Diktatörler kan sever

17-03-2018
Selahattin Çelik
A+ A-

Türk egemeninin iki ideolojik ve politik dayanak ve gerekçesi var: “Türk-İslam sentezi” ve “Osmanlı İmparatorluğu rüyası”. Dinin millileştirilmesine denk düşen birincisi, birçok ülkede vakaa ama Türkiye örneği çok farklı.

 

Sentezde önde olan Türklük’tür. Dinin görevi, devleti ve Türklüğü korumaktır. Şarlatan din adamlarının “Allah devletime zeval vermesin” hutbeleri, Diyanet Kurumu’nun katliamları kutsayan fetvaları, şaşırtmamalıdır.

 

“İslam’ın yenilenmesi” istenebilir, istenmelidir. Din yaşayan ve değişime gebe bir olgudur. İslam dininin her açıdan reforma ihtiyacı vardır. Ama bugün yüzyüze olduğumuz acil sorun, İslamın ırkçı-militarist Türkçü yorumdan kurtarılmasıdır. Zira Türkçü İslamcılık, Kürde karşı soykırıma dönüşmüştür.

 

İnsan hakları, demokrasi ve yeniliğe düşman otokratların geleceğe dair konsepti olamaz, onlar geçmişe sarılırlar. Osmanlı İmparatorluğu çok halklı, militarist, feodal, sömürgeci bir yapıydı. Savaş, işgal, talan, dini bağnazlık üzerinde kurulmuştu. Ömrünü doldurdu, kötü mirasıyla geberdi gitti. Bir daha asla varolamaz.

 

Türk otokratı, Osmanlının çöküşünü haksızlık görüyor, silah gücüyle gidermek istiyor. Çoktandır bunun kültürel kurumsal zemini yaratıyor. Hitler de Birinci Dünya Savaşı sonucuna “Haksızlık” diyordu. Ne felakete yol açtığını biliyoruz.

 

Benzerlerin kan kardeşliği

 

Türk devleti için sorun vardı. Kendisinden büyük devletler sahadaydı. Kuşatan coğrafyada her birinin koruduğu küçükler vardı. NATO’yla denedi. Radikal İslamcı, yayılmacı kafa ve daha birçok faktör nedeniyle olmadı. Neden Putin’le olmasın?

 

Gürcistan ve Ukrayna’da NATO ve AB’yi rezil etmiş, ambargodan rahatsız Putin, Suriye’nin de patronuydu. O da milliyetçiliği bayrak yapmıştı. Parlamento, seçimler sözde var. Muhalefet yasak. Ses çıkaranı tutuklatıyor, tetikçilerine havale ediyor.

 

Putin cinayetlerinden bir seçki:

 

Paul Klebnikow gazeteciydi, ABD vatandaşıydı da. Yetmedi. 2004’te Moskova’daki redaksiyon bürosunda kurşunlandı.

 

Anna Stepanowna Politkowskaja, gazeteci ve insan hakları savunucusuydu. Ekim 2006’da evininin merdivenlerinde göğsünden ve kafasından kurşunlardı.

Alexander Litwinenko, eski ajandı. İngiltere’ye sığınmıştı. Çayına radyoaktif madde koydular, 23 Kasım 2006’da öldü.

 

Natalia Estemirowa, insan hakları savunucusuydu. Çeçenistan’ı yazıyordu. 2009’da cesedi bulundu.

 

Boris Abramowitsch Beresowski, muhalifti. İngiltere’ye sığındı. 2013’te Londra’daki evinde banyoda cesedi bulundu.

 

Boris Jefimowitsch Nemzow da Putin muhalifi bir siyasetçiydi. 27.02.2015 gecesi, Moskova’da Kremlin yakınlarında sırtından dört kurşunla devirdiler.

 

En son 4.03.2018’de eski ajan Sergei Skripal ile kızı Julia, İngiltere’nin Salisbury şehrinde sinir gazı ile zehirlendiler, ölümle pençeleşiyorlar.

 

Bu konuda Türk kafadarın Putin’e ihtiyacı yok. Türkiye tetikçi yuvası. Tahir Elçi cinayeti, Putin’i bile kıskandırmıştır, denemediği bir nükleer madde kaldı.

 

Aşikar; otokratların işbirliği, jeopolitik çıkarlar kadar, benzer karakter ve ruh halinin de bir ifadesidir.

 

Emperyalistlik, anti-emperyalistlik

 

Moskova çoktandır Avrupa’da güçlenmekte olan ırkçı partilerin bir Kabesi. Putin’i ziyaretlerinin arkası gelmiyor. Halbuki bugünkü Rusya, ırkçı militarizm olan faşizme karşı zaferin ürünüdür. Toplumu geçmişinden koparmak, bellek silimi bu olsa gerek.

 

Avrupa ırkçıları, Ankara otokratına o kadar hoşgörülü değiller. Onu İslam’la, göçmenlerle özdeşleştiriyorlar. Yine de şu kesin: Otokratların dini ve milliyeti ne olursa olsun ve yarın öbür gün birbirini yiyecek olsalar da, onlar Avrupa ırkçılığının ikiz kardeşleridir, tümü de felaketlerin habercisidirler.

 

Olay net. Ama halen otokratlara pozitif anlam yükleyenler var. Milliyetçiler neyse ama ya “antiemperyalistliği” maske yapanlar? Bunların yaptığı ile şarlatan din adamlarının yaptığı, tıpatıp aynı.

 

Putin’in güç gösterilerinden kendilerinden geçenler çok. Nikita Kruşçev de 1961 Komünist Partinin 22. Kongresi’nde “Şimdiki Sovyet nesli, komünizm altında yaşayacak” diyordu. Ne oldu? Altın klozetli oligarşlar doğdu.

 

Ölçümüz, renk, din, ırk ayrımı yapmadan, insan onurunu, yaşamını, doğasını savunmak ve korumak olmalıdır. Türk ırkçılığı, bu duyguya yer bırakmışsa eğer.

 

Afrin günah keçisi

 

Anlatımıma “dünya düzen değişimi”, “değiştirme isteme” adını da verebilirsiniz. Bu bir süreç, şu ya da bu ülkede çoktandır bir fenomen. 1956 Süveyş Kanalı Savaşını bilen var mı? İngiltere emperyalist öncülüğü ABD’ye resmen terketmişti.

 

Afrin Kürt sorunudur. Suriye sorunudur da. Irak ve Güney Kürdistan’daki olayların bir devamıdır. Türk devletinin anti-Kürt konseptinin, iki kafadarın gösteri alanıdır. Rusya-ABD hesaplaşmasının da bir alanıdır. Kürtler denek seçilmiştir. Ortak bir cinayet var.

 

Türkler için söylüyorum; her savaş, iç egemenlik içindir de. Kürt öldürülür Türk alkışlarsa, o her türlü baskıyı hak ediyor. Rusya’daki muhalefet Türkiye’de olmadığı için, otokrat Türkü vurmuyor. Olmayan bir şeyden neden korksun ki!

 

Zavallı Batı

 

Putin’e alan kaptırdıkları kesin. Korkaklıklarının ciddi siyasal, ekonomik ve askeri sonuçları olacaktır. Ortadoğu gidiyor. Balkanlar beklemede. Kısaca aktardım, Avrupa ırkçılığı da otokrasiden besleniyor.

 

Hepimiz gibi benim de gözlerim insan hakları kurumlarını, insani hassasiyeti arıyor. Daha dün Kürtlerin kahramanlığını övenler, Kürt gösterileri olmasa Afrin’den hiç bahsetmeyecekler. Halbuki Afrin’de sadece Kürtler ölmüyor, insan hakları, demokrasi, insanlık da ölüyor.

 

Kendileri itiraf ediyor, BM ve AB’nin dahil, uluslararası insan haklar kurumlarının etkisi hiçe inmiş. Afrin suskunluğu, o ölümün adıdır. Emperyalist çıkar, o kurumları, o kavramları öldürdü. İnsan hakları inançtan geçim aracına dönüşmüş. Netice; bir Cezayir, bir Vietnam dayanışmasına şahit olamıyoruz.

 

Afrin’de David-Goliath savaşı var. Afrin onurunu çiğnetmiyor. Ya sizler? Madrid, Paris, Brüksel, Londra ve Berlin’de sizi katledenlerle, Afrin’i katledenlerin aynı kumaştan dokunduğunu bilmiyor musunuz? Dayanışmaysa, tepkiyse, hemen! Acıyı sonradan romanlaştırmanın, filmleştirmenin yararı olmaz.


(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli