Barzani inisiyatif almadan önce
Başkan Barzani son röportajında Irak’taki duruma ilişkin, “Benden Irak’ın huzur ve barışı için inisiyatif almamı istediler. Bir sonucu olacağını ve başarı sağlayacağını bilsem bunun için çaba sahibi olurum” değerlendirmesinde bulundu.
Başkan Barzani 2010 yılından bu yana Irak için herhangi bir inisiyatif almadı, bu yüzden bu defaki inisiyatifin farklı olma olasılığı var. Çünkü Irak’taki değişimler özellikle de ortaklık, denge ve uzlaşı bakımından yeniden düzenlenmeyi gerektiriyor.
2010 yılında gerçekleşen seçimlerin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen taraflar hükümet üzerinde anlaşamadı. O dönem Sunniler Şii siyasetçi İyad Allavi’nin liderliğini yaptığı liste ile seçime katılıp 91 sandalye kazandı. Nuri Maliki liderliğinde birleşen Şiiler ise 89 sandalya alabildi. Sandalye sayılarının birbirine yakın olması hükümeti kurma çalışmalarının önündeki en büyük engellerden biri oldu.
O dönem Barzani’nin inisiyatif alması ve 19 maddelik bir çözüm önerisi sunmasıyla tıkanıklık aşıldı. Nuri Maliki’nin başkanlığında hükümet kuruldu ki Şiiler bu makamı almakta ısrarlıydı Sunniler de Irak’ın stratejik çıkarlarını belirleyen meclis başkanlığını aldı ve bu şekilde Şiilerle Sunniler arasındaki denge sağlanmış oldu.
Başkan Barzani’nin, çözüm paketinde Kürdistan Bölgesi için de Anayasa’da tanınan hakların uygulanmasını yani tüm konularda, en büyüğünden en küçüğüne ülkedeki tüm makam ve mevkilerde Kürtlerin %17’lik ortaklık payının gözenünde bulundurmasını teklif ediliyordu.
Eğer Barzani’nin önerileri tamamıyla uygulanmış olsaydı bugün Irak bu duruma gelmeyebilirdi. Dolayısıyla tekrardan Barzani’nin initsiyatif almasını isteyenler aynı zihniyetle yaklaşırlarsa o zaman şu soru öne çıkar; Barzani ne zaman ve nasıl Irak için inisiyatif almayı kabul etsin?
Kaldı ki Başkan Barzani’nin sözlerine baktığımızda Irak’ın geleceğinden hala emin olmadığını görürüz. Bu yüzden, “Alacağım inisiyatifin başarılı olacağından emin olmadan pratikte adım atmayacağım” diyor.
Dolayısıyla Irak’ın siyasi liderliği, ikircikli olan Barzani’nin inisiyatif alması konusunda iyi niyet sahibi olduğunu göstermeli. Bunun için de Bağdat’ın dört önemli şartı yerine getirmesi gerekiyor.
Birincisi; peşmerge masraflarının tamamını üstlenmeli ve peşmerge maaşlarının Irak askeri kurumlarına bağlanması konusunda yardımcı olmallıdırlar. İkincisi; Heşdi Şaibi’ye bağlı tüm güçlerin Kerkük’ten çekilmesi ve peşmerge ile Irak ordusunun birlikte kenti koruması konusunda anlaşmaya varılmalı. Üçüncüsü; petrol konusunda Türkiye ile Kürdistan Bölgesi arasında varılan anlaşma gibi 50 yıl boyunca Bağdat ya bütçe payını aksatmadan ödesin yada Kürdistan petrolünü dünya piyasalarındaki fiyatla alarak parasını ödesin. Dördüncüsü; Kürdistan, Irak’ın hakiki ortağı olsun, Bağdat da bu ortaklığın merkezi olsun.
Konuya vakıf kaynaklardan aldığım duyuma göre, Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi toplantıda açıkça Başkan Barzani’ye, “Eğer üzerimde baskı olmazsa tüm bu önerileriniz kabul edilebilir önerilerdir. Eğer akisi olursa da istifa etmeye hazırım” demiş. Bu yüzden Barzani’nin ikircikli davranmasının altında yatan neden Irak Başbakanı’nın cebinde hazır beklettiği istifa mektubu olabilir.
Bu durumda Başkan Barzani’nin nasıl bir inisiyatif alacağı belli olmasada Irak’ta giderek güçlenen IŞİD tehdidi Bağdat’a, eğer bu siyasetten dmnülmezse IŞİD’den daha tehlikeli kalkışmalar da yaşanabilir. IŞİD’i ortaya çıkaran nedenlerden biri de çoğunluğunu Şiilerin oluşturduğu ordunun Musul halkına yeterince güven vermemesi olabilir. Sonunda ne ordu ne de Sunniler dayanabildi.
Dolayısıyla ordu yeniden düzenlenebilir, Sunniler kendi bölgelerini, Şii ve Kürtler de kendi bölgelerini savunabilir. Barzani’nin çözüm paketinde bu konuda yer alabilir. Yine Irak’ta 2003-2005 yılları arasında olduğu gibi ülkenin yönetimi için bir üst meclis de gündeme gelebilir, ki bu güçlü bir ihtimaldir. Çünkü gerçekten Irak’ın coğrafi ve siyasi oluşumu bir kişinin tek başına ülkenin hakimi olmasını yadsır bitekliktedir.
Abadi ve Maliki’nin kendi iktidarları döneminde Kürdistan’a karşı nasıl bir tavır içerisinde olduğunu gördük. Eğer o zaman siyasi bir üst meclis olsa belki de Kürdistan’a saldırma, bütçesini kesme, petrol ihracatını engelleme, peşmerge meselesi bu şekilde olmayabilirdi. Dolayısıyla bu siyasi meclis birkaç kişinin katılımıyla ve dönüşümlü bir şekilde olabilir.
Bu inisiyatifile halledilmesi gereken bir diğer konu da Irak’ta birlikte birlikte refah içinde yaşam kongresinin düzenlenmesi konusudur. Tüm farklı döüşünceler bu kongrede tartışılmalı, siyasi taraflar çelişkilerini bir tarafa bırakarak siyasi sürecin başarısı için çalışmalıdır. Başkan Barzani’nin bu konu üzerinde çalışması daha da önemli olacaktır.
Madem ki KDP ve tüm Kürdistanlı partiler Bağdat’a gitmeye karar vermiş, o zaman içerde sağlanan birlik Bağdat’a da yansıtılmalıdır. Çünkü anayasal haklarımızın korunup elde edilmesi ancak bu şekilde sağlanır diye düşünüyorum.