daha da uzaklaştırıyor.
Dışımızdaki tarih yazını ise ya çok sınırlı ya az ya da Kürt tarihini güçlendirmeyen bir bakış ve yorum getiriyorlar. Kürt araştırmacılarının büyük bir kısmı ise bu yorumlardan veya ideolojik bakış açılarından dolayı güncel veya eksik yoruma giriyorlar. Bu da Kürt yazınına fayda yerine zarar veriyor. Kürtler tarihe taraflı ve kendi tarfından bakmalı. Kürt tarihi ve kişiliği oluşuma nasıl katkı sunabileceği fikri ile yorumlanmalı. Tarih yazını referanslardan hareketle bir yorumdur. Bu referansların geldiği, beslendiği yer amaca hizmet etmiyorsa, yorumda yanlış yere gider, gidiyor.
Bizim başlattığımızı sandığımız İdris-i Bitlisi tartışmaları bir boyutu ile yankılandı ve sürdü. Uzak durulan bir tarihin gündeme bile alınması olumludur. Fakat sonraki tartışmalarda görüldü ki yaklaşım dışımızda ki kaynaklara sınırlı ve taraflı bir yaklaşım sözkonusudur. Bunun üzerine bir de eksik ideolojik yarum ve yaklaşımdan hareketle bakış eklenince tarihimiz, işgalcilerin isteğine uygun tarzda yürüyor. Tarihimiz işgalcilerin istediği yönde yorumlanıyor, bir kısmı yok sayılıyor, bir kısmı ise yok babında tartışılıp niteliksizleştiriliyor.
Bu ideolijik bakış genelde egemen sol Kemalist yaklaşım içerdiğinden, Kürt araştırmacılar da aynı eğitimden geçtiği için bundan kurtulamıyorlar. Bütün tarih etraflıca bilinmeli, Kürt referansları ve uluslaşmaya, ruha hizmet edecek bir yorum ve yazına dikkat edilmeli. Bizim için uzak tarih, gerekli olduğu halde, uluslaşmaya yetmez. Med-Kawa tarihi yetmez. Duyguda uzak bir efsane olarak kalır. Belki de böyle olması isteniyor, uzak efsane tartışılsın yakın tarih yok sayılsın, milli ruh ya oluşmasın ya da zayıf çarpık oluşsun. İsmail Beşikci Mele Mustafa Barzani’den bahsederken, “Bağdat askeri akademilerden eğtim alsa, acaba aynı ulusal ruhla davranır mı idi?” diye soruyor. Bizim tarih anlayışımız ve tartışma metodumuzun cevabı biraz burada yatıyor. Ön açıcı bütüne yakın oluşturucularımız, egemen alanlarda mezun olmuş!
Bir Afrika atasözü, “Yedi kuşak öncesi efsanedir” diyor. Gerekli ama bu efsaneler üzerinden yürünmez. Daha net belirleyici ve taraflı bir bakış gerekir. Kaynaklara ulaşılmalı. İdris-i Bitlis’nin 28 cilt eseri egemenlerin kütüphanelerinde incelenmeyi bekliyor. Büyük olasılıkla Kürt tarih yorumuna yeni bir bakış getirecek.
Rus Bilimler Akademisi yaklaşık dört yıl önce Kürt tarih arşivini Mardin Artuklu Üniversitesi’ne bağışladı. Bir küçük gazete haberi dışında bir şey duyulmadı. Her tür araştırmacının ilgisini bekliyor. Özellikle genç akademislerin. Uluslar tarihinde tarihsel boşluk, ruhsal, uluslaşma eksikliği oluşturuyor. Birlik düşünce ve ruhunu zayıflatıyor. Bireysel ruhu ve ulusal gelişmeyi engelliyor veya eksik bırakıyor. Paul Freire Brezilya dan, Franz Fanon Cezayir ve Fransa dan bunu yoğun tartışmalarını yapmışlardır.
Karşılıklı haklı çıkarılma tartışmaları, Kürt tarihine değil, tartışmayı yürüten eksik araştırmacılara yarar. Bu eksik bir tartışmadır. Ne ulusa ne de arştırmacılara faydası vardır. Bütünlüklü bir tarih araştırma ve tartışması yürütülmeli. Bu bütünlük tamamen Kürt tarih anlayışı yorumu ve temeline Kurdayeti’yi koyan bir anlayış ve bakışla olasıdır.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın