Homo homini lupus: İnsan insanın kurdudur

Thomas Hobbes’un ünlü ifadesi “homo homini lupus”, yani “insan insanın kurdudur”, filozofun Leviathan adlı eserinde dile getirdiği insan doğasının bencil, çıkarcı, vahşi ve kontrolsüz yanına ilişkin karanlık tasvirinin özüdür. Bu söz, insanın insana verebileceği zararın sınırını anlatırken aynı zamanda adeta felsefi bir “cehennem tanımı” niteliği taşır.

Kimi zaman söylenir: “Acaba yerküre başka bir gezegenin cehennemi midir?”

İşte bugünlerde tam da böyle bir zaman ve haber durumundayız. Roboski’de, Êzidî katliamında, Halepçe’de ve Enfal’de yaşadıklarımızın ardından şimdi insanlığın en rafine kötülük örneklerinden biriyle karşı karşıyayız.

Dante Alighieri’nin İlahi Komedya’sındaki “Cehennem” bölümünün tarihsel bir izdüşümü niteliğinde, adeta modern çağın Inferno’sundayız.

Bosna’da “insan avı”. Haber böyle başlıyor… Ve ben bu yazıyı içim acıyarak kaleme alıyorum. Bir Kürd bireyi olarak, halkımın yaşadığı bunca acıya rağmen “buna da mı?” dedirten bir haberle karşılaşmış olmak ürperten bir duygu. 1990’lı yıllarda Balkanlar’da para karşılığı insan avının konu edildiği Hollywood filmlerini hatırlıyoruz. Yoksa endüstri, vahşetin gerçekliğine dair bir şeyler biliyor muydu?

İnsanın acımasızlığı ve vahşeti… Kürd milleti olarak çok acılar yaşadık. Bu acıların her birini içimizi kavuran bir ateş gibi hissettik ve hâlâ hissediyoruz. Ancak son yüzyılda böyle bir vahşet haberinin benzerine rastlamamıştık.

Son 200 yıldır Kürd milleti içte ve dışta türlü katliamlara maruz kaldı: Koçgiri, Dersim, Zilan, Halepçe ve Êzidî katliamarı… Hepsi hafızalarımızda hâlâ taptaze.

İngiltere basını, “savaş turisti” tanımıyla verdiği haberde İtalyan yargısının açtığı bir dosyayı gündeme taşıdı. Habere göre, Bosna Savaşı sırasında zengin İtalyanlar yüksek ücretler karşılığında “eğlence” amacıyla sivilleri avladı.

Aradan 30 yıl geçmiş olmasına rağmen gerçekler yeni yeni açığa çıkıyor: Silah meraklısı bazı varlıklı kişiler, Bosnalı Sırplara ödedikleri paralar karşılığında silahsız, sivil; kadın, çocuk ve yaşlı insanları uzun namlulu silahlarla sokaklarda öldürdü.

Haberde, “yüksek binalardan keskin nişancı tüfekleriyle sokaklardaki insanları vurdular” ifadeleri yer alıyor.

Savaş sırasında sivillerin sokaklarda sürekli koşarak hayatta kalmaya çalıştıkları görüntüler hâlâ hafızalarda. Dahası, çocukları hedef almak için bu İtalyanların Sırp güçlerine fazladan para ödediği de haberde belirtiliyor. Konuya ilişkin dava bugün Milano savcısının masasında. Gazeteci Ezio Gavazzeni, “Bu savaş turistleri yüzlerce insan safarisine katılmış zengin, tanınmış kişiler ve iş insanları” diye yazıyor.

Amerika’daki insan hakları araştırmalarında ise vahşetin içinde Rus ve Amerikalıların da olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Raporda şu ifade dikkat çekiyor:

“Hafta sonu keskin nişancıları… Bunlar hafta sonu insan avına gidip sonra saygın işlerine dönüyorlardı.”

İtalya’nın Bosna Konsolosu da “Bu vahşeti aydınlatmalı ve geçmişle hesaplaşmalıyız” diyerek sürecin önemine vurgu yaptı. Bilindiği gibi Bosna Savaşı 1992–1995 yılları arasında üç yıl sürdü.

O yıllarda Bosna’da görev yapmış, ancak hiçbir işe yaramadığı bilinen bazı sözde barış gücü askerleri olaylara tanık olmadıklarını iddia etse de İtalyan savcısının 17 sayfalık dosyası ortada duruyor. Tanık ifadeleri ve genel anlatılar, bu vahşetin bir biçimde yaşandığını açıkça ortaya koyuyor. Sırp komuta merkezinden bir yetkili de “Hiç olmadı diyemem; bunu parayla yapmak isteyen şahıslar olabilir, sayının çok yüksek olduğunu sanmam” diyerek dolaylı biçimde iddiaları doğruluyor.

Daha önce bir Rus vatandaşının benzer bir suç nedeniyle soruşturma konusu olduğu da biliniyor. İngiliz gazeteci ve Balkanlar uzmanı Tim Judah (ki bu “uzman” sıfatının sorunlu bir yönüne de dikkat çekmek gerekir), “Bu eylemler olmuş olabilir ama sayı sınırlıdır” diyerek ihtimali reddetmiyor. Eski Bosnalı istihbaratçı Edin Subašić, yakalanan bir Sırp askerin parayla keskin nişancılık yapan, sivilleri öldüren İtalyanlardan söz ettiğini aktarıyor.

Son olarak eski bir Amerikan Deniz Piyadesi olan John Jordan, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne verdiği ifadede, “Avcı turistler Saraybosna’ya sivilleri kendi özel zevkleri için öldürmeye geliyordu” dedi.

Yaşlıların öldürülmesi için daha az, kadın ve çocuklar için ise daha yüksek ücret ödendiğine dair bilgiler de dosyada yer alıyor. Aynı kaynak, “Daha çok yaban domuzu avlamaya yarayan bir av tüfeğiyle gelen birinden” de söz ediyor.

Not: Bu makaledeki bilgi ve kaynakların tamamı, 12.11.2025 tarihli The Independent, The Guardian, DW, BBC ve The Telegraph gazetelerinin haberlerine dayanmaktadır. Ayrıca haber, yorum ve incelemeler Avrupa basınında geniş yer bulmuştur.

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)