Gurur abidelerinden: Qazî Muhammed
Mahabad Cumhuriyeti veya Kürdistan Mahabad Cumhuriyeti, 20. yüzyılda Kürt siyasi tarihinde en önemli kısa süreli devlet deneyimlerinden biridir. 1946’da Mahabad şehrinde ilan edildi. Sovyetler Birliği’nin II. Dünya Savaşı sonrasında bölgedeki geçici varlığı ve yerel Kürt liderlerin çabalarıyla kuruldu.
Cumhurbaşkanı Qazî Muhammed, Mahabadlı tanınmış bir Kürt yargıç ve siyasetçiydi. İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin (PDKİ) kurucularındandı ve cumhurbaşkanı seçildi. Kısa sürede kurumlaşma çalışmaları başladı. Kürtçe resmî dil ilan edildi, okullar açıldı, kültürel ve idari reformlar yapıldı, bir ordu oluşturuldu.
Kadın hakları ve modernleşme yönünde de adımlar atıldı. Ancak dönemin uluslararası siyasi dengeleri nedeniyle uluslararası tanınma sağlanamadı. Sovyetler Birliği’nin İran’dan çekilmesiyle cumhuriyet zayıfladı. Sovyetler Birliği’nin geri çekilmesinin ardından Aralık 1946’da İran ordusu Mahabad’a girdi.
Qazî Muhammed, sivil halkı büyük bir katliamdan korumak için kendisini feda etmeyi tercih etti. Düşünsel olarak İran’ın monarşik ve sömürgeci devlet yapısını yargılayarak Kürt tarihine büyük bir kahramanlık mirası bıraktı.
Qazî Muhammed’in idam sırasında sakin olduğu, Kürt ulusuna özgürlük ve bağımsızlık konusunda vasiyetler bıraktığı, dualar okuduğu ve gözlerinin bağlanmasını reddettiği aktarılır. İdam öncesi yazdığı vasiyetname ile idam sehpasındaki sözleri, Kürt siyasi hafızasında derin iz bıraktı.
Kendisi, Kürt ulusunun onur ve gurur abidesi olarak tarihe geçti. Sonraki nesiller için muazzam bir gurur, cesaret ve esin kaynağı oldu. Farklı kaynaklarda ufak varyasyonlar olsa da ortak temalar Kürt birliği, düşmana karşı dayanışma, kendi fedakârlığından gurur duyması ve mücadelenin devam edeceği mesajıdır.
“Ben ömrümün son saatlerini yaşıyorum. Allah aşkına, artık birbirinize düşmanlık etmeyin, sırt sırta verin, zorba düşmana ve zalimlere karşı durun! Kendinizi düşmana ucuz satmayın! Kürt halkının düşmanları çoktur, zorba ve acımasızdırlar.
Her milletin, ulusun başarısının sembolü birliktir; iş birliği ve dayanışmadır. Birliğini sağlamayan, ittifakı olmayan her halk, her zaman düşmanın baskısına maruz kalır, ezilir.”
Qazî Muhammed, davasına angaje olmuş bir yiğitti; ne tahtı, ne makamı, ne de canı umurundaydı. Adeta ulusunun onuru ve özgürlüğü için doğmuştu.
Ulusal davayı kalbinde taşıyan, her adımını ona göre atan, korku bilmeyen yiğit bir bilgeydi. Ölüm bile onu yolundan döndüremezdi. Davasını savunurken gözünü kırpmadan ölüme yürüyen nadir liderlerdendi. O, karanlık günlerde bile ulusal şafağın ilk ışığını gören, o ışığı milletin yoluna seren ve bedelini seve seve ödeyen gerçek bir dava adamıydı.
“Bu dava benim canımdan kıymetlidir” diyerek tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Ayrıca Acem (İran) yönetimine güvenilmemesi, Kürtlerin yiğitliği ve fedakârlığı vurgulanır. İdam sehpasındaki sözleri arasında şunlar yer alır:
“Allah aşkına artık birbirinize düşmanlık etmeyin, birlik olun, düşmana karşı omuz omuza durun! Yaşasın Kürt halkı! Yaşasın Kürdistan’ın kurtuluşu! Ben Kürt halkı için yargılanıyorum.
Siz bir Qazî Muhammed öldürüyorsunuz ama Kürtlerin içinde yüzlerce Qazî Muhammed var! Bu onurlu bir ölümdür. Halkımın özgürlüğü için ölüyorum ve bundan gurur duyuyorum.”
“Yenilebiliriz, düşebiliriz fakat yeniden kalkmasını da biliriz” diyen bu yiğit duruş, sonraki nesillere muazzam bir gurur ve motivasyon kaynağı oldu. Bu sözler, bugün hâlâ Kürt milliyetçi ve özgürlükçü çevrelerde birlik çağrısı olarak anılır ve sıkça paylaşılır. Qazî Muhammed’in mirası, kısa ömürlü olmasına rağmen Mahabad deneyiminin Kürt dili, kültürü, bayrağı ve ulusal bilinç açısından sembolik önemiyle devam ediyor. Birçok Kürt lider ve harekette “ilk Kürt cumhuriyeti” olarak referans gösterilir.
Qazî Muhammed’in vefat yıldönümünde yoğun açıklamalar, anmalar ve yorumlar yapıldı. BDP’nin (Barış ve Demokrasi Partisi) yaptığı “Qazî Muhammed ve yoldaşlarının önderliğinde yürütülen mücadele, özünde ulus-devlet paradigmasını yıkmak için yapılmıştı. İran’ın tamamında demokratik ve ortak bir yönetim kurulmasını istediler. Bilsinler ki bu istekleri mutlaka gerçekleşecek. Gözleri arkada kalmasın” şeklindeki açıklama ise tamamen yanlıştır ve talihsizdir. Bu açıklama, Öcalan’ın “entegrasyon (egemen ulus içinde erime)” fikrini beslemeyi amaçlamaktadır. Oysa Qazî Muhammed’in mahkemedeki duruşu, Ömer Muhtar, Mandela ve Seyid Rıza gibi ulusu için tarihte bir kutup yıldızı olmayı başarmıştır.
Ruhu şad olsun.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)