Tek dertleri Barzani’yi uzaklaştırmak

16-09-2015
Serxel Haci Cemal
A+ A-

Kürdistan Bölgesi’ndeki siyasi çekişmeler sağlıklı bir temelde yapılmadığı gibi sözkonusu çekişmeler siyasetçilerimizin “siyasi ahlaktan” uzak tartışmalarına yol açıyor. Günümüzde yaşadığımız bu yaklaşımın daha kötüsü geçmişte de yaşadık.

 

Siyasetçilerimiz ne günümüzün ne de tarihin bilincinde değiller ne yazık ki. Siyasilerimiz siyaseti rakibini suçlamak olarak gördü. Siyasetçiler, karşındakinin  güçlü yanlarından çok zayıf noktalarını ve eksikliklerini dile getirmeyi amaç edindi. Bu yüzden siyasi partiler, özeleştiri vermekten ziyade, rakibinin yapmadıklarıyla ilgili propaganla yapmaya başladı.

 

1960’larda Kürdistan Demokrat Partisi’nden (KDP) bir grup, kendileri “aydın” olarak tanımlayıp, Marx’ın ideolojisini benimsedi. Asıl amaçları ise, Barzani’yi partiden uzaklaştırmak ve kendilerini partide üstün kılmaktı. Ancak bu çabaları herhangi bir sonuç vermedi ve partiden ayrılmaya karar verdiler.

 

O dönemde partiden ayrılan bu grup daha sonra ”Celali” adını aldı. Celali grubu,  halkı Barzani ve ailesinden uzaklaştırmak için çeşitli propaganlara başladı. Sözkonusu grup, Barzani ve ailesini “gerici” olmakla suçladı. Hatta daha ileriye giden tabirler de kullandılar. Ancak 11 Mart 1970’de  Irak Devrim Komuta Konseyi Başkanı Saddam Hüseyin ile KDP Başkanı Mele Mustafa Barzani arasında imzalanan  ve Bağdat’ın onayladığı “otonomi” anlaşmasıyla Kürtler’in bölgedeki siyasi, askeri ve sosyokültürel özerkliği güvence altına alındı.

 

Bu da Kürt düşmanlarının ve Celali’lerin beklentisinden uzak, Kürtler’in ulusal barışını oldu. Asıl şarşırtıcı olan ise Barzani’ye “gerici” ve onlarca çirkin suçlamada bulunan şahıslar, Barzani’nin kanatları altında siyasi faaliyetler yapmak istediler. Bugün yaşadığımız bu siyasi çalkantılar da gösteriyor ki geçmişten ders almamışız.

 

Bu yaşananlardan daha sonra Kürdistan Bölgesi’nde çoklu parti sistemine geçildi. Bahsettiğim grup, bir kez daha aynı propagandayla KDP’ye karşı haklı kışkırtmaya başladı. Yazımda tarihten söz etmemin nedeni, Kürdistan Bölgesi’nin şu anda geldiği siyasi noktanın  nasıl bir süreçten geçerek, günümüze kadar ulaştığını göz önüne koymaktı!

 

Ayaklanmadan sonra uzun bir sürece yayılan iç savaş ise bu sorunu daha çok derinleştirdi. Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) bölgesinde KDP’yi hedef alan çirkinleştirme ve itibarsızlaştırma progandası nasıl yapıldıysa, KDP’de hakim olduğu bölgelerde  KYB’yi savaşı tetikleme ve 2 idareli bir yönetimle suçladı.

 

Karşılık olarak hiç hoş olmayan bir ortamda iç savaşla zaman geçti. Kötü sonuçlar yaşandı. Değindiğim nokta ise şu an bile devam eden bene propaganlardalar. Süleymani, Germiyan, Raperin ve Halepçe bölgelerinden yaşayanlar Barzani ve ailesine karşı olmalı. Bu bölgelerdeki emniyet ve basın-yayın kuruluşlarının tümü Barzani ailesini kötüleme çabası içinde zaten.

 

Gelin görün ki zamanla stretejik anlaşmalar yapıldı. Bir süre sonra Newşirvan Mustafa’nın başını çektiği bir grup, KYB’den ayrılarak yeni bir parti kurdu. Zira söz ettiğim bölgede, Barzani ve ailesine karşı olmaya alışmış bir kitle mevcuttu ve bu kitleyi tetiklemek için bir tek kıvılcım yeterlidi.

 

Bu nedenle Değişim Hareketi (Goran) ,KYB’nin yani Celal Talabani’nin KDP’nin  sözünden çıkmadığı ve kanatları altına girdiğini iddia etti. Propagandanın sonucunda Goran, gözle görülen bir farkla parlamentoda 25 saldelye elde etti.

 

Son seçimlerde KYB bağımsız bir listeyle rekabete girdi ve Goran bu kez daha sert propaganda yapmaya başladı. Basında, “Barzani’nin kenti genişledi”,  “KYB, KDP’nin kanatları altına girdi” vb manşetler atılmaya başlandı. Sonuç olarak KYB 18 sandalye elde etti ve bu sonucu kırılma olarak değerlendirdi.

 

Bu seferde KYB stratejik bir hareketle  KDP’ye karşı bir propaganda başlattı. Hepimizin tanık olduğu gibi Irak seçimlerinde KYB büyük bir başarı elde etti. Kaldı ki bu sonucu kendileri dahil birçok siyasi gözlemci de beklemiyordu. Şu anda ise Kürdistan Bölgesi’nde büyük bir kriz ve çok hassas süreçten geçiyoruz. Halkımız, başkanlık seçimi için ilgili tarafların bir an önce anlaşmasından yana.

 

 

Ancak taraflar bir türlü uzlaşmaya gitmiyor. Mesele, KYB, Kürdistan Birlik Partisi (Yekgirtu), Goran ve İslami Toplum Partisi (Komel) tarafından zorlaştırılıyor. Tüm taraflar Barzani’ye karşı duruşlarını ortaya koyarak, 60’ları aratmıyorlar.

 

KYB Meclis üyesi Said Pire, Mesud Barzani’nin görev süresini uzatmaya yönelik KYB ve KDP arasında 30 Haziran 2013 tarihinde imzalanan anlaşmanın tekrarlanmayacağını söyledi. Pire bu sözleri grup adına kurdu ve partinin rengi belli oldu.

 

Kürt siyasetinde bu tarz  yöntemler 50 yıldır devam ediyor ve bu girişimlerden de zararı sadece halk görüyor! Kısacası taraflar sadece tek tarafın taviz vermesini beklerse erken seçimden sonra sorunlar daha da büyüyecektir.

 

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)

   

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli