19 günlük savaşın ardından İran sanayisi

19 günlük savaş süresince İran'ın savunma sanayisi altyapısı yerle bir edildi, gıda tedarik zinciri tehlikeli bir biyolojik krizin eşiğine geldi ve bankacılık ile ticaret sistemi son derece kritik bir durumda.

Savunma sanayisi     

28 Şubat 2026 sabahından önce İran, Ortadoğu'nun en gelişmiş yerli silah üretim ekosistemine sahipti. Bu, ülkeyi yerli savunma sanayisini güçlendirmeye iten kırk yıllık uluslararası ambargoların bir sonucuydu. 2026 başı itibarıyla İran, ayda yaklaşık 50 balistik füze üretiyor ve on binlerce Şahid dronuna sahipti.        

Ancak savaşın 19. gününde tablo tamamen değişti. ABD Savunma Bakanı, "İran'ın ne hava savunması ne hava kuvvetleri ne de deniz kuvvetleri kaldı" açıklamasını yaptı.

 Uluslararası güçler, İran'ın 31 vilayetinden 29'una 7.600'den fazla saldırı düzenledi. Batılı istihbarat kaynaklarına göre İran'ın şu an yeni bir balistik füze üretme kapasitesi kalmadı.     

Savaşın birinci gününde Körfez ülkelerine 167 füze ve 541 dron fırlatılırken; 15. günde bu sayı sadece 4 füze ve 6 drona geriledi. Bu, yüzde 98,6’lık bir çöküş anlamına geliyor.

ABD ve İsrail; İran'ın füze fırlatma rampalarının yüzde 70'ini, radar ve hava savunma sistemlerinin ise yüzde 85'ini imha ettiklerini iddia ediyor.  

Buna rağmen, 17 Mart 2026 Salı gecesi İran, İsrail'e karşı 61. saldırısını gerçekleştirdi. Devrim Muhafızları, "Hürremşehr-4" füzeleriyle 100 noktanın hedef alındığını duyurdu.

Füze ve dron uzmanları, fırlatılan mühimmat sayısının azaldığını ancak kullanılan yeni silahların çok daha güçlü olduğunu belirtiyor. Yine de en ağır darbeyi, üretim tesislerinin vurulması ve işleyişin durdurulmasıyla savunma sanayisi aldı.    

Saldırının farklı aşamaları:  

1. Aşama: Hava savunmasının felç edilmesi (Hürremabad'daki İmam Ali ve Hürmüzgan'daki Hacı Abad füze üsleri).  

2. Aşama: Fabrikaların vurulması (Katı yakıtlı füzeler için Hocir Kompleksi ve Tahran'daki Abbas Abad sanayi bölgesi).   

3. Aşama: Sanayi bölgelerinin imhası (Özellikle Şahid-131 ve 136 dron motoru fabrikasının bulunduğu Şükühiye bölgesi ve Parçin askeri kompleksi).  

Gıda tedarik zinciri  

Savunma sanayisindeki çöküşün aksine gıdadaki çöküş "sessiz" ilerliyor; etkileri biyolojik veriler ve rakamlarla kendini gösteriyor. İran, gıda ihtiyacının yarısını yerli üretimle, diğer yarısını ise Hürmüz Boğazı üzerinden ithalatla karşılıyor.

Brezilya'dan mısır, Güney Amerika'dan soya ve yerli üretimin yetmediği diğer tahıllar bu yolla temin ediliyordu.

İran bir azotlu gübre ihracatçısı olsa da fosfat ve potasyum gübresi için Çin gibi ülkelere bağımlı. Ülkedeki yem fabrikalarının elindeki stoklar ise sadece 14 ila 21 gün daha yetebilecek düzeyde.     

Tavuk üretiminin sonu: Yem stoklarının tükenmesi nedeniyle çiftçiler, milyonlarca tavuğu yem bitmeden erkenden kesip pazara sunmak zorunda kaldı. Birkaç ay içinde kümes hayvancılığı sektörünün tamamen durması bekleniyor.

Buğday krizi: İran'ın 7-8 milyon tonluk buğday stoku, aylık 1,4 milyon tonluk tüketim göz önüne alındığında sadece 5-6 ay daha ekmek ihtiyacını karşılayabilir.  

Savaş durmazsa, temmuz veya ağustos 2026'da fırınlar büyük bir krizle karşı karşıya kalacak.  

Halkın durumu: Hükümet, 11 temel gıda maddesi için aylık 1 milyon Tümen (yaklaşık 7,5 dolar) değerinde "elektronik gıda kuponu" dağıtmaya başladı ancak bu miktar bir ailenin ihtiyacının yüzde 2'sini bile karşılamıyor. Gıda enflasyonu yüzde 90'a ulaştı.

Bankacılık, ticaret ve dijital ekonomi   

İran'ın mali çöküşü savaştan önce başlamıştı. 2026 başında Tümen o kadar hızlı değer kaybetti ki küresel döviz platformları Tümen'in dolar karşısındaki değerini "sıfır" olarak göstermeye başladı.   

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran'ın finans sektörünü hedef almak amacıyla ülkeye dolar akışını kasıtlı olarak kestiklerini itiraf etti.

Bu durum, Aralık 2025'te "Bank Ayandeh"in (Gelecek Bankası) iflasına ve Tahran Büyük Çarşısı'nın kapanmasına yol açtı. Tarihsel olarak Büyük Çarşı'nın kepenk indirmesi, İran'da her zaman iktidar değişimlerinin tetikleyicisi olmuştur.   

Dijital ekonomi: Savaştan önce dijital ekonomi günlük 42 milyon dolar gelir sağlıyordu. Instagram üzerinde 500 bin aktif online mağaza bulunuyordu. İnternet kapasitesinin yüzde 4'e düşmesiyle bu gelir günlük 1,7 milyon doların altına geriledi ve 1 milyon kişi işsiz kaldı.   

Bank Sepah: 12 Mart'ta bu bankanın vurulması, Devrim Muhafızları ve silahlı kuvvetlerin maaş sistemini felç etti. Bu, finans savaşının güvenlik kurumlarının içine sızdığının bir işareti.     

Ayakta kalan son damar

İran ekonomisi savaştan önce zaten yüzde 39 kapasiteyle çalışıyordu. Savaşın 19. gününde ekonominin tamamen durmasını engelleyen tek bir unsur kaldı: Hark Adası petrol ihraç terminali.  

Bu terminal, İran'ın petrol ihracatının yüzde 90'ını oluşturuyor ve yıllık 53 milyar dolar gelir sağlıyor. Eğer Hark Adası'ndaki petrol tesisleri de askeri ve güvenlik tesisleri gibi hedef alınırsa; savunma, gıda ve bankacılık sektörlerindeki üç büyük çöküş birleşecek ve İran ekonomisi geri dönülemez bir felce uğrayacaktır.

Ömer Ahmed, Rûdaw Medya Grubu Ekonomi Masası Sorumlusu

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)