Irak’ın döviz rezervleri aydan aya düşüş eğiliminde; bu yılın iki ayında 4,5 trilyon dinar, son dört yılda ise 14,2 trilyon dinar düşüş yaşandı. Ancak bu yılki düşüşün derinleşmesi veya yükselmesi; Hürmüz Boğazı’nın durumuna, altın değerine, işletme (cari) ve yatırım harcamalarına bağlı.
Irak Merkez Bankası (CBI) verilerine göre, 2026’nın ilk iki ayında (29 Ocak - 19 Mart arası) Irak’ın döviz rezervleri 131 trilyon dinardan 126,4 trilyon dinara gerilemiştir. Yani bu 59 günlük sürede Irak Merkez Bankası rezervlerinden eksilen para miktarı 4,5 trilyon dinar (3,4 milyar dolar) olmuştur.
Döviz rezervlerinin kısa vadedeki iniş çıkışları daha çok bir varil petrolün fiyatı ve altının değeri ile ilişkilidir. Ancak son dört yılda yaşananlar, gelire kıyasla harcamaların, özellikle de işletme harcamalarının artmasından kaynaklanıyor.
Şu an ABD ve İsrail’in İran ile olan savaşı ateşkes aşamasında ve Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut durum Irak’ın gelirleri için başka bir tehlike oluşturmuş, döviz rezervleri üzerinde tam bir etki yaratmış durumda. Çünkü petrolden elde edilip Maliye Bakanlığı’na dönen ve oradan Merkez Bankası’na aktarılan gelir miktarı, Irak’ın en düşük aylık harcamalarının sadece dörtte birini, en yüksek aylık harcamalarının ise sekizde birini karşılamakta. Durum ne olur olursa olsun, Irak harcamalarını kapatmak için rezerv parayı kullanmak zorunda.
2026 yılında Irak’ın döviz rezervlerinin ana yöneliminin, bir varil petrolün fiyatından veya bir ons altının değerinden ziyade Hürmüz Boğazı’ndaki duruma bağlı olduğunu söyleyebiliriz.
Irak Merkez Bankası’nın (CBI) döviz rezervleri üç türden oluşur: Döviz (Dolar, Pound ve Euro), finansal senetler ve altın.
Bu rezervlerin çoğunluğu finansal senetlerdir; yaklaşık üçte biri ise altındır ve toplam rezervin %28’ini oluşturur. Bu nedenle, bir ons altının değerindeki değişim, tıpkı bir varil petrolün fiyatı gibi toplam döviz rezervlerini etkiler.
Döviz rezervlerinin 4,5 trilyon dinar düştüğü o iki aylık sürede, düşüşün yaklaşık yarısı altın fiyatındaki gerilemeden kaynaklanıyor. Örneğin, Şubat 2026’da bir ons altının değeri 5 bin 19 dolardı; o ay Irak’ın toplam altın rezervinin dinar bazındaki değeri 36,9 trilyon dinardı. Ancak Mart 2026’da bir ons altının değeri 4 bin 862 dolara düştüğünde, altın rezervinin değeri dinar bazında 34,1 trilyon dinara geriledi
İki on yılda Irak’ın döviz rezervlerindeki dalgalanmalar

Irak’ın altın rezervi yıldan yıla artış gösterdi. Son yirmi yılda Irak dinarı bazındaki değeri 1 trilyondan 30 trilyon dinarın üzerine çıktı. Özellikle bu artış eğilimi, altın değerindeki yükselişin ana sebep olduğu 2025 yılında yaşanmış ve şu an 174,6 ton altına ulaşılmıştı. Ayrıca geçen yıl altın, toplam döviz rezervindeki eksilmenin bir kısmını kapatabilmiş ve düşük gelir ile yüksek gider nedeniyle oluşan farkın fark edilmemesini sağladı.
Bir varil petrolün fiyatı ve ihracat miktarı, 2005 başından 2025 yılına kadar Irak’ın döviz biriktirmesinin ana sebebi oldu. Ne zaman petrol fiyatı düşse, 2016 ve 2020’de olduğu gibi rezervler de düşmüştür. Diğer taraftan, petrol fiyatı yükseldiğinde 2022’de olduğu gibi döviz rezervleri artmıştır.
Petrol fiyatı ve altın değeri gibi, döviz rezervleri Irak Başbakanı tarafından uygulanan harcama politikalarına da (gelire karşı harcama politikası, yatırım harcamaları miktarı ve her şeyden önemlisi 1 dinarın ABD doları karşısındaki değeri) bağlıdır. Çünkü gelirin %90’ı petrolden gelmektedir ve petrol dolarla satılmaktadır.
2015-2025 rakamları; harcama çeşitliliği ve tek kaynaklı gelir
Irak’ın toplam basılı parası 2025 sonunda 99,7 trilyon dinardı. Bunun 92,5 trilyon dinarı banka dışındadır ve 7,2 trilyon dinarı bankalardadır. Ancak Merkez Bankası’ndaki mevduat (Deposit) miktarı tüm türleriyle birlikte 19 Ocak 2026’da 27,6 trilyon dinar iken, 12 Mart’ta 21,4 trilyon dinara düşmüştür; yani 6,2 trilyon dinarlık bir azalma söz konusudur.
Nakit dinar ve döviz rezervindeki bu azalma, büyük oranda gelir ve gider farkıyla ilişkilidir. Özellikle giderlerin gelirden çok daha fazla olduğu son iki yılda; örneğin 2024’te fark 9,7 trilyon dinar iken 2025’te bu fark 17 trilyon dinara ulaşmıştır.
ABD ve İsrail’in İran üzerindeki savaşı, petrol ihracatı konusunda Irak için bir başka büyük zorluktur. İhracatın azalması nedeniyle petrol ve gaz üretiminde sorunlar yaşanmasının yanı sıra gelirlerde de çok düşüş yaşandı. Irak şu ana kadar savaş öncesi ihraç ettiği miktarın ancak yedide birini ihraç edebilmiş durumda. Bu da temel harcamaları bile karşılayamayacak bir gelir demektir.
Örneğin, 13 Nisan 2026’da Irak Petrol Bakanlığı, Mart ayında ihraç edilen petrol miktarının 18,6 milyon varil, gelirin ise 1,96 milyar dolar olduğunu açıkladı. Bu, son yirmi yılın en düşük ihracat miktarıdır.
Gerçekte, Mart ayı petrol geliri, şu an aylık ortalaması 10 trilyon dinar olan normal bir aylık harcamanın sadece dörtte birini karşılayabilmektedir. Eğer Temmuz 2025’te olduğu gibi yatırım projelerinin ödemelerinin yapıldığı bir ay olursa (o ay toplam harcama 20 trilyon dinara ulaşmıştı), bu durum düşük gelir nedeniyle oluşan açığı kapatmak için Merkez Bankası rezervlerinden 17,5 trilyon dinar çekilmesi anlamına gelir.
Harcamaların artması, petrol dışı gelirin azalması ve petrole bağımlılığın artmasının bir başka açık örneği şudur: Ocak 2015’te toplam işletme ve yatırım harcaması 2,6 trilyon dinardı (ki bunun sadece 69 milyarı yatırımdı!). Ancak 2025’in aynı ayında toplam harcama 8,8 trilyon dinara ulaştı; bunun 8,2 trilyonu işletme, 613 milyarı ise yatırımdı. Yani harcamalar yatırım için değil, işletme (tüketim) için dört kat artmıştır.
Diğer taraftan gelirler bazında; 2015’in Ocak ayında Irak’ın elde ettiği gelir 6,4 milyar dolardı (bunun 3,6’sı petrol, 2,7’si petrol dışı kaynaklıydı). O yıl Irak topraklarının üçte biri işgal edilmişti ve IŞİD ile savaştaydı. On yıl sonra ise (Ocak 2025) toplam geliri 8 trilyon dinar olmuş; bunun 7,3 trilyonu petrolden, sadece 692 milyarı ise petrol dışı kaynaklardan gelmiştir. Bu nedenle petrol gelirinin azalması, rezervlerin azalması demektir; tersi de doğrudur.
Geçmişte rezervlerin inip çıkması daha çok petrol ve altın fiyatlarına bağlıydı; ancak ABD-İsrail’in İran ile savaşından sonra üretim ve ihracat faktörü de buna eklendi. Bu yüzden, eldeki bu yüksek rezervler tükenip iflas etmeden önce Irak’ın ekonomik yapısını değiştirmeyi düşünmek gerekir. Aksi takdirde, dünyada farklı kıtalarda doğal kaynak rezervi olup da çöken ülkelerin hikayesi çoktur. Bu nedenle harcama çeşitliliğini azaltmak ve tek kaynaklı petrol gelirinden kurtulmak, gelecek günler için atılması gereken ilk adımdır.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın