Kürdistan demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasında ilk üst düzey görüşme, 17 Mayıs’ta KYB ile Değişim Hareketi (Goran) arasında yapılan anlaşmanın ardından geldi.
KYB heyetinde yer alan kişilerin çoğu, Goran’la yapılan anlaşmadan yana olan kişilerdi ancak Mele Bahtiyar’ın işaret ettiği bazı maddelere şerh koymuşlardı. O maddelerin geneli, KDP’nin rahatsız olduğu ve Mam Celal’in (Celal Talabani) “KDP’yle yaptığımız ittifakın siyasi mirası” olarak tanımladığı konuları kapsıyordu.
KYB’nin güvercinleri, Kürdistan’ın krizden çıkması ve KDP’nin hesaba katılması gerektiğini söyleyen kişiler. Şahinler ise KDP sayesinde kazanımlar elde eden ancak son toplantıda KDP’ye karşı hamaseti üst seviyeye çıkaran isimlerden oluşuyor. Son 4 yıldır Goran ağzıyla konuşan bu kanat, KDP’yi dize getirebileceğini sanıyor.
Anti - KDP’cilikten nemalanan kanadın, bırakın kendi içindeki sorunları çözmeyi, KDP’yle nasıl temas kuracakları konusu bile içlerindeki sorunu büyütür.
KYB’li güvercinler, doğru bir siyaset izliyor ve pragmatik hareket ediyor. Çünkü bugün idari, ekonomik ve siyasi anlamda KDP’ye yönelttikleri suçlamalardan başta Hero İbrahim Ahmed olmak üzere bu kanat sorumlu. Bu kanat Goran’la anlaşma yapmadan önce, anlaşmada söz edilen tüm yöntemleri KDP’ye karşı kullandı.
Fakat KDP parlamentoyu tatil edip Goran’ı hükümetten uzaklaştırdığında sessizliğe gömülüp, hükümette kalmaya devam ettiler.
Şimdilerde KYB yönetiminden bazı kişiler, partinin çıkar ve kazanımlarının Goran’a feda edilmemesi gerektiğini söylüyor.
KDP’nin pervasızlığı
KDP’nin pervasız olduğu söylenir hep. Doğru! Peki neden? Kürdistan’da yaşananlar, KDP’nin birkaç defa burnunun yanmasıyla karşıtlarına güveninin kalmamasının sonucu. Kürdistan’da uzlaşma sağlayabilmek adına KDP’nin dilinde tüy bitti. Hepsi, parlamentoda yasama dönemini tamamlayabilecekken yanlış konuşmaya başladılar. Bu sefer de KDP’yi darbe yapmakla suçladılar.
KYB için KDP’yle yapılan Stratejik Anlaşma kağıt üstünde kalmış halde. Kubad Talabani hariç diğerleri kendilerini KDP’nin başlıca muhalifleri olarak görüyor.
Tüm partilerle bağımsızlığın yol haritası için görüşüyor fakat hiç kimse komisyona üye göndermiyor, sonra da “KDP bağımsızlık meselesini kendisi için kullanıyor” diyorlar.
İran öncülüğünde PKK ve Heşdi Şabi’nin üyeliğiyle KDP karşıtı bir cephe oluşturulur ancak hükümetin Türkiye’yle yaptığı anlaşmalar “KDP’nin Türkiye’ye kiralanması” olur! KDP’nin Süleymaniye ofisleri yakılır, bunun “ifade özgürlüğü” olarak kabul edilmesini isterler!
KDP’nin Süleymaniye ve Kerkük bölgesinin yeraltı kaynaklarını talan etmemesi (!) için buraları bölgeleştirmeye çalışırlar ancak maaşlar için KDP’nin kapısını çalarlar.
PKK’nin bir kaybı için karalar bağlarlar ama bir peşmerge şehit düşünce bahsetmezler bile! Bunun gibi onlarca, yüzlerce örnek var.
Peki böyle bir atmosferde KDP’den “pervasızlık” dışında ne bekliyorsunuz?
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın