Cami ve Mele
Muhafazakar Kürt toplumunda da camiler, dinin bir sembolü olarak manevi değerler içerir.
Meleler (İmam) toplumda değer görür ve kendilerine saygı gösterilir.
Kürt yazarı Aladdin Sucaddi, “Rıştey Mırwari” (Bir Mercan Destesi) adlı kitabında, Kürt melelerin kişiliğini çok iyi anlatır. Mele kitabın onlarca hikayesinde başroldedir.
Kürdistan Bölgesi’nde son birkaç yılda mele ve caminin fotoğrafı olumsuz yönde değişti. Bu değişim halkın bakış açısından kaynaklanmıyor, çünkü asıl değişen melenin ta kendisidir.
Halk, melelere ve camilere karşı aynı sevgiyi ve saygıyı taşıyor ancak onların çoğunluğu artık eskisi gibi canayakın ve sosyal kişiler değil.
Onlar artık “Rıştey Mırwari” kitabındaki karakterler değil, hatta bazıları hutbe ve sohbetlerde yüksek sesle bağırarak hiddetleniyor, hayatımızı, özgürlüklerimizi aşağılıyor.
Her güzelliği yasaklamaya çalışan sözkonusu meleler toplumu “dinsiz” ilan ediyor. Ülkemizin kadınları ve kızlarıyla ilgili radikal fetvalar veriyorlar.
Onlara göre, yaptığımız herşey cehennemin kapılarını açıyor.
Hutbelerde sadece kıyamet gününü, ölümü ve cehennemi anlatıyorlar.
Bütün bunlara rağmen camiler gittikçe daha kalabalıklaşıyor.
Melelerin anlayışlı, hoşgörülü, canayakın özelliklerden kızgın ve radikal karaktere dönüşmesi, biraz da Kürt Müslümanlar’ın beklentisinden kaynaklanıyor.
Dini hutbede şiddet, normal konuşmalarda olduğu gibi halk tarafından onaylanıyor ve bir değerlendirme kriteri olarak algılanıyor. Peki neden?
Bunun en önemli nedeni, sanat ve spordan uzak kalınması bence.
İkinci neden ise, herşeyin siyasileştirilmesi.
Bu kapsamda Selefilik, İslamcılık ve cami siyasi amaçlar uğruna kullanılıyor. Kürdistan Bölgesi’ndeki siyasi partiler ihtilaflı ve bir dizi anlaşmazlıkları var. Bu yüzden millet ve kültürün yeniden inşası maalesef aklına gelebilecek son şey.
Kapıların neredeyse tamamı yüzlerine kapatılan bir kişiye politika, sanat ve spor değil, sadece camilerin minarelerinden yükselen sesler ulaşıyor.
Bizim insanımız muhafazakar, tarih boyunca da melelere ve camiye karşı saygı duyagelmiştir.
Ancak sahip olduğumuz hoşgörü kültürü yavaş yavaş unutulduğu için bazı radikal düşünceler dini yaşama biçimimizi de bozmaya çalışıyor.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)