Bağımsızlık istemeyen bir cennet
ENEX Yıllık Genel Kurulu'nun güzel yönlerinden biri de, dünyanın 50 ülkesinden medyacıların resmi ve resmi olmayan birçok toplantıyı bir arada gerçekleştirmesidir. Bu oturumlarda her ne kadar yeni medya trendleri tartışılsa da, bu ülkelerin her birinde yaşanan ilginç değişimler iki kat daha fazla önem taşıyor.
Ev sahibi ülkelerin güzelliklerini görmenize vesile olan yemek, yürüyüş ve geziler esnasında gerçekleştirilen gayri resmi toplantılarda daha açık ve kolay açıklamalar yapılıyor. Konuşmacılar, ülkelerinde medya alanında karar vericiler ve etkin isimlerdir. Çünkü konuşanlar aktivistler değil sözü geçen ve sözlerini yerine getirenlerdir.
Bu yıl toplantı Curaçao'daydı. Curaçaolular için ülkelerinin reklamını yapmaları açısından büyük bir fırsattı. Onun da etkisi oldu. Yanılmıyorsam Curaçao Başbakanı, bir otelde Birleşik Arap Emirlikleri’nden medya temsilcileri ile bir araya gelmek için ENEX toplantısındaki konuşmasını yarım saat erteledi.
Bizim için dünyanın en büyük medya işbirliği projesi olan bu seferki genel kurulda yer almak sadedece Kürdistan’ın bir ülke olarak Rûdaw aracılığıyla resmen katılması ile sınırlı değildi. Aynı zamanda tüm dünyadaki haberlerin %90'ını hazırlayıp sunan medyanın, gelecek için vizyonlarının ve niyetlerinin ne olduğunu da öğrenmiş olduk. Ayrıca önümüzdeki yıllarda hangi konu ve olayların beklendiğini ve dünya medyasının nelere ilgi göstereceğini de anlamış olduk.
Belki de koronavirüs salgını olmasa bu seferki ENEX toplantısı farklı olacaktı. Bu sefer öyle bir şekilde oldu ki artık dünya böyle olmuş, dünyanın herhangi bir yerinde olan şeyleri evimizi etkilemez diyemeyiz. Olay size ne kadar yakınsa, sizin için o kadar önemlidir şeklindeki haber alfabesinin artık geçerli olmadığı anlamını taşıyor. Kızıl ateş sizden uzakta olsa bile yeni dünyada bir kıvılcımı size ulaşacaktır.
Dr. Rene van der Zande, önümüzdeki 10 yılda yaşanancak iklim değişikliklerin nasıl insanlığa artık kontrol edilemeyecek kadar büyük felaketler getireceğini detaylı ve bilimsel sonuçlarla anlattı. Seminerden sonra, tüm dünyayı dolaşan bu bilim adamıyla uzun bir sözyleşi yaptım. Bize anlattıklarının sırf uyarı için olduğunu ve durumun o kadar da kötü olmadığını söylemesini isterdim. Ama tam tersine, gayri resmi olarak söyledikleri, seminer kürsüsünde anlattıklarından çok daha da kötüydü. Ne yazık ki, nasıl ki koronavirüs bize yeryüzünde kaderimizin tamamen ortak olduğunu hatırlattıysa, önümüzdeki yıllarda yaşanacak iklim değişiklikleri de sevdiklerimizi kaybetmemize neden olacak ki acılarımızın yası da cabası.
Curaçao, dünyada iklim değişikliği riski altında bulunan yerlerden biridir. Hala da Karayip cenneti olarak görülüyor. Bildiğiniz gibi, Karayipler de cennet gibi bir bölge. Düşünün ki yeryüzündeki cennettesiniz ve tehlikede altındasınız. Diğer bir deyişle çevrenin korunması, moda olan popülist protestolarlardan çok herkjes için bir görev ve zorunluluktur.
ENEX toplantısında tanıştığım insanlardan biri de Franklin’di. Curaçao’lu bir medyacı Curaçao televizyonunda başarılı gece şovu sunuyor. Birçok ortak yaydada buluştuk. İkimiz de Hollandalıyız ama ben Kürdistani kimliğim o da Curaçao kimliği ile. Her ikimiz de Hollanda'da gazetecilik okuduk ve ikimiz de orada öğrendiklerimizla halkımıza hizmet etmeye geldik.
Curaçao hala Hollanda İmparatorluğunun bir parçası ve bizden önce referandum yaptılar. Venezuela'ya yakınlığı ve stratejik konumu nedeniyle, misyonu “uyuşturucu ticaretini önlemek” olarak tanımlanan Amerikan kuvvetleri burada bulunuyor.
Franklin ve diğerleri ile Rûdaw için hazırladığımız özel bir raporda, Kürdistan ve Curaçao'nun bağımsızlık konusundaki farklı algılarını karşılaştırıyoruz. Özellikle de sorumuz şu; bağımsızlık Kürdistan ve Curaçao halkının arzusu. Ancak buna rağmen, bağımsız oldukları halde her iki halkın da hayatı ve geleceği şimdikinden daha iyi olacak mı? Örneğin Curaçao da Kürdistan gibi sırtını, turizm ve petrol gelirlerine dayıyor (çünkü büyük petrol rafinerileri var). Curaçao'ya gelen ve rafine edildikten sonra satılan petrol Venezuela'dan geliyor. ABD’nin Venezüella'ya uyguladığı yaptırımların ardından artık Curaçao'nun gelir kaynağı da kalmadı, şimdi sadece iç ihtiyaçları karşılamaya yetecek kadar petrol alabiliyor. Dolayısıyla geriye sadece turizm kalıyor.
Curaçao'nun hem Ekonomi hem de Turizm bakanlarının ENEX toplantısında bize anlattığına göre, koronavirüs nedeniyle buraya gelen turist sayısı da yüzde 62 oranında düşmüş. Şimdi yeni bir canlanma var ama o da cılız. Bunedenle işsizlik oranı da yüzde 25'e çıkmış bulunuyor.
Bu çok büyük bir sayı. Ekonomik durumun çok kötü olduğu bir dönemde, Hollanda hükümeti Hollanda İmparatorluğu'nun bir parçası olarak Curaçao'ya mali yardım gönderdi. Curaçao bu yıllarda bağımsız olsaydı, tüm bu güçlü ekonomik darbelere dayanamazdı. Bunu bir tarafa bırakalım, nüfusu 200 binden az olan bu ülkenin sınırlarını bölgedeki diğer ülkelerden korumak ve güvence altına almak mümkün olmazdı.
Curaçao halkı artık petrol gelirlerine uzun süreliğine bağımlı olmanın bir yarar getirmeyeceğinin farkında. Bu nedenle turizm sisteminde büyük reformlar yapmakla meşguller. Koronavirüs gibi yeni salgınlarda bile iyi çalışabilen ve ülke ekonomisini etkilemeyen bir sistem. Adada karanlık bir kölecilik tarihi olmasına rağmen, eski kölelerin özgür torunları Hollandalılara kin beslemiyor ve küskünlükle bakmıyorlar. Nedeni açık; Hollandalı turistler tercihlerini buraya yapıyor turizm gelirlerinin büyük bir kısmını buradan karşılıyor. Ayrıca kriz dönemlerinde Den Haag para göndererek Curaçao'nun düşmesine izin vermiyor.
Bunlar bizim için de önemli dersler. Petrol artık siyah altın değil, gümüş olmuş. Yeşil enerji elde etmek için yeni buluşlar başarılı olursa, ki başarılı olacakları açıktır, petrol kara bir teneke haline gelecektir. Bu yüzden Curaçao'lu medya çalışanları, bakanlar ve Başbakan’ın Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen medya mensuplarını nasıl krallar gibi ağırladıklarını gördüğümde, bunu BAE’nin petrol ve diğer ürünlerinin üretimi için değil, kendi dönüşüm projeleri olan turizm için garanti altına almak istediklerini anladım.