Halkın hakkını filtrelemek

22-08-2015
Zikri Musa
A+ A-

Goran Hareketi, Bağdat’taki gibi Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın parlamento tarafından seçilmesi konusunda ısrarlı. Gerekçe olarak da diktatörlüğün önüne geçme, güçler ayrılığını sağlama ve parlamentoyu güçlendirmeyi gösteriyor.

 

Oysa Goran’ın direttiği Bağdat örneğinde gördük ki Maliki, yetkileri alındığı halde parlamento tarafından tek bir soruşturmaya tabi tutulamadı.

 

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), başkanın halk tarafından seçilmesi gerektiğini savunuyor. KDP, sırf uzlaşı hatrına yetkinin parlamentoya verilmesini halka zulüm olarak görüyor. Bir tarafın inadı için, halka verilmiş bir hak geri alınıp parlamentodaki partilerin oyuncağı haline getirilemez.

 

KDP, başkanın halk tarafından seçilmesinin daha demokratik bir yöntem olduğunu, halk arasında doğrudan karar verecek bir kurumun olması gerektiğini ve parti çıkarları ile halk iradesi arasında dengeyi sağlaması gerektiğini düşünüyor.

 

KDP, Kürdistan Bölgesi’nde tam bir egemenlik olmadığı ve saldırılarla çevirili olması sebebiyle halkın oy verebileceği güçlü bir kurumun olması gerektiğini söylüyor. KDP, ilk amacı kendi çıkarları olan, ülkeyi bir koltuğa değişecek olan partilere ülkenin kaderinin teslim edilmesini istemiyor.

 

İki taraf da görüşlerinde ısrarcı ancak bu inatlaşma sonsuza kadar sürüp daha büyük sorunların çıkmasına yol açamaz, açmamalı. Tarafların, karşılıklı olarak bazı taleplerinden vazgeçip, birbirlerini anlaması gerekiyor.

 

Goran Hereketi ve karşısındaki cephe taleplerinde bu kadar ısrarcıysa ve bunun halkın genel talebi olduğunu söylüyorlarsa, bunu referandum yoluyla sonuca bağlamaları lazım. Çünkü halka sorulmadan, bu hakları ellerinden alınıp parlamenterlere verilemez. Yani KDP’nin başkanın parlamento tarafından seçilmesine razı olması için, karşı tarafın da bağımsızlık sürecini destekleyeceğini garanti etmesi ve Kürdistan’ın bölünmüş olduğunu unutmaması gerekiyor.

 

Halka verilmiş hakkın geri alınması ve başkanın parlamento tarafından seçilmesi demek, bu ülkenin ölüm - kalım meselesi partilerin eline geçmiş olacak demektir. O partiler ki siyasi açıdan çoğu bağımsız değil. Vatanın geleceği ve coğrafyası için net bir fikirleri yok. Sadece kendi çıkarlarını düşünmekle meşguller. Kimisi de inkar ve şiddet fikrine gebe.

 

Sadece şu durumda bu ülkenin kaderi partilere teslim edilip halkın hakkı filtrelenebilir:

 

1-Partiler bağımsızlık konusunda fikirlerini açıkça ilan edecek, Kürdistan toprağının birliğini desteklediklerine dair garanti verecekler.

 

2-Partilerin yasadışı silahlı güce sahip olmalarının önüne geçilmesi için yasa çıkarılacak.

 

3-Din ve ırk ayrımcılığı yapan, faşist ve bölgeci ideolojiler bırakılacak, bu anlayışa dair sloganlar partilerce terkedilecek.

 

4-Güçlerin ayrılığı ilkesi en kısa zamanda uygulanacak, adaletin kurumsallaşması sağlanacak ve denetimi güçlendirilecek.

 

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli