Açlık boğazı ve 2026 küresel gıda krizi

Hürmüz Boğazı'nın kapanması dünyada büyük bir enerji sorunu yarattı, ancak aynı zamanda çok daha büyük bir soruna da yol açtı. Ne var ki bu kriz henüz liderlerin gündemine, çoğu insanın cebine ve dünyadaki insanların sofrasına tam anlamıyla yansımadı. 2026'nın sonlarında gerçek etkisi market raflarına ve herkesin sofrasına yansıyacak.

7 Mart 2026'da kimyasal gübre taşıyan KSL Hengyang gemisi, Hürmüz Boğazı'ndan geçmeyi başaran son gemi oldu. Bu geminin ardından, dünyanın en önemli ekonomik şahdamarı olan Hürmüz Boğazı kimyasal gübre taşımacılığına kapandı. Dünya daha çok petrol piyasasının gürültüsüne ve çığlıklarına kulak verirken, daha sessiz ve daha tehlikeli bir tehdit ortaya çıkıyor; o da küresel gıda tedarik zincirinin sistematik olarak açlığa mahkûm edilmesidir.

Hürmüz Boğazı sadece bir enerji koridoru değil, aynı zamanda dünya insanlarının sofrasındaki ekmeğin de yoludur. Dünyada ticareti yapılan tüm kimyasal gübrelerin yaklaşık üçte biri bu koridordan geçmektedir. Mart 2026'nın ortalarına gelindiğinde küresel tarım sektörü birinci derece olağanüstü hal ile karşı karşıya kaldı. Dünya nüfusunun yarısının gıdasını üretmek için gereken kimyasalların fiyatları çok yükseldi veya tamamen erişilemez hale geldi.

Enerji ve tarımsal gübre arasındaki bağlantı

Bu krizin kökleri, modern tarımın kimyasal yapısından kaynaklanmaktadır. Yaklaşık 3,5 milyar insanın geçimini ve gıdasını sağlayan azotlu gübre, doğal gaza dayanan "Haber-Bosch" süreciyle üretilmektedir. Gerçekte, enerji maliyetleri azotlu gübre üretim maliyetlerinin yüzde 70'ini oluşturmaktadır.

Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran gibi Körfez ülkeleri, azotlu kimyasal gübrelerin iki ana türü olan (üre) ve (amonyak) üretiminde küresel birer güç olmak için büyük ve ucuz doğal gaz rezervlerini kullandılar. Bu ürünler ABD, Brezilya, Hindistan ve Güneydoğu Asya'daki modern tarım için temel birer gereksinimdir. Hürmüz Boğazı'nın geçen ayın 28'inden bu yana kapalı olması nedeniyle, bu önemli kimyasalların ana ihracat rotası kesilmiş durumda. Piyasaların tepkisi çok hızlı oldu. Küresel üre fiyatları iki haftadan kısa bir sürede yüzde 26 artarak ton başına 465 dolardan 585 dolara yükseldi. Amerika'nın en önemli kimyasal gübre pazarlarından biri olan (New Orleans) pazarında ise fiyatlar altı gün içinde yüzde 32 artarak 683 dolara ulaştı.

Senaryolar ve krizlerin doğası

2026-2027 gıda krizinin ciddiyeti tamamen boğazın kapalı kalma süresine bağlı. Önceki yazılarımızda savaşın uzama ihtimallerini, oranlarını ve farklı senaryoları tartışmıştık. Bu senaryolar göz önüne alındığında, dünyadaki kimyasal gübre pazarındaki etkiler şu şekildedir:

Kısa vadeli şok (bir ay): Bu senaryonun gerçekleşme ihtimali yüzde 30'dur ve etkisi acı vericidir, ancak küresel gıda tedarik sistemi bu şoka dayanma kapasitesine sahiptir. Bu durumda üre fiyatının 620 ile 720 dolar arasında sabitlenmesi beklenmektedir. Çiftçiler gübre kullanımını azaltmak zorunda kalacak, bu da 2026 hasadında düşüşe yol açacaktır; ancak gıda sistemi genel olarak dirençlidir. Ayrıca buğday fiyatları da yüzde 5 ila yüzde 8 oranında artacaktır.

Devam eden kriz (üç ay): Bu yüzde 45 ile en güçlü ihtimaldir. Boğazın 90 gün boyunca kapalı kalması küresel üre rezervlerinin tükenmesine neden olacaktır. Bu aşamada ton fiyatı 950 ile 1200 dolar arasına yükselecektir. Hürmüz Boğazı'nın kapanma zamanlaması çok talihsizdir; çünkü 3. ve 4. aylar tüm Kuzey Yarımküre'de ilkbahar ekiminin ana dönemidir.

Felaket senaryosu (altı ay): Bu ihtimal yüzde 25'tir ve insani anlamda tam bir felakettir. Gübre fiyatları 1800 doları aşacaktır. Tahıl üretimi yüzde 25 ila yüzde 40 oranında azalacaktır. Matematiksel modellere göre, 100 milyondan fazla insanın "kitle imha silahına" eşdeğer bir tehlikeyle karşı karşıya kalacağı öngörülmektedir. Gıda fiyatlarındaki enflasyon ise yüzde 12 ila yüzde 20 oranında artacaktır.

En çok hangi ülke zarar görecek

Krizin coğrafyası, bazı ülkelerin herkesten önce kan kaybetmesine neden olacaktır.

Hindistan, ekonomistler için en büyük endişe kaynağı olarak görülüyor. 1,4 milyar insanın gıdasını sağlamak zorunda olan ve ekim mevsimi nisan-mayıs aylarında başlayan bir ülke. Ülkedeki en büyük gübre üretim şirketi (IFFCO), ana doğal gaz tedarikçisi Katar'ın gaz sevkiyatını durdurması nedeniyle üretimini azalttı.

(Küresel tarım ihracatının motoru) olarak bilinen Brezilya, ihtiyaç duyduğu gübrenin yüzde 85'ini ithal eder ve üresinin yüzde 40'ı ise Körfez'den gelir. Brezilya'daki bir açık, domino etkisi yaratarak tüm dünyayı etkiler. Brezilya soyasının fiyatı arttığında, Arjantin'deki hayvan yemi ve Endonezya'daki yağ fiyatları da artar.

Amerikalı çiftçiler satın alma güçlerini kaybediyorlar. Aralık ayında bir ton üre yaklaşık iki ton mısır hasadına eşdeğerken, 2026'nın 3. ayında bu fiyat yaklaşık üç buçuk ton mısıra yükseldi.

İlginçtir ki Körfez ülkeleri de bizzat kurban olacaklar. Katar ve BAE gibi ülkeler, gıdalarının yüzde 80 ila yüzde 90'ını deniz yoluyla ve şu anda kapalı olan aynı boğazdan ithal etmektedir.

Gıda krizinin gecikmeli etkisinin nedenleri

Bu krizin hızı ve ciddiyeti konusunda karar alıcılar arasında yanlış bir algı var. Petrol fiyatları anbean değişirken, tarımsal gübre şokunun ortaya çıkması daha fazla zaman alıyor. İlk maliyet artışından üretimin azalmasına ve nihayetinde pazarlardaki ekmek ve pirinç fiyatlarının artmasına kadar geçen süre yaklaşık 6 ila 18 aydır. İnsanlar bu etkiyi cüzdanlarında tam da o zaman hissederler. Başka bir deyişle, şu an Hürmüz Boğazı'nda yaşanan krizin gerçek etkisi 2026 sonlarına veya 2027 başlarına kadar market raflarına ve insanların sofrasına yansımayacak.

Dünya şu anda gıda güvenliğini koruma temellerinin yok olmak üzere olduğu bir durumda. Körfez dışında en büyük gübre üreticileri olan Rusya ve Çin, yaptırımlar ve iç ihracat yasakları nedeniyle bu boşluğu dolduramıyor. Tüm bunlar, petrol şoklarının ve krizlerinin her zaman çözülebileceğine, ancak gıda şokunun daha uzun ömürlü ve daha şiddetli olduğuna dair işaretlerdir. Bu krizin ömrü haftalarla değil, hasat mevsimleriyle ölçülecektir.

 

Ömer Ahmed, Rûdaw Medya Grubu Ekonomi Masası Sorumlusu

 

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)